Tevhid Bilinciyle Yaşamak / Prof. Dr. Celal Türer

Tevhid Bilinciyle Yaşamak / Prof. Dr. Celal Türer

Tarih: 2018-10-01

Tevhid nedir, “tevhid” deyince ne anlamalıyız, hayata yansıması nasıl olmalı?

“Tevhid” sözlükte “bir olma, Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliğine işaret” anlamında kullanılmaktadır. Burada “varlık ve birliği” ifadesi elbette “varlığının kabulü ve birliğinin tasdiki”. Kur’ân-ı Kerîm’de Cenab-ı Hakk’ın varlığı söz konusu bile edilmemiştir, tartışma konusu bile edilmemiştir. Anlaşılması çok basittir. Çünkü Allah’ın varlığı bütün insanlar tarafından, şu ya da bu şekilde kabul edilen bir gerçekliğe işaret eder. Ama insanlar, birliği hususunda problem yaşamaktadır. Daha açık bir ifadeyle varlığına inanılan o Yüce Zat’ın birliği konusu imtihanın vesilesidir. Çünkü müşrikler yerleri ve gökleri yaratanın kim olduğu söylendiğinde, sorulduğunda “Elbette Cenab-ı Hakk, Allah yarattı.” derler fakat eş koşarlardı. Bugün aklı başında, hangi insan olursa olsun, aşkın bir zâtın varlığına inanıyor zaten. Son zamanlardaki ateizm haricinde, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar, Allah’ın varlığına yüzde 99 oranında inanıldığını söyleyebilirim. Sorun olan Cenab-ı Hakk’ın varlığı değil, birliğidir. Elbette inananlar için değil tabi. O yüzden de burada “birlik” nedir? “Tevhid”in “bir’liği” ifade etmesinin ne anlama geldiğini ortaya koyalım.

“Tevhid”, Allah kavramı etrafında şekillenen bir hayata ve bir bilince işaret eder. Çünkü bu bilinç mevcut ise İslam’ın gerçekliği ortaya çıkıyor. İnanmak ve İslam, bizi dönüştürmüyorsa bu bilinç yok demektir. Dolayısıyla Allah kavramı etrafında şekillenen bir hayat ve bu hayata dair bilinç gerçekten hayatımıza yansıyorsa tevhid gerçekleşiyordur veya yansımıyorsa dağılıp gidiyor. O yüzden de temel mesele bu bilincin bir şekilde yakalanması ve elbette hayata geçirilmesi hususudur.

Her ne kadar Allah’ın varlığı hususu, insanlar arasında tartışma konusu olmasa da birliği konusu esas tartışma olmuştur. Ve o yüzden de Cenab-ı Hakk, rahmeti vesilesiyle her daim “bir’liğini” hatırlatmak için tek İlah’a ibadeti, tek İlah’a kulluğu hatırlatmak için peygamberler göndermiştir. Evet, insan fıtratı tevhidi duymaya, tabiri caizse açıktır. Fakat insanın biliyorsunuz iki tane anlamı var. Bir “ünsiyet”ten kaynaklanan, gaflet ki, bu ontolojik bakımdan doğrudur… Diğeri ise “nisyan” dediğimiz “unutkanlığı” ki, ontolojik bakımdan bu da doğrudur. Dolayısıyla unutkanlık ve gaflet, birliğin bozulmasına sebep oluyor. Ve o yüzden de Cenab-ı Hakk, tevhidi ayağa kaldırmak için peygamberler gönderiyor. Bütün peygamberler de tek olan İlah’a itaat etmeye, ibadet ve kulluk yapmaya çağırır bütün insanları. Bütün meselenin “tevhid” bağlamında düğümlendiğini söyleyebiliriz.

“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, ‘Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin.’ diye vahy etmişizdir.” (Enbiyâ 21/25)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Merhamet mi Adalet mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Merhamet, insan ilişkilerinde olmazsa olmaz bir ahlaktır. Kadının kocasına, kocanın eşine, babanın evladına, evladın babasına merhamet etmesi lazımdır. Bu anlamda m...

Tevhid Bilinciyle Yaşamak / Prof. Dr. Celal Türer

Tevhid nedir, “tevhid” deyince ne anlamalıyız, hayata yansıması nasıl olmalı? “Tevhid” sözlükte “bir olma, Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliğine işaret” anlamınd...

Reel Zihin Dünyasına Davet

Gerçeklikler üzerinden gitmek, paradigma dünyası, zihniyet türleri, bakış açısı, doğruluk, yanlışlanabilirlik, dürüstlük, metodik şüphe, rasyonelite, bilinemezlik, ...