Sevgiye Dair / Doç. Dr. Hatice Toksöz

Sevgiye Dair / Doç. Dr. Hatice Toksöz

Tarih: 2020-01-01

 

Temelde “sevgi” konusu, kalbî ve ruhî bir meleke midir? Her güzel huyun bir eğitimi ve mücadelesi olabileceği gibi, “sevgi eğitimi” de var mıdır? Tüm bunlar çerçevesinde sevgi-kalp ilişkisine dair neler söylemek istersiniz? Zıddı nefret ise, sevgisizlik bir “araf” hali diyebilir miyiz?

“Sevgi” sözcüğü bir kavram olarak Arapçada “hub” kökünden türetilmiş ve Türkçede de “muhabbet” şeklinde kullanılan “mehabbe”dir. Istılahi olarak ise sevgi, “kişinin iyi (hayr) olarak gördüğü ya da düşündüğü bir şeyi istemesi, sevmesi veya ondan hoşlanması” şeklinde tanımlanmıştır. İslam düşüncesinde insandaki sevgi duygusunun ya karşı cinse duyulan sevgi gibi bir hazdan ya faydalanılacak bir nesneden hoşlanma gibi bir faydadan ya da ilim erbabının birbirini sevmesi gibi bilgiden kaynaklandığı ifade edilmiştir. Türkçede kullanılan “nefret” kelimesi sevginin zıddı olarak kullanılmıştır. Bu çerçevede nefreti tanımlarsak, nefret “insanın arzulamadığı, istemediği, uzak durduğu bir şeyden kaçması, ondan nefret etmesi” olarak ifade edebiliriz.

İslam düşüncesinin önemli tasavvufçularından biri olan Hücvirî, “Keşfu’l-mahcub” adlı eserinde sevgiyi tohuma benzeterek “hayatın aslı” şeklinde ifade eder. Nitekim tohumu toprağa atıp, ona yeterli su ve sıcaklık imkânı verildiği zaman vakti geldiğinde bu tohum filizlenip büyüyerek çiçek açar ve meyve verir. Benzer şekilde bir insanın kalbine atılan sevgi de burada büyür ve başka sevgilere ulaşmasına vasıta olur. Dolayısıyla bir tohum gibi insanın kalbine atılan sevgi tohumu yeşerir, büyür ve gelişir. Özellikle aile içinde çocukların kalbine atılan sevgi tohumlarının o çocuğun ilerideki hayatında büyük etkisi olacağı muhakkaktır. Zira sevginin maddi değil, manevi olarak insanı büyüten, besleyen bir olgu olduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıca burada sevgi ile kalp arasındaki ilişkiyi Gazâlî’nin “İhyâu ulumi’d-din” adlı eserinde zikrettiği bir metafor ile şu şekilde anlatabiliriz: “Sevgi (el-mehabbe), temiz bir ağaçtır. O ağacın kökü yerde sabit, dalları semaya yükselmiş, meyveleri ise kalp, dil ve azalarda ortaya çıkmıştır.”

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Ancak Manevi İdeali Olan İnsan Nefs-i Levvamedir / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim! Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!” (Kıyâme, 75/1-2) Kur’ân’ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefse yemin...

Nübüvvet ve Mucize / Prof. Dr. Ali Bakkal

Son yıllarda bir “mucize karşıtlığı” belirdi. Hiçbir inanç toplumu, -İslam dışı topluluklar dâhil- böyle bir reddiye peşinde değilken, bizlerin asla müsamaha göster...

İslam Pazarı ve Ahiler / Doç. Dr. Ahmet İnanır

İslam’ın inanç ve ahlâk boyutu yanında, muâmelât alanı diye tabir edilen iş ve ticaretle ilgili düzenlemeler içeren bir yönü de vardır. Hayatın bütün alanlarıyla il...