Din Eğitiminde Manevi Boyut / Doç. Dr. Hasan Meydan

Din Eğitiminde Manevi Boyut / Doç. Dr. Hasan Meydan

Tarih: 2019-12-02

 

İnsanın “manevi potansiyelini” nasıl anlamlandırabiliriz? İnsanda temelde varoluşsal olarak bir arayış mı var? Maneviyatın kökenine ya da insan-maneviyat ilişkisine dair neler söylenebilir?

Yaratılmışların en mükemmeli ve Yüce Allah’ın teveccühüne en fazla mazhar olan varlık olarak insan bedensel varlığının ötesine geçip, aşkın olanı his ve tecrübe etme potansiyeline sahiptir. Bu his ve tecrübeler derinlemesine tefekkür, duygu dünyamız üzerine derinlemesine gözlem, dini ibadet ve sorumlulukların yerine getirilmesi esnasında yaşanan içsel tecrübeler, toplumsal yaşamda diğer insanlarla ilişkilerimizde ve yaratılmışların ahenk ve uyumundaki muhteşemliği fark etme yoluyla yaşanır. Bir bütün olarak insan maneviyatını oluşturan bu tecrübeler, bir yandan insanın elle tutulan ve gözle görünenin ardındaki gerçekliği fark edebilen diğer yandan da ruhsal dünyasını ve kişiliğini sağlıklı temeller üzerine kuran bir kemâlât yolcusu olmasının en önemli araçlarındandır.

İnsan, Yaratıcının fıtratına yerleştirmiş olduğu manevi potansiyelin peygamberler aracılığıyla gelen vahiyle buluşması sayesinde Yaratıcıyı tanır ve anlam dünyasını ona göre kurar. İnsandaki fıtrî manevî potansiyel uygun ortamı bulduğunda inkişaf ederek sistemli bir dinî yaşayış olarak görünür hale gelir. Bu potansiyeli inkişaf ettirecek ortamlar çoğunlukla inanç ve maneviyat ile şekillenmiş ortamlar olarak değerlendirilirken zaman zaman tam tersi ortamlar da insandaki manevî açlığı, anlamlandırma ve Yüce Yaratıcısına bağlanma ihtiyacını harekete geçirebilmektedir. Bu bağlamda özellikle Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. İbrahim (a.s.) örneği çok değerli mesajlar barındırmaktadır. Henüz küçük bir çocuk iken putlarla çevrili bir dünyada içten doğma bir yüce varlık duygusu ve sezgisi ile sarsılan Hz. İbrahim (a.s.), bu duygunun kendini davet ettiği gerçek Tanrı’yı aramaya koyulmuştur.

Maneviyatın insan için fıtrî bir duygu olduğunu günümüzde Batı’da sık görülen kurumsal dinî geleneklerden uzak seküler maneviyat arayışları üzerinden okumak da mümkündür. Bu insanlar geleneksel dinlerin kurum, ritüel ve öğretilerinden uzaklaşarak önce sekülerleşme temayülü içine girerken bir müddet sonra New Age denilen çoğunlukla yapay, eklektik manevî öğretiler oluşturma ve bunlarla kendilerini tatmin etme yoluna gitmektedirler. Anlamlı bir hayat yaşama, kutsal bir yüce varlık ile ilişkiyi hissetme, kâinat içindeki her şeyin bir bütün olduğunun şuuruna varma, içsel tecrübeler yaşama, madde ötesinde bir gerçeklik arayışı ve farkındalık gibi dinî maneviyatın geleneksel kavramları bu tür arayışlar tarafından ödünç alınarak seküler bir anlayışla yorumlanmaya çalışılmaktadır. Aslında dinî maneviyat çerçevesinden bakınca olumsuz bir durum olarak görünse de kurumsal dinden farklı nedenlerle uzaklaşmayı tercih eden insanların seküler dünya içinde bile içlerindeki fıtrî manevî potansiyelin çağrısından uzaklaşamadıklarını göstermek açısından gerçeklik önemlidir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Korkusuzluk Nedir? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

  Bir Müslüman Allah’tan (C.C.) başka hiçbir şeyden korkmamalı, cesur ve korkusuz olmalı… İşte bu şecaatli duruşu Allahu Teâlâ bütün Müslümanlardan istiyor…...

Sevgiye Dair / Doç. Dr. Hatice Toksöz

  Temelde “sevgi” konusu, kalbî ve ruhî bir meleke midir? Her güzel huyun bir eğitimi ve mücadelesi olabileceği gibi, “sevgi eğitimi” de var mıdır? Tüm bunlar ç...

Yardım ve Zafer Allah’tandır / Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay

  “Allahım! Bize -Müslümanlara- düşmanlık edenlere karşı sen bize yardım eyle.” (Tirmizi, Deavat 80, 5/528 Hadis No: 3502) Müminin mücadelesi,“Saadete Davet...