İbadet Hayatımız Mezhepsiz Olmaz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İbadet Hayatımız Mezhepsiz Olmaz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tarih: 2018-09-03

İçtihat yapacak ilmi olmayan kişilerin, yani İmam-ı Azam gibi İmam Şafi gibi din bilgisi olmayan Müslümanların mutlaka bir mezhebi taklit etmeleri gerekir… Mezhepsizlikten ve son dönemlerde fazlaca gündemde olan Kur’ân Müslümanlığı adı altındaki fitneden sakınmak lazım... Bizler, hem yüce Kur’ân’ı hem Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetlerini hem de sahih hadislerini referans alarak ortaya koymuş olan ve müminlere büyük bir ibadet kolaylığı sağlayan ve ayrıca onları her türlü sapıklıktan koruyan hak mezheplerden birisini mutlaka taklit etmeliyiz. Yani asla ibadet hayatımız “Mezhepsiz” olmaz... “Mezhepsizlik” adı altında sünnete, sahih hadislere ve mezhep âlimlerine saldıran ve böylece Allah Resûlü’nün yaşantısını ve sözlerini dinde referans olmaktan çıkarmaya çalışan, kökleri çok eskiye dayalı fitne güruhuna aldanmayalım. Ben bunlarla yıllarca mücadele ettim; hepsine de çok şükür hadlerini bildirdim, eski arkadaşlar bunu iyi bilirler... Bu konuda daha önce de makalelerimiz çıktı; dileyen arkadaşlar Feyz Dergisi’nin sitesinden bunlara ulaşabilirler.

Yine de bu konuda kısaca bir şeyler söylemek isterim; çünkü bu mesele gündemdeki sıcaklığını korumaya devam ediyor:

“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21)

Bu ayet gösteriyor ki İslam’ın mesajlarını en iyi şekilde anlamak ve güzel ahlakın ne olduğunu öğrenmek için müracaat edeceğimiz en kâmil örnek, Allah Resûlü’dür. Allah Resûlü’nün bize ulaşan bütün hadis ve sünnetlerine şüpheyle bakarak Resûlullah’ı hayatımızdan çıkarır ve yalnız Kur’ân’a yönelirsek; yukarıdaki ayeti nasıl yorumlayacağız? Zira bu mealde çok fazla ayet var. Yani bu keskin yaklaşım tarzı ile bu mealdeki ayetler boşa çıkmış, anlamlarını yitirmiş olmazlar mı?

İşte biraz aklı ve vicdanı olan her âlim, “Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr, 15/9) ayetiyle beraber, yukarıdaki benzer ayetleri bir araya getirince şu mantıksal gerçekle karşılaşacaktır: Kur’ân’ın tam olarak anlaşılması ve yaşanması için Resûlullah’ın (s.a.v.) Kur’ân yorumlarına ve yaşantısındaki uygulamalarına ihtiyacımız kaçınılmaz… O zaman bu kaçınılmaz ihtiyaç nedeniyle, en azından bu ihtiyacı karşılayacak kadar sünnet ve hadislerin korunması de kaçınılmazdır… İşte mantık bu kadar basit, hiç evirip çevirmeye gerek yok.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Dolaylı Delilik… / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Şüphesiz insanoğlu için akıl nimeti şükredilmesi gereken çok önemli bir nimettir. Zira her şeyi yerli yerine koyabilmek ancak akıl nimeti ile mümkündür… Nitekim top...

Allah’ın Sevgisinden Mahrum Kalma Kaygısı Takva / Prof. Dr. Seyit Avcı

Takva doğal olarak “kulluk ve Allah korkusu” bağlamında ele alınıyor. Dinin insan-fıtrat ilişkisi bağlamında otantik orijinal bir fonksiyonu olduğu gibi, yine aynı ...

Fanilere Takılmadan Gözü Ufka Dikmek / Doç. Dr. Adem Ergül

İlahî Ente Maksûdî ve Rızâke Matlûbî İtmi’nân, Kur’ânî bir kavramdır. Gönlün çalkantılardan kurtulup huzur ve sükûn bulması, kişiliğin istikrar, denge ve dingin...