Hz. Ömer Döneminde Salgın Hastalıklarla Nasıl Baş Edildi? / Dr. Ercan Cengiz

Hz. Ömer Döneminde Salgın Hastalıklarla Nasıl Baş Edildi? / Dr. Ercan Cengiz

Tarih: 2020-05-01

İnsanlığın tarihsel tecrübelerinde hiç şüphesiz en acılı olanları salgınlar olsa gerek. Salgınların tabiatına ve tarihsel etkilerine dair neler söylenebilir?

Salgın hastalıklar, tarihsel süreçte insanların karşı karşıya kaldığı en büyük felaketlerden biri olmuştur. Tarihte etkili olan salgın hastalıkların başında veba, çiçek, kolera, tifüs, sıtma ve grip gelmektedir. Salgın hastalıkların en önemli özelliği kısa süre içerisinde çok fazla insanı etkilemesi, pek çok insanın ölümüne sebep olmasıdır. Salgın hastalıkları bu derece önemli kılan sadece kitlesel ölümlere sebep olmaları değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik, siyasal ve askeri açıdan etkisi uzun yıllar sürecek sonuçlara sebebiyet vermeleridir. Salgın hastalıkların kısa vadedeki ilk etkileri nüfus ve ekonomi üzerinde olmaktadır. Pek çok insanın hayatını kaybetmesinin yanı sıra, üretimin azalması ve ticaretin aksaması ile ekonomi neredeyse durma noktasına gelmektedir. Diğer taraftan savaşlar esnasında meydana gelen salgınlar ise savaşların sonuçlarına etki edebilmektedir. Salgınlar aynı zamanda yaşam alışkanlıklarını ve standartlarını etkileyerek toplumsal değişikliklere neden olmaktadır.

Salgın hastalıkların önemli etkilerinden birisi de ortaya çıktıklarında bireylerin psikolojisi üzerinde güçlü etkiye sahip olmasıdır. İnançlı veya inançsız her birey için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Salgın hastalıklar insanların büyük kısmına, bilinçaltına attıkları ölüm hakikatini hatırlatmaktadır. Fakat bu sefer birey yalnızca kendisi için endişe duymamaktadır. Endişe duyulması gereken aile mensupları ve sevilen insanlar söz konusudur. Bir anne artık evlatları için, bir baba çocukları ve eşi için, evlat anne ve babası için kaygılanmaktadır. Dünyalık işler bir kenara itilmiş, salgın hastalıktan en yakınları kurtarma telaşı baş göstermiştir. Salgın hastalıklar fiziksel anlamda etkisini yitirdikten sonra bile psikolojik etkileri bireyler üzerinde uzun yıllar devam etmektedir.

Hadislerde tâun konusu nasıl geçiyor? Sahabeler tâunla karşılaşınca hadisler ışığında nasıl tutum gösterdiler?

Sahabenin tâun karşısındaki tutumu farklılık göstermekteydi. Bunun en önemli sebebi Hz. Peygamber’in (s.a.v.) tâun ile ilgili hadislerinin yorumlanmasından kaynaklanan farklılıklardı. Farklı yorumlamalara sebep olan hadislerden ilki, Hz. Peygamber (s.a.v.) “Şayet bir yerde tâun hastalığı olduğunu işitirseniz oraya girmeyin. Bir yerde tâun hastalığı çıkarsa ve siz orada bulunursanız tâundan kaçarak oradan çıkmayın.” hadisidir. Modern tıbbın salgın hastalıklar karşısında alınacak tedbirler arasında zikrettiği karantina uygulaması, Hz. Peygamber tarafından bin dört yüz yıl öncesinden tavsiye edilmiştir. Ebu Ubeyde b. Cerrah, Muaz b. Cebel gibi sahabeden bazı kimseler bu hadisi Allah’ın kaderi olarak yorumlamışlardır. Oysa hadisin amacı insanların tâun bulunan yerden ayrılmamalarını ve tâun bulunan yere girmemelerini sağlayarak hastalığın yol açacağı kayıpları en aza indirgemektir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Kavuşmaya Talip Olmak... / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İman eden, Allah’a (C.C.) inanan bir insan hayatın kıymetini nasıl bilmez ve onu sadece değersiz dünya metaını kazanmak için harcar. Bu, gerçekten çok derin bir gaf...

Genlerimize İşlemiş Büyük Erdem Gönüllülük / Mehmet Lütfi Arslan

Gönüllülük nedir? Gönüllülük kriterleri nelerdir? Sonuçları itibarıyla neye yarar? İnsanlar neden gönüllü olmak isterler? Bizim kültürümüzde bu konuya bireysel yakı...

Sekülerleşmenin Doğuşu ve İslam Toplumlarındaki Serüveni / Dr. Mehmet Özay

Batı’da sekülerliğin doğuşu nasıl oldu? Sonda söyleyeceğimizi önce söyleyerek giriş yapalım. Ardından sürece kısaca değinerek genel bir yaklaşım sergileyelim. ...