Sağlıklı Bir Kişilik İnşası İçin Benlik Saygısının Önemi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Sağlıklı Bir Kişilik İnşası İçin Benlik Saygısının Önemi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Tarih: 2019-08-01

Kişilik, kimlik, karakter, mizaç, benlik kavramları biraz birbiriyle iç içe ama farklı kavramlar… Hepsi de varlığın insandaki yansımaları… Bu konuda neler söylenebilir?

Evet, çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılan ve yakın anlamları içeren kavramlar bunlar. Ancak her ne kadar söz konusu kavramlar çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılsa da ve birbirleriyle karıştırılsa da gerçekte bu kavramlar birbirinden farklı anlamları içermektedir. Şöyle ki bu kavramlardan en kapsamlı ve geniş anlamları içeren kavram kişilik kavramıdır. Eski kuşakların “kişilik” kavramını ifade etmede çoğu zaman “şahsiyet” terimini kullandıklarını görürüz. Kişilik, insanın doğuştan getirdiği ve sonradan çevrenin etkisiyle kazandığı özelliklerin karmaşık bir bileşkesinden ibarettir. Kişilik son derece karmaşık ve kompleks bir kavram olduğu için değişik psikoloji ekolleri tarafından değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bununla birlikte çok öz bir şekilde ifade etmek gerekirse kişilik, bireye özgü olan, onu diğer bireylerden ayırt eden, kazanılmış ve kalıtımla getirilen özelliklerin tümüdür denilebilir. Psikologlara göre kişiliğin çekirdekleri ilk yıllarda atılır, altı yaş civarında ana çizgileri belirlenir, son biçimini gençlik çağının sonlarına doğru alır. İnsan kişiliği uzun sürede şekillendiği için kolay kolay değişme göstermez. Çoğu zaman kişilik yerine karakter, huy ve mizaç, benlik, kimlik vb. gibi kavramlar kullanılmasına rağmen bu kavramlar kişilikten farklıdır.

Bu bağlamda çoğu zaman kişilik kavramıyla eş anlamlı olarak kullanılan karakter kavramının ne anlama geldiğini açıklayacak olursak, karakter kişiliğin toplumsal, ahlaksal katmanıdır ve toplumsallaşma sürecinin bir ürünüdür. Karakter, kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedenî, hissî ve zihnî faaliyetlerine çevrenin verdiği değerdir. Çevrenin verdiği ve benimsenen bu değerler kişiliğin bir yanını oluşturduğu için karakterin kişilikle bir ilgisi vardır. Ancak, karakteri kişilikten ayıran en önemli husus bu kavramın daha ziyade ahlâkî özellikler (cimrilik, kıskançlık, cömertlik, dürüstlük vb.) için kullanılmış olmasıdır. Ayrıca kişilik kavramı, karakteri de ihtiva eden daha kapsamlı bir kavramdır. Kişiliğin bir yönü, bir parçası olan karakter, yaşamın ilk yıllarından itibaren sosyal ortamda öğrenilir ve birtakım değer yargılarının benimsenmesiyle gelişir. Bu anlamda karakter yaşanılan ortama bağlı olarak değişir ya da biçimlenir. Bu nedenle karakterin oluşmasında kalıtımdan çok sosyal çevrenin etkisi söz konusudur denilebilir.

İnsan karakteri değişebilir mi? İnsan kişiliğinin bir kez şekillendikten sonra bir daha kolay kolay değişmeyeceğini ileri sürenlerin aksine kişiliğin sosyal durumlara ilişkin bazı yönlerinin kişisel farkına varma ve gayretle değişebileceğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla kötü karakterli çocuklar kaçınılmaz olarak kötü karakterli yetişkinler haline gelmez. Çoğu zaman kişi dönüştürücü bir olay ya da bir olaylar dizisiyle (örneğin; üniversiteye girmek, terapiye başlamak vb.) karşılaşacaktır. Bu durum, kişiyi yeni bir yola sokar ve böylece karakter değişimini başlatır. Bütün fazilet ve kötülüklerin tohumu, insanın hakikî çekirdeğini teşkil eden fıtrî karakterdedir. Bununla birlikte ferdin tabiatına göre bu tohumun gelişmesinde disiplinin az ya da çok etkisi olduğu gibi bilginin de karakterin şekillenmesi üzerinde büyük tesiri vardır. Bilgi sayesinde aklın gelişmesi ahlâk bakımından önemlidir. İşte eğitim (terbiye) bunu amaçlamaktadır. Kısacası çocukluğundan itibaren içinde yaşadığı aile, okul ve çevrenin etkisiyle şekillenmeye ve gelişmeye başlayan insanın karakterini tamamen değiştirmek mümkün olmasa da bilgi, eğitim vs. ile büyük çapta ona şekil vermek mümkün olabilmektedir denilebilir.

Karakter kavramı gibi ilk kaynaklarda daha ziyade kişilikle birlikte zikredilen ve kişilik anlamında kullanılan mizaç (huy) kavramı da insan kişiliğinin sadece bir yanını ya da bir öğesini teşkil etmekte olup insanın duygularının ve coşkularının bütününe denilmektedir. İnsanın doğuştan getirdiği his ve heyecan yönünü gösteren özelliklerden oluşan mizaç ya da huy kişiliğin duygusal yönünü açıklamak için kullanılan bir kavramdır. Bu anlamda kişiliğin genellikle enerjik, sert, çabuk kızmak, öfkelenmek, neşelenmek, hareketli ya da hareketsiz kalmak vb. gibi duygusal yönden özelliklerini belirtmek için kullanılan sıfatların tümü mizacı teşkil etmektedir. Anlaşılacağı üzere mizaç, kişiliğin bütününü değil insanın duygusal denge durumunu oluşturmakta ve daha çok kalıtımla belirlenmektedir. Dolayısıyla, bir kimsenin hem bugünkü ve gelecekteki duygulanım tarzını, duygularını ifade etme ve yönetme şeklini, hem de davranışlarının bir taslağını oluşturan ‘mizaç,’ tepki verme biçimi ile ilgilidir, yapısaldır ve pek değişmez. Bununla birlikte mizaç, daha ziyade insanların yaradılışlarına bağlı ise de içinde yaşanılan çevrenin sosyal şartları, başımızdan geçen olaylar, alınan eğitim vs. çok az da olsa mizacı değiştirebilmektedir. Bir insanın mizacı, yani duyuş ve davranış tarzı üzerinde, beden kimyasının büyük ölçüde etkisi olduğu; hormonların ruh çökkünlüğü, huysuzluk, çabuk duygulanma, keyifsizlik gibi hallere yol açtığı ilk çağlardan itibaren ileri sürülmektedir. Beden kimyasının kişiliği etkileyebileceği fikrinin pek boş bir hipotez olmadığını son zamanlarda hormonlar üzerinde yapılan araştırmalar da göstermiştir. Zira modern araştırmalar, hipofiz, tiroid, adrenaller ve genodlar gibi salgı bezlerinin beden yapısı ve davranışlar üzerinde etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

İzzet-i Nefs Duygusu Günahlara Karşı En İyi Kalkandır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs duygusunun öneminden her zaman bahsediyoruz. Bunun anlaşılmasına çok önem veriyoruz. Gerçekten bu duygu o kadar önemli ki, bir kişi, manen çok üst düze...

Müslümanların Astronomi Tarihine Katkıları / Prof. Dr. Ali Bakkal

İslam Astronomi Tarihinde bir milat belirlemeye kalksak nereden başlamak gerekir? Teşvik edici unsurlar nelerdi? Ayet, hadis, fıkıh anlamında nasıl teşvikler vardır...

Sağlıklı Bir Kişilik İnşası İçin Benlik Saygısının Önemi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Kişilik, kimlik, karakter, mizaç, benlik kavramları biraz birbiriyle iç içe ama farklı kavramlar… Hepsi de varlığın insandaki yansımaları… Bu konuda neler söylenebi...