Merhamet mi Adalet mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Merhamet mi Adalet mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2018-10-01

Merhamet, insan ilişkilerinde olmazsa olmaz bir ahlaktır. Kadının kocasına, kocanın eşine, babanın evladına, evladın babasına merhamet etmesi lazımdır. Bu anlamda merhamet, ekmekten, sudan hatta havadan daha önemlidir. Yani manevî anlamda oksijenden daha önemlidir. Çünkü oksijen alamayan bedenen ölür; öldüğü bilinir, onun için üzülürler... Dualarla yakınları onu gömerler. Ama manevî anlamda ölenin öldüğünü bile bilmezler; “Summun bukmun ‘umyun fehum lâ yerci‘ûn” (Bakara, 2/18) ayetine muhatap olur. Manası: “Onlar, sağırdırlar (hakkı işitmezler), dilsizdirler (imanı ikrar etmezler), kördürler (anlayış gözü ile hakkı ayırt etmezler), artık onlar (bu hallerinden) dönmezler.” Yani onların kalpleri vardır ama görmezler, algılamazlar psikolojisine girer ve mahvolur. Çünkü babasından, anasından, sevgi, şefkat ve merhamet görmemiş bir kişi, yani bu duygulardan mahrum büyüyen bir kişi, istisnalar hariç genellikle içi kin dolu, öfke dolu, kalbi hakikate kapalı bir birey haline gelir; Allah muhafaza buyursun…

Bu nedenle bir Müslüman’da merhamet baskın ahlak olmak zorundadır. Mesela bir kişide cömertlik, fedakârlık, merhamet, ihlâs vs. gibi bir sürü güzel ahlak var. Ama o kişide dışarıdan görünen baskın ahlak, yani o kişiyi ilk defa gören bir kişide oluşacak intiba anlamında baskın ahlak merhamet olmalı… Merhamet ilk sırayı almalı ki bu güzel ahlak Peygamberimiz’in (s.a.v.) en önemli sünnetiydi; hatta bütün peygamberlerin en önemli sünneti... Peki, baskın ahlak merhamet olunca, merhametten daha üstün bir ahlak, yani merhameti baskılayacak ahlak nedir? Baskın ahlak merhamet olduğu halde bunu baskılayacak ahlak adalettir. Eğer merhamet adaletle dengelenmezse o merhamet insana sorunlar çıkarabilir. Merhametten doğan marazların kendi iç dünyasında çıkmasının en önemli nedeni, adaletin devreye girmemesidir. Dolayısıyla bir kişinin merhametinin maraz doğurmaması için adalet duygusu yerinde olmalı ve böyle durumlarda hemen devreye girmelidir.

