Çocuk ve Allah İnancı / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Çocuk ve Allah İnancı / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Tarih: 2019-11-01

Dini inanç ve insan psikolojisi arasında ne tür bir ilişki var?

Din ve psikolojinin yakın bir ilgisi var. Bütün dünyada yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki, dindarlık düzeyi yüksek olan kişiler psikolojik olarak daha iyi durumdalar; yani dindar olmayan, ateist kişilere göre daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklıdırlar. Dindar kişilerin dünyaya bakışları, olaylara bakışları daha iyimser. Daha az stres karşısında kalıyorlar ve de depresyona, anksiyete dediğimiz kaygı bozukluklarına, yani endişe haline daha az maruz kalıyorlar. Dinin verdiği birtakım mekanizmalar sayesinde stresle karşılaştıklarında daha iyi başa çıkıyorlar. Yine dindar insanlarda psikiyatrik rahatsızlıklara ve intihar olaylarına ateist kimselere göre daha az rastlanıyor. Çünkü dinin koruyucu bir etkisi var. Özellikle İslamiyet’in psikolojik rahatsızlıklara karşı önemli bir etkisi var. Mesela kişi çok ağır haksızlıklara maruz kalabilir, birtakım felaketlerle karşı karşıya kalabilir. Ateistse, onu koruyacak fazla bir mekanizma yok. Ama kişi İslam inancına sahipse, Müslümansa, inanır ki, her şey bu dünyada bitmemektedir, ahiret vardır ve ahirette insanlar zerre kadar iyiliğin de zerre kadar kötülüğün de karşılığını bulacaklardır; haksızlık da iyilik de kötülük de hepsi ahirette karşılığını bulacaktır ve kişiyi bu Allah inancı rahatlatır. Ağır stres altında bile Allah inancı onu korur. İslam inancı, Allah’tan ümidi kesmemeyi öğretir. İnsan, en ağır, sıkıntılı durumlarda bile, Allah’a inanıyorsa, iyileşeceğine dair daima bir ümit ve duygusal iyileşmesini sağlayacak bir motivasyona her zaman sahip olur. Bu da inançlı insanlar için önemli bir kazanımdır. Bu yüzden, Allah inancı, biz biliyoruz ki, psikiyatrik bozukluk ve cinnetlere karşı faydalı, sosyal fobi ve depresyona karşı koruyucu; ölüm korkusu ve kaygısını azaltıcıdır. Kısacası, dindarlar daha mutlu, daha iyimser ve daha sağlıklılar. Çalışmalar bunu gösteriyor.

Bu yüzden, sadece ahiret için değil, bu dünya için de biz evladımızın inançlı, dindar bir kişi olmasını isteriz. Çünkü dine inandığı takdirde, dış dünyanın tehlikelerine ve kötülüklerine karşı ona adeta bir koruyucu zırh takmış oluyoruz.

Biz nasıl çocuğumuzun dünyada iyi bir yerlere gelmesini istiyorsak, nasıl saygın bir kişi olmasını, doğru, dürüst bir kişiliğe sahip olmasını istiyorsak, onun dindar bir kişiliğe sahip olmasını, Allah inancıyla dolu bir kişiliğe sahip olmasını da istiyoruz, istemeliyiz. Çünkü Allah inancı olan bir kişi demek, doğruluktan, dürüstlükten ayrılmayan, çevresinde itimat edilen, saygı duyulan bir kişiliğe sahip kişi demektir. Dindar bir kişi demek, çevresinin ona güvendiği, insanları aldatmaktan, yalan söylemekten kaçınan; çevresine, insanlara, milletine faydalı, hayırlar peşinde koşan bir kimse demektir. Dünyanın ancak geçici olduğuna, bir imtihan için dünyada bulunduğumuza, ölümün bizi yakalayacağına ve ölümden sonra da hayatın olduğuna inanan bir kişi demektir. Ki bu inanç da o kişiyi daha mutlu, daha huzurlu yapar. Bu yüzden de evlatlarımızı inançlı kişiler olarak yetiştirmek gerekiyor.

Allah inancı çocuklarda nasıl gelişir, ebeveynlerin ya da çevrenin katkısı nasıl olmalı?

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Allah Korkusu Nedir? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

  “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğ...

Hür İrade / Prof. Dr. Yunus Çengel

  Fizik Kanunlarının Mutlak Belirleyiciliğini Delen Bir Varlık Boyutu : Hür İrade Büyük Patlama (Big Bang) teorisi ile öngörülen maddî evrende her şey fizik...

Din Eğitiminde Manevi Boyut / Doç. Dr. Hasan Meydan

  İnsanın “manevi potansiyelini” nasıl anlamlandırabiliriz? İnsanda temelde varoluşsal olarak bir arayış mı var? Maneviyatın kökenine ya da insan-maneviyat iliş...