Vakit Sermayemizdir / Dr. Mustafa Karabacak

Vakit Sermayemizdir / Dr. Mustafa Karabacak

Tarih: 2018-08-01

Allah Teâlâ katında ayların sayısı on ikidir: “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir…” (Tevbe, 9/36). Aylar haftalardan, haftalar da günlerden oluşmaktadır. Günler de 24 saat dilimine ayrılmış gece ve gündüzden oluşmaktadır. Allah geceleri istirahat, gündüzlerini ise çalışmak için yaratmıştır: “Allah, rahmetinden dolayı size gece ve gündüzü yarattı ki dinlenesiniz, lütfundan rızkını arayasınız ve bütün bunlara şükredesiniz.” (Kasas, 28/73).

İslam, zaman şuuru vermede zaman dilimlerinden en çok “gün” üzerinde durur. Nitekim Kur’an’da yer verilen zamanla ilgili kelimelere baktığımızda, dört yüz yetmiş beş defa olmak üzere en çok “gün” üzerinde durulduğunu görürüz. Buna gece (yüz on yedi defa) ve gündüz (yüz altı defa) kelimeleriyle ilgili sayıyı da eklersek altı yüz doksan sekiz eder. Hâlbuki yine zamanla ilgili Kur’an’da geçen ebed (yüz on yedi), yıl (otuz), