Genlerimize İşlemiş Büyük Erdem Gönüllülük / Mehmet Lütfi Arslan

Genlerimize İşlemiş Büyük Erdem Gönüllülük / Mehmet Lütfi Arslan

Tarih: 2020-06-01

Gönüllülük nedir? Gönüllülük kriterleri nelerdir? Sonuçları itibarıyla neye yarar? İnsanlar neden gönüllü olmak isterler? Bizim kültürümüzde bu konuya bireysel yakınlık ya da aşinalık var mı? Niçin?

Sosyal varlıklarız. Bir taraftan kendimiz olmak, diğer taraftan anlamı bulmak için gayret ediyoruz. Anlam hem bu dünyaya niye geldiğimiz hem de niye bu zamanda ve bu insanlar arasında oluşumuza ilişkindir. Bunu çözmeye başladığımız andan itibaren kendi dışımızdakilere yönelmek ve onlarla anlamlı ilişkiler kurma ihtiyacı hissederiz. Gönüllülük bu ilişkilerin en ulvi olanıdır. “Ben” demekten çıkıp “biz” deme, hatta onu da geçip “sen” deme, nihayetinde de hep birlikte “O” diyeceğimiz bir yücelişe talip olmaktır.

Pratik manada hür irade/gönül ile yapılması ve bir maddi karşılığının olmaması gönüllülük kavramının ayırt edici vasıflarıdır. Gönüllülüğün kişiye ve ortaya konan faaliyete göre farklı kriterleri olabilir. Kişiye ilişkin kriterlerini belirlemek, kimsenin kalbini yarıp bakamayacağımız için haddimiz değildir. Bunu nakıs gönüllülükten kâmil gönüllülüğe giden bir seyir olacağı umuduyla gönüllülük sürecinin eğitici boyutuna havale edebiliriz. Faaliyete ilişkin kriterleri; maddi bir ödülün bulunmaması, uzun vadeli veya örgütlü bir çaba ile desteklenmesi ve sosyal bir yarar veya değere karşılık gelmesi şeklinde sıralayabiliriz.

İnsanların neden gönüllü oldukları çok çeşitli araştırmalara konu olmuştur. İnsani değerler ya da diğerkâmlık saikıyla gönüllü olanların yanında sosyalleşmek, başkaları tarafından kabul edilmek, tecrübe edinmek, kariyerine fayda sağlamak, olumsuz hissiyatı azaltmak, özgüven geliştirmek gibi sebeplerle gönüllülük faaliyetlerinde bulunanlar da vardır. Aslında bunu sorgulamaktan daha ziyade ortaya konan faaliyetlerin verimliliğini, etkisini ve sürdürülebilirliğini tartışmak daha faydalı olabilir. Bu da açıktır ki “yönetme” gerektiren bir süreçtir.

Bizim kültürümüzde bu konu tıpkı hayırseverlik gibi genlerimize işlemiştir, böyle olduğu için de takdiminin bile hoş görülmediği söylenebilir. Batı kültüründe bencillik temelli açıklamalara konu olan bu kavram bizde ihtiyaç duyulduğunda hayatın tabii akışı içinde kendiliğinden, insani ve İslami bir vazife olarak ortaya çıkmıştır. Gönüllülük, selim bir vasıfla Hakka arz edilmesi gereken gönlün bir fiili olarak zaten temel vecibemizdir. Ne yaparsak gönülle, ne işlersek gönülden, ne eylersek gönüllü eylemek muradımızdır. Bu manada gönül kavramının yüceliği ve herhangi bir dayatmayı kabul etmeyecek engin mahiyeti bizim örnek insan tipimizdeki en farik vasıftır. Buradan bakıldığında gönüllülük bizde sessizden, derinden ve tabii olarak yaşanan, çığırtkanlığının hoş görülmediği aşina bir haslettir diyebiliriz.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Müslüman Kişilikli Olmalıdır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Bir Müslüman kişilikli olmalıdır. Zira kişiliksiz Müslüman’dan bir hayır gelmez. Bu nedenle Müslüman’ı severim, ama kişiliksiz olanından hoşlanmam. Hatta kişilikli ...

Allah’tan Ayrı Kalmak Mümkün Mü?

İnsanın hikâyesi en çok “ayrılıkla” özdeşleştirilir. Hasret ve vuslatın insanın iç dünyasında apayrı bir yeri vardır. Dünyaya gelmek, ilk defa bedene bürünmek olsa ...

Kötülük Üzerine Felsefi Mülahazalar / Prof. Dr. Aydın Topaloğlu

Korona virüsün dünyamızı kasıp kavurduğu bu günlerde pek çok insanın aklına haklı olarak yaşamın ne olduğu, iyi veya kötü neleri içerdiği ve olası zorluklarla bir i...