Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2019-05-01

Kur’ân’daki hüküm bildiren muhkem ayetleri, Rasulullah ile ehlullah aynı şekilde anlayamaz, arada mutlaka derin farklar olacaktır. Ehlullahın anlaması ile de normal insanın, yani avamın anlaması aynı olmayacaktır. Bunun sebebi, Kur’ân’ın akılla anlaşılabilir yönlerinin dışında aklı aşan yönlerinin de olmasıdır. Zira Kur’ân’ın bir de bâtınî tarafı vardır. O zaman Kur’ân’ı iyi anlamak için sadece iyi Arapça bilmek yetmez. Öyle olsaydı Arapçayı en güzel kim biliyorsa Kur’ân’ı da en iyi o anlar dememiz gerekecekti. Durum hiç de böyle değildir. Dolayısıyla Arapçayı çok iyi bilene en büyük âlim sıfatını yakıştıran zahirciler, böyle yapmakla Kur’ân’ı akılla anlarım demiş oluyor ve onu salt akıllarına hapsederek sapıtıyorlar. O halde Kur’ân’ın mealini, tefsirini, yorumunu yapmak ilk önce aklın değil, önce Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) görevidir. Dolayısıyla Kur’ân’dan sonra akıl değil, sünnet gelir.

Peygamberimizin (s.a.v.) din adına olan bütün sözleri Kur’ân’ın tefsiridir. Yani Kur’ân’dan ayrı değildir. Şimdi Kur’ân’ı ben aklımla anlarım diyenin düştüğü duruma bakınız. Hadis-i şerifleri kenara koyarak Kur’ân’ı anlamaya çalışan insan ben Peygamberimizden daha akıllıyım diye iddia etmese de en azından onun kadar akıllı olduğunu söylemek garabetine düşmektedir.

Kur’ân’ın bir de bâtını olduğu bir gerçektir, onun bâtınını anlamak için de maneviyat ehli olmak gerekir. Buradan müctehidlerin aynı zamanda maneviyat sahibi olması gerektiğini ortaya çıkarabiliriz. Nitekim de öyledir. Müctehidlerin hepsi ehlullahtır ve Kur’ân’ın zahir ve bâtınını anlayabildiği için müctehiddir. Ne yazık ki bunu yeni yetme bazı İslam âlimleri böyle kabul etmek istemiyorlar. Kur’ân bazı âlimlerden bahsederken onlara kitap yüklü eşekler diye hitap eder. Kitap yüklü eşekler aslında zahirde kalıp işin derinine geçemeyen ihlas ve samimiyetten uzak kişilerdir.

Kur’ân’da insanların ihtiyaçları adedince hüküm ayeti yoktur. Böyle bir şey de olmaması gerekir. Öyle bir kitap, hacmine göre kitap değil, kitaplık olur. Kur’ân’da hüküm ayetlerinin azlığının bizce görünen iki önemli hikmeti vardır. Birincisi: Herkesin hüküm ayetlerini okuyarak hüküm çıkarmaya, boyundan büyük işlere kalkışması önlenmiştir. İkincisi: İçtihat âlimlerinin yetişmesi sağlanmıştır. Bu işe ehil iyi insanlardan sağlıklı kararlar çıkacağı için Ehl-i Sünnet âlimlerinin içtihatları da gerçekten sağlıklı olmuş, bu arada suiistimal ve istismar önlenmiş, Kur’ân’ı kafasına göre anlayan, yorumlayan insanların zararlarından İslam muhafaza edilmiştir.

Evet, tekrar bu meseleyi özetlersek, sadece Arapça bilmek İslam âlimi olmak demek değildir. Olaya böyle bakarsak Hz. Peygamber Arapçayı biliyordu, İslam âlimleri de Arapçayı bilirse mesele bitmiştir mi diyeceğiz? Kur’ân Arapçasına Hz. Peygamber’in baktığı yerden bakılmalıdır. Yoksa Arapça bilen dil uzmanı gibi Kur’ân’a bakılırsa, Arapça bilmenin ne anlamı var. İşte sünnet ve hadis-i şerifler, Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) Kur’ân’a nasıl baktığını ve oradan ne anladığını bize gösteren en sağlam ölçülerdir. Hz. Peygamber’in İslam adına söylediği her söz Kur’ân’ın açıklaması tefsiri hükmündendir ve vahiydir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Kur’ân’daki hüküm bildiren muhkem ayetleri, Rasulullah ile ehlullah aynı şekilde anlayamaz, arada mutlaka derin farklar olacaktır. Ehlullahın anlaması ile de normal...

Allah’a Kul Olmak İçin mi, Nefsimizi Ululamak İçin mi İbadet Yapıyoruz?

Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden İslamiyet’in hangi amaçla geldiğini düşünmeyen, oradaki yüksek gayeyi hedeflemeyen kişi, ibadetleri kendini ululamak için ...

İnanma Özelliğimiz Konforlu ve Güvenli Yaşamamızı Sağlar / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Hem dini hayatımızı hem dünyevi hayatımızı, huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak Allah’ın bize bir ikramı, bir lütfu, büyük bir rahmeti olan yaratılıştan gelen in...
Tüm Yazıları