Ben kendi adıma konuşuyorum, benim yüksek düzeyde merhametim var ama Rabbim’e şükürler olsun ki inanın bana ondan daha yüksek düzeyde adalet duygum var. İşte bu adalet duygum devreye girdiği zaman, vallahi billahi, benim o yüksek düzeydeki merhametimi aştığına çok şahit oluyorum. Bundan kısa bir zaman önce şöyle düşündüm; daha doğrusu bunlar planlı projeli düşünceler değil, kendiliğinden gelen bir duygu seli içindeki düşüncelerdi... Oğlum Abdulbaki’yi, küçük oğlum Şenel’i düşündüm. Sonra önce kendi evlatlarımdan başlayarak kendi kendime dedim ki: Oğlun Abdulbaki’ye, oğlun Şenel’e, kızın Yasemin’e bu dünyada canını verir misin? Ya ne demek dedim, elbette veririm, hiç tereddüdüm bile olmaz… Evet, hiç tereddütsüz veririm vallahi, Allah’a, Kur’ân’a bütün mukaddes değerlere yemin olsun ki bundan gurur bile duymam… İyi de dedim bunu bir sürü insan yapabilir. Budist, Taoist bir anne baba da canını verebilir… Hatta hayvanlar bile verirler, bu çok fazla kıymetli değil. Sen oğluna, çocuklarına ahiretini verir misin? Cehennemin başına Allah seni koydu ve cehennemin lavları gözünün önünde fokur fokur kaynıyor. Bunları sözün gelişi olarak söylüyorum, Allah böyle söylemez, zira Allah merhametlilerin en merhametlisi, bu tarafı başka, ama varsayalım ki öyle. Yemin ederim ki benim gibi yüksek ahlaka sahip birisi olarak lavların içinde fokur fokur yanarken bu lavlara düşmek bana adaletsizlik gibi bile gelmez. Tabiri caizse elhamdülillah iyi bir ticaret yaptım, çocuklarımı kurtardım, derim. Ben yanarım ama oğlumun kızımın yanmasını istemem. Ve vallahi küçük oğlum Şenel için de yanarım… Duygularıma baktım ki sadece çocuklarım için değil etrafımdaki bir sürü insan için aynı şeyi yaparım. İşte bu duygularımı kendi iç dünyamda tespit ettim. Benim böyle yüksek bir merhametim vardır. Ancak buna rağmen adaletim de o kadar yüksektir. Mesela çok önemli bir yakınım vefat ettiği zaman olumsuz bazı şeyler aklıma geldi; şunu yaptı, bunu etti vs… Her şeye rağmen ben demişimdir ki: Allahım o yakınımın günahlarını affet… Ama bazı şeyleri aklıma gelince de bu adalete uygun mu demişimdir. Kul hakkına benzeyen bazı zulümleri konusunda bayağı canım daralmıştır. Utancımdan Allahım affet bile diyememişimdir. Adaletim buna engel olmuştur. Neticede en yakınım da olsa orada yanmasını isterim, hiç de tereddüt etmem psikolojisini orada yakalamışımdır. Aynısını evladıma da yaparım. Evladım olsa canımı onun için sonsuzlara kadar ateşin içine atarım, ama adaletsizlik yaparsa da hiç acımam. İşte bu duygular, Rabbim’e şükürler olsun bende var. Bu duygular düşünülerek taşınılarak elde edilen bir şey değildir; işte güzel ahlak böyledir. İnsan düşünüp taşınıp ben şu erkeğe veya şu kıza âşık olayım demez. Güzel bir kız görür, âşık olur. Ya da düşünüp taşınıp ben şöyle cömert olayım diyemez; cömertlik düşünüp taşınarak olmaz. Diğer ahlaklar da aynısıdır. Bir kişinin içinde varsa vardır. Bazı ahlaklarla bazı davranışları karıştırmamak gerekir. İnsan cömertlik fiilini yapsa da o fiil onun cömert olduğunu göstermez. Cimri bir adam bile bazen cömertler gibi parasından malından veya birçok şeylerinden fedakârlık yapabilir. Çok riyakâr adamlar bile bazı geceler ihlaslı insanlar gibi huşu içerisinde namaz kılabilir. Zaman zaman herkes bunu yapabilir. Ama önemli olan bu güzel ahlakların bir kişide sıfat haline, huy haline gelmesidir. Aynen bunun gibi adalet, merhamet, cömertlik gibi güzel ahlakları elde edinceye kadar, yani az önce örnek verdiğimiz boyuta gelinceye kadar mücadeleye devam etmek gerekir. Yoksa Allah Teâlâ bir kimseyi dostu olarak ne yanına alır ne katına, ne de o kişiden razı olur.

Ama bana göre yine de sosyal ilişkilerde ahlakın en üstünü veya en üstünlerinden birisi merhamettir. Daha doğrusu merhamet, bir kişide her zaman baskın ahlak olmalı, adalet duygusu da hemen onun yanı başında merhameti kontrol etmelidir. Rabbim’e şükürler olsun ki bu fakirin böyle olduğuna ben eminim. Kendi iç dünyamda ben bunu hep analiz etmişim, test etmişimdir. Bu sebeple benim yakınlarım merhametimi istismar ederken adaletimi akıllarına getirmeli ve bundan çekinmelidirler.

MERHAMETTEN MARAZ DOĞAR MI?

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Merhamet mi Adalet mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Merhamet, insan ilişkilerinde olmazsa olmaz bir ahlaktır. Kadının kocasına, kocanın eşine, babanın evladına, evladın babasına merhamet etmesi lazımdır. Bu anlamda m...

Hikmet Ehli Olmadan İdeal İnsan Olunamaz/ Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“İnsanları Rabbin’in yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et.”1 Bu ayette Rabbimiz açıkça, İslam’ı tebliğ ile vazifeli kimseler hikmet ehli olmalı veya hikm...

İsyanda İleri Gidenlerin Nimete Boğulması:İstidraç / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Rabbimiz, peygamberlerini davalarını doğrulamak için yerinde mucizelerle desteklemiş ve bu mucizelerin birçoğunu da Kur’ân-ı Kerîm’inde haber vermiştir. Gönderdiği ...
Tüm Yazıları