Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Tarih: 2019-09-02

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir?

Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısız olaylarla, çevremizde temasta bulunduğumuz kişilerin etkisiyle yavaş yavaş oluşur. Dolayısıyla bireyin benlik kavramı oluşumunda pek çok husus etkilidir. Dolayısıyla benlik kavramının gelişiminde olduğu gibi benlik saygısının da yüksek ya da düşük olmasında pek çok faktör etkili olmaktadır. Bunlardan kısaca söz etmek gerekirse; birincisi anne-baba tutumlarıdır. Erken bebeklik döneminde gelişmeye başlayan benlik saygısı, çocuğun çevresiyle etkileşimine ve deneyimlerine bağlı olarak gelişir. Önce bebeğin en yakınında olan ve ilk sosyal temasta bulunduğu anne-baba ve bireylerinin daha sonra arkadaş ve öğretmenlerinin davranış ve tutumları ile şekillenir. Anne-babalar çocuklarına farkında olarak veya olmayarak günlük yaşam tarzları ve davranışlarının tutarlılığıyla arkadaş kazanmayı, arkadaş olmayı, karar vermeyi, sorun çözmeyi, sevmeyi ve sevilmeyi, başarısızlıkla başa çıkmayı, paralarını idare etmeyi vs. pek çok şeyi öğretmek suretiyle benlik saygılarının gelişimine katkıda bulunurlar.

Kendimiz hakkındaki değerlendirmelerimiz, düşüncelerimiz, kısacası benlik saygımız üzerinde en etkili olan kimseler en yakından ilişkili olduğumuz ve bizim için en çok önem arz eden kimselerdir ki bunlar da öncelikle anne-babamız ve diğer aile bireyleridir. Nitekim yapılan araştırmalar da bu hususu ortaya koymaktadır. Bireylerin ruhsal yönden sağlıklı ya da olumsuz bir kişilik ve benlik geliştirmeleri anne-baba tutumlarına, dolayısıyla anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkinin niteliğine bağlıdır. Psikolojik olgunluğa erişmiş olan anne-babalar, çocuklarının benlik saygılarına olumlu yönde katkıda bulunurlar. Anne-babanın çocuğuna karşı olan tutumlarını genel olarak ‘demokratik, otoriter, aşırı koruyucu ve ilgisiz’ olmak üzere dört grupta toplamak mümkündür:

Demokratik aile ortamında güven verici, destekleyici ve normal sınırlar içinde hoşgörü vardır. Demokratik aile ortamında çocuğa değer verilir, çocuk olduğu gibi kabul edilir, yeteri kadar sevgi ve şefkat görür, çocuğun duygu ve düşüncelerine saygı duyulur, çocuğun ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri göz önünde bulundurulur. Eğer, anne çocuğunu yeteri kadar sever, ilgi gösterir, besler, bir sıkıntısı olduğunda onu kurtarmaya çalışırsa bebek kendisini değer verilen ve sevilmeye layık birisi olarak algılar, böylece yüksek benlik saygısının temelleri atılmış olur. İlgili, kabul edici ve destekleyici bir anne-baba tutumu ergenlerin kendilerine daha fazla güven ve daha yüksek benlik saygısı geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Değersizlik duygusu kökenini, çocukluk yaşantılarından alır. ´Sen-ben anlayışı’ yani ‘ben bilirim, sen bilmezsin; ben değerliyim, sen değersizsin; ben güçlüyüm, sen güçsüzsün’ temeli üzerine kurulmuş olan bir aile ortamında yetişen çocuk ise kendisini, bu tür ilişkiler içerisinde, mutlaka ama mutlaka aciz ve değersiz hissedecektir. Dolayısıyla, anne-babaların çocuk üzerindeki tesirleri, etki güçleri tahminlerinden çok daha fazladır. Çocuğun kendisine karşı olumlu bir benlik kavramı geliştirmesi ve benlik saygısının yüksek olması için, içinde bulunduğu ailedeki kişiler arası ilişkilerin güven verici, saygı, sevgi, hoşgörü ve esnek bir yaklaşımda olması gerekir. Anne-babanın ittiği, umursamadığı, değer vermediği bir çocuğun ya da gencin kendisine saygı duyması mümkün değildir. Yapılan pek çok araştırmada anne-babalarının demokratik bir tutum sergileyen kimseler olduğunu ifade eden çocuk ve gençlerin benlik saygılarının ve kendilerine güvenlerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Baskıcı-otoriter, ilgisiz ve sevgisiz ailelerde yetişen çocukların ise ezilme, horlanma ve benimsenmeme sonucunda yaralanan benlik saygılarının diğer çocuklardan önemli ölçüde düşük olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde aşırı koruyucu ve himaye edici bir tutumla yetiştirilmiş olan çocuklar da devamlı olarak bir yetişkinin korumasını ve kollamasını arayan, girişimci olmayan, sorumluluk almaktan çekinen, kendilerinin yapması gereken işleri başkalarının yapmasını bekleyen, benlik saygıları (özgüvenleri) düşük, zayıf - silik kişilik sergileyen bireyler olabilmektedirler.

Aile dışındaki sosyal çevrenin de çocuğun benlik saygısı üzerinde etkisi büyüktür. Birçok kuramcı ve araştırmacı, anne-baba ve yakın çevrenin, olumlu bir benlik kavramı ve benlik saygısı gelişiminde büyük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Çocuk, benlik kavramını, öncelikle anne-baba, kardeş, arkadaş, öğretmen vs.den öğrenir. Bu öğrenme süreci bebeklikten itibaren başlar. Çocuk sosyal çevredeki bu kişilerin kendisine ait yakıştırmalarını kişiliğine katar, giderek kendisini onların gördüğü gibi görmeye, algılamaya ve değerlendirmeye başlar. Sosyal çevredeki kişiler, örneğin; kardeş, arkadaş ve öğretmenleri çocuğa karşı olumlu sıfatlar yakıştırıyorlarsa olumlu bir benlik kavramı, olumsuz sıfatlar yakıştırıyorlarsa olumsuz bir benlik kavramı geliştirir. Olumsuz bir benlik kavramı geliştiren çocukta kendisine karşı güvensizlik duygusu gelişir, kendine karşı benlik saygısı azalır. Çünkü kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz büyük ölçüde, diğer insanların bizim hakkımızdaki düşüncelerinin yansımalarıdır. Karşılaştığı bütün insanlar kendisine bir ‘hiçmiş’ ve değersizmiş gibi davranan hiçbir insan, kendisine duyduğu saygıyı ve değeri uzun süre asla koruyamaz. Aile ortamı ile birlikte okulun, kişiliğin bütün kısımlarının gelişmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Okulun önemli bir boyutu olan sınıf ortamı, bilhassa öğretmenin öğrencilerle etkileşimi benlik saygısı üzerinde son derece etkilidir. Eğer öğretmenin öğrencilerle ilgili yorumları, negatif, aşağılayıcı, saldırgan, endişe yaratıcı olmak yerine, olumlu, destekleyici, teşvik edici ise bu yaklaşım, onların benlik değerini (saygısını) arttırmaya katkı sağlayacaktır.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Anlamayı Anlamak / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Anlamak nedir, iman nedir? Bir insan nasıl anlar, bilmekle anlamak aynı şeyler midir? Bunlar çok önemli konulardır. İnsan aklıyla bilir ama bilmek anlamak değil...

Din Hasrettir / Dr. Metin Serimer

Din, dünyadır; din, ahirettir. Hangisi ihmal edilse, eksik algıdır, gayrete dokunur. İnsan dünyada adalet ister, en güzelini ahirette bulur. Merhamet ister, en güze...

Hz. Peygamber’in Komutanlığı ve Yetiştirdiği Komutan Sahabiler / Prof. Dr. Ali Bakkal

Asr-ı Saadet dönemi savaşlarını saymak gerekirse Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarının özellikleri nelerdi? Bu savaşların getirdiği tecrübeler vardı hiç şüphesiz. En ö...