Müslüman Kişilikli Olmalıdır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Müslüman Kişilikli Olmalıdır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2020-07-02

Bir Müslüman kişilikli olmalıdır. Zira kişiliksiz Müslüman’dan bir hayır gelmez. Bu nedenle Müslüman’ı severim, ama kişiliksiz olanından hoşlanmam. Hatta kişilikli bir kâfirin Müslüman olmasını ister, onun için dua ederim, Efendimiz (s.a.v.) gibi. Hatırlarsınız O (s.a.v.) bir gün şöyle dua etmişti: “Allahım, şu iki adamdan (Ebû Cehil ve Ömer b. Hattâb) sana en sevimli olanı ile İslam’ı güçlendir.” Resulullah (s.a.v.) sözünü şöyle sürdürdü: “O iki kişiden Allah’a sevimli olanı Ömer idi.” (Tirmizî, Menâkıb, 18; bk. Müsned 2/25)

Bu iki kişi Ömer b. Hattâb ile Ebû Cehil idi ve ikisi de toplum içerisinde seçkin, saygın dolayısıyla kişilikli insanlardı. Sözleri, görüşleri dikkate alınır, dinlenirdi. Neticede Ebû Cehil, müşrik çevresinden elde ettiği menfaatleri, duyduğu saygıyı ve sevgiyi kaybetmemek adına hakka yüz çevirdi. Hz. Ömer’in ise, adalet duygusu, vicdanı ve dürüstlüğü O’nu hakka yöneltti. Yüksek şahsiyeti ve kişiliği ile Müslüman olunca da müspet anlamda yine saygın bir kişilik oldu.

Bir kişinin nefsî arzuları, istekleri ne kadar uç ve çirkin ise, yani genel anlamda ne kadar kötü ise, aslında aynı zamanda bu durum bir kabiliyet belirtisidir. Hasan-ı Basrî (rahmetullahi aleyh), “Bir kişi, nefsini ne kadar kötülüyorsa aslında o kadar da kendini övüyor.” diyerek bu inceliğe işaret etmiştir.

Bu sohbet hikmet sohbetidir, nefsi ile çarpışan, mücahede edenler, bunu anlayabilirler. Allahu Teâlâ bir kişiye ne kadar şiddetli bir iç ve dış düşman vermişse, onu yenmesi için o kadar da ona akıl vermiş, maddi ve manevi kabiliyetler, yetenekler vermiştir. Zira Rabbimiz, “Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden (kapasitesinden) başkasını yüklemez.” (Bakara, 2/286) buyurmuştur. Yoksa bu durum, Allah’ın adaletine ters olurdu. O zaman bir kişi nefsinin çirkin işlerine, günah arzularına, ahlaki zaaflarına bakarak, kendine verilen kabiliyeti, istidadı, yeteneği de anlayabilir. Bu anlayış çok önemlidir. Bu şekilde olayın hikmetine vakıf olan bir kişi, nefsinin çirkinlikleriyle yüzleşince, mücadelesinde yılgınlık, bıkkınlık, ümitsizlik girdaplarına düşmez. Bu sohbeti hatırlayarak toparlanabilir, mücadelesine devam edebilir.

Nakşibendi tarikatının büyüklerinden, zamanın Gavsı olarak da bilinen Abdulhakim el-Hüseyni Hazretlerinden de bu konuya işaret eden şöyle bir sohbeti nakledilir, der ki: “Benim nefsim Firavun’un nefsinden 70 kere daha kâfirdir.” Gayet mütevazı ama objektif bir yaklaşımla nefsinin çirkinliğini itiraf etmiştir ki büyüklerin bu itirafları bizler için hem bir ilaç hem de çok kıymetli ölçü kabilinden bilgilerdir. Sonuca bakınca ise bu sohbet ondaki yeteneğin de habercisidir. Zira bu nefisle baş ederek zamanının manevi anlamda en büyüklerinden biri olmuştur. Aslında bu sohbeti ile manevi yolun yolcularına, “Böyle bir nefsi terbiye edebildiğim için bu makam sahibi oldum.” mesajını vermektedir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Müslüman Kişilikli Olmalıdır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Bir Müslüman kişilikli olmalıdır. Zira kişiliksiz Müslüman’dan bir hayır gelmez. Bu nedenle Müslüman’ı severim, ama kişiliksiz olanından hoşlanmam. Hatta kişilikli ...

Allah’a Kavuşmaya Talip Olmak... / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İman eden, Allah’a (C.C.) inanan bir insan hayatın kıymetini nasıl bilmez ve onu sadece değersiz dünya metaını kazanmak için harcar. Bu, gerçekten çok derin bir gaf...

Manevi Tasarruf Haktır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat mezhebi âlimleri, Allah’ın (C.C.) veli kullarında görülen kerametlerin hak olduğuna inandıkları gibi, onların ruhlarının başka varlıklara t...
Tüm Yazıları