Örnek ve Önder İhtiyacı / Doç. Dr Adem Ergül

Örnek ve Önder İhtiyacı / Doç. Dr Adem Ergül

Tarih: 2020-01-01

 

Rabbani terbiye sisteminde, Allah Teâlâ’nın kendisini elçi olarak seçtiği peygamberler, merkezî bir role sahiptirler. Onlar, Allah adına beşeriyeti bilgilendiren, yönlendiren, terbiye ve tezkiye eden (arındırıp geliştiren) müstesna örnekler ve önderlerdir. Onların örnekliği ve önderliği, kendi arzularıyla ortaya çıkmak suretiyle değil, Allah tarafından seçilme, terbiye edilme, yetiştirilme, vazifelendirilme ve beşeriyete takdim edilme şeklindedir. Bu itibarla Allah’ın istediği ve razı olduğu şahsiyet kalitesine yükselebilmek, -çok özel istisnalar hariç- bu örneklik ve önderlik olmadan mümkün değildir.

Tarih boyunca insanların peygamberlere bakış açısı, kendi terbiyelerinin sonuçları bakımından belirleyici olmuştur. Kimileri böyle bir örnekliği ve önderliği daha başından kabul etmemişler ve kendi nefislerinin arzuları içinde bir hayat sürmeyi tercih etmişlerdir. Böyleleri hakkında Kur’ân-ı Kerim “en sapık kimseler tespitini’’ yapmıştır. Zira nefis (insanın özbenliği), İlâhî rahmetten nasip almayacak olursa, insana var gücüyle kötülüğü emreden bir yapıda yaratılmıştır. Kendi hayatında Peygamber’i devre dışı bırakmak demek, Allah Teâlâ’nın beşeriyeti hamlıktan kurtaracak mesajlarından ve uzman terbiyecilerin rehberliğinden mahrumiyet demektir. Zira peygamberlere yüklenilen misyon hem İlâhî mesajları tebliğ hem de terbiyedir. Nitekim bu büyük nimete âyet-i kerimede şöyle dikkat çekilir:

“Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Âl-i İmrân, 3/164)

Kimileri de peygamberi sadece İlâhî mesajları tebliğle görevli kabul edip, onun terbiye/tezkiye yönüne ehemmiyet vermemişlerdir. Böyleleri de Allah’ın razı olacağı bir şahsiyet kalitesine yükselemeyecektir. Zira Kur’ân’ın mesajlarının doğru anlaşılmasında, hayata intikalinde ve nasıl yaşanacağının gösterilmesinde, Peygamber’in örnekliğine ve önderliğine ihtiyaç zaruridir. Bugün bazı kimselerin çıkıp bize Kur’an yeter, diyerek Peygamber’e karşı müstağni duruş sergilemesi, hem cehaletlerinin ilanı hem de mahrûmiyetlerinin nişanı gibidir. Zira kulluğun ve insaniyet kalitesinin muallim ve üstadı olan peygamberle buluşmamak, ancak o kişinin mahrumiyeti ya da cehaleti ile izah edilebilecektir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Ancak Manevi İdeali Olan İnsan Nefs-i Levvamedir / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim! Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!” (Kıyâme, 75/1-2) Kur’ân’ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefse yemin...

Nübüvvet ve Mucize / Prof. Dr. Ali Bakkal

Son yıllarda bir “mucize karşıtlığı” belirdi. Hiçbir inanç toplumu, -İslam dışı topluluklar dâhil- böyle bir reddiye peşinde değilken, bizlerin asla müsamaha göster...

İslam Pazarı ve Ahiler / Doç. Dr. Ahmet İnanır

İslam’ın inanç ve ahlâk boyutu yanında, muâmelât alanı diye tabir edilen iş ve ticaretle ilgili düzenlemeler içeren bir yönü de vardır. Hayatın bütün alanlarıyla il...