Allah’a Kavuşmaya Talip Olmak... / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2020-06-01

İman eden, Allah’a (C.C.) inanan bir insan hayatın kıymetini nasıl bilmez ve onu sadece değersiz dünya metaını kazanmak için harcar. Bu, gerçekten çok derin bir gaflet hali. Bu insanlarda ya iman problemi var ya da akıl problemi. Temel soru şu olmalı: “Ben dünyada imtihan olacağım ve sonra da kendimi geliştirmek, nefs hastalıklarımdan kurtulmak için çalışmayacağım; bu şekilde imtihanı kazanmak mümkün mü?..”

Ama gördüğüm kadarıyla kimsede akıl problemi yok, dünya işlerinden iyi anlıyor ona iyi çalışıyorlar. O halde demek ki iman problemi ortaya çıkıyor. Bir insan günaha düşebilir, önemli olan hedefin belirlenmesi ve hedefe doğru yola çıkmak. Hedef Allah (C.C.) rızası için kendimizi geliştirmek... Bu talebi içinde söndürmeyen, hep yaşatan bir insan yolda giderken bazen durup dinlenebilir, bazen bir kazaya maruz kalabilir, yerinde bir müddet sayabilir ama asla yürüyüşünden vazgeçmez. Hedefe kilitlendikten sonra yolda başına gelen her türlü kazalardan, duraklamalardan korkmaz. Çünkü bu kişi mutlaka hedefine ulaşacaktır.

Hedef nedir o zaman? Allah’a (C.C.) kavuşmak, mülâki olmak, bunu ölmeden başarmak. Yahut bunu ölmeden başaramasak da bu yola girmek ve bunun için bir ömür çabalamak. Tasavvufta bu mücadele var, o yüzden ben tasavvufu önemli ve gerekli buluyorum. Nitekim Rabbimiz âyet-i kerimede bu çabamızı hem doğruluyor hem de bu çabanın mutlaka karşılığı olacağını şöyle haber veriyor: “Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) çalışıp duracak ve sonunda (mutlaka) çalışmanın karşılığına kavuşacaksın.” (İnşikâk, 84/6)

Böyle bir kavuşmayı muhal gören, buna inanmayan kibirli, gururlu âlim tipler var. Akademik unvanları veya ilimleri onları kibir ve ucb denen iki tehlikeli kalp marazının içine atmış, hakikati göremiyorlar. Keşfe, kerâmete, mûcizeye inanmadıkları gibi bunu da imkânsız görüyorlar. Bu kavuşma uzaktaki iki kişinin yürüyerek birbirine kavuşması gibi değil ki Rabbimiz bize zaten bizden yakın:

“Şu kesin bir gerçektir ki, insanı elbette Biz yarattık ve (her an) nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf, 50/16)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Allah’a Kavuşmaya Talip Olmak... / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İman eden, Allah’a (C.C.) inanan bir insan hayatın kıymetini nasıl bilmez ve onu sadece değersiz dünya metaını kazanmak için harcar. Bu, gerçekten çok derin bir gaf...

Manevi Tasarruf Haktır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat mezhebi âlimleri, Allah’ın (C.C.) veli kullarında görülen kerametlerin hak olduğuna inandıkları gibi, onların ruhlarının başka varlıklara t...

Ancak Manevi İdeali Olan İnsan Nefs-i Levvamedir / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim! Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!” (Kıyâme, 75/1-2) Kur’ân’ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefse yemin...
Tüm Yazıları