Aile ve Toplum Mahremiyeti / Dr. Mustafa Karabacak

Aile ve Toplum Mahremiyeti / Dr. Mustafa Karabacak

Tarih: 2018-11-01

Mahrem kelimesi Arapça “haram” kelimesinden gelmektedir. “Mahrum”, “hürmet”, “muharrem”, “tahrim” gibi kelimeler de aynı köktendir. Sözlükte “helâl olmayan, yasaklanan şey” manasındaki mahrem kelimesi, fıkıh terimi olarak kendileriyle evlenilmesi dinen yasaklanmış bulunan belli derecelerdeki akrabayı ifade eder. Farsça bir terkip olan “nâmahrem” ise “aralarında evlenme yasağı bulunmayan kişiler” demektir. Aynı kökten gelen mahremiyet ise, gizlilik, bir şeyin (mahrem) gizli hali ve gizlilik durumu demektir. Bir anlamda buna insanın dokunulmazlığı da denebilir.

Mahrem ve mahremiyet kavramlarının insanın, hemcinsiyle ve karşı cinsiyle olan ilişkilerinde önemli bir yeri vardır. Mahremiyeti belirlemede kültürün önemli bir etkisi olmakla birlikte esas sınırlarını çizen dindir. Bu anlamda da İslâm dini fert, aile ve toplum mahremiyet ölçülerini belirlemiştir. Bunu birkaç başlık altında işlemek mümkündür.

1. Aile Mahremiyeti

Öncelikle mahremiyet denince aile mahremiyeti akla gelmektedir. Aile kendi içinde özel sırları barındıran toplumun en küçük birimidir. Ailenin bazı sırları toplumun diğer kesimlerine ve fertlere kapalıdır. Başkalarının bu sırlara muttali olmaması için evlere izin almadan girilmesi âyette yasaklanmıştır. “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız. Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.” (Nûr, 24/27-28)

Müslümanlar, Allah Rasûlü’nün evine de vakitli vakitsiz girme ve orada gereğinden fazla kalma konusunda uyarılmışlardır: “Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber’i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah’ın Rasûlü’nü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.” (Ahzâb, 33/53)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Te’vil-İ Ehâdîs Ve Rüya Tabiri… / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“Te’vil-i ehâdîs” ilmi Kur’ân-ı Kerîm’de Yusuf suresinde geçer ki kısaca anlamı: Allahü Teâlâ’nın varlığı ve birliğinden hareketle, onun yarattığı şeyleri ve hadise...

İslam Medeniyetinin Kişisel Gelişim Kodları / Dr. Turgay Şirin

Kişisel gelişim nedir ya da popüler anlamı nedir, kastedilen nedir? Kişisel gelişimi tarif edebilmemiz için, belki tersinden, “Kişisel gelişim ne değil?” diye s...

Beynin Sırlarından Ruhun Varlığına / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Beynimiz beş duyu aracılığıyla çevreden mesajlar alır. Bu duyular, dokunma, görme, koku alma, tat alma ve işitmedir. Beynimiz bütün bu sinyalleri düzene koyar, ne a...