Sorumluluk Sahibi ve Mücadeleci Bir Gençlik / Dr. Mustafa Karabacak

Sorumluluk Sahibi ve Mücadeleci Bir Gençlik / Dr. Mustafa Karabacak

Tarih: 2019-03-01

Kur’an’da gençlik, iki zayıf dönem çocukluk ve ihtiyarlık arasındaki güç ve kudret, bilme ve yapabilme vaktidir: “Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.” (Rûm, 30/54).

İnsanın hayatında asıl olan gençlik çağıdır. Çocukluk ve ihtiyarlık dönemleri arızi durumlardır. Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayete göre, Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetlikler kılsız, tüysüz (daha sakalı bıyığı çıkmamış) ve sürmelidirler. Gençlikleri tükenmez, elbiseleri eskimez.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Cennet, 8). Dolayısıyla cennettekilerin çocuk ve yaşlı değil; genç olacaklarını bu rivayet belirtmektedir.

Gençlerin dünyadayken ise içinde bulundukları topluma azabın gelmesine bir engel olduğu da belirtilmiştir. Özellikle samimi gençler, ilahi azabın önündeki engellerden biri sayılmıştır. Allah Rasûlü bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Huşu duyan gençler, (namaz kılarak) ruku eden yaşlılar, emzikli bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı başınıza muhakkak azap yağardı.” (Ebu Ya’la el-Musılî, Müsnedü Ebû Ya’lâ, Dımaşk, 1404/1984, XI, 287 hadis no: 6402).

İnsanlığa müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilen Allah Rasûlü, görevinin bir gereği olarak toplumun her tabakasıyla ilgilenmiş ve onların sorunlarına çözümler üretmeye çalışmıştır. O, özellikle hayatın en verimli ve dinç çağı olan gençliğin kıymetinin bilinmesini isterdi. Bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “İnsanoğluna beş şeyden hesap sorulmadıkça kıyamet günü hiçbir tarafa hareket etmeyecektir; Ömrünü nerede ve nasıl tükettiğinden, gençliğini nerde yıprattığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, öğrendiği bilgilerle yaşayıp yaşamadığından.” (Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme, 1).

Hz. Peygamber, İslam’ı tebliğ ederken yeniliğe açık, idealist gençlerden büyük destek almıştır. İlk Müslümanlardan birkaç kişi 50 yaş civarında, birkaç kişi 35 yaşın üzerinde, geri kalan çoğunluk ise 30 yaşın altında bulunuyordu. Mesela genç yaşta İslam’ı kabul edenlerden Hz. Ali 10, Abdullah b. Ömer ve Ubeyde b. Cerrâh 13, Ukbe b. Âmir 14, Câbir b. Abdullah ve Zeyd b. Hârise 15, Abdullah b. Mesud, Habbâb b. Eret ve Zübeyr b. Avvâm 16, Talhâ b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Erkâm b. Ebu’l-Erkâm, Sa’d b. Ebû Vakkâs ve Esmâ bint Ebû Bekir 17, Muaz b. Cebel ve Mus’ab b. Umeyr 18, Ebû Mûsa el-Eş’arî, 19, Ca’fer b. Ebû Tâlib 22, Osman b. Huveyris, Osman b. Affân, Ebû Ubeyde, Ebû Hüreyre Hz. Ömer 25-31 yaşlarında idiler. (İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Ankara, 2001, s. 304-305).

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Kul Olmak İçin mi, Nefsimizi Ululamak İçin mi İbadet Yapıyoruz?

Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden İslamiyet’in hangi amaçla geldiğini düşünmeyen, oradaki yüksek gayeyi hedeflemeyen kişi, ibadetleri kendini ululamak için ...

Modern İnsan Kendini Bulamıyor / Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç

Her insanın kendi gerçeğine, ontolojik hikâyesine, maddi-manevi serüvenine, kader bağlamında iradi olan ile kaçınılmaz bağına baktığımızda, bununla ilgili bir hakik...

Benliğin Cilveleri: Kendini Sabotaj ve Kendini Aldatma / Prof. Dr. Ahmet Akın

Kendine sabotaj yapmak ne demektir, insan neden kendine sabotaj yapar? Kendini sabotaj demek kendini yıkma, kendini engelleme, bir bakıma kendini bitirme demekt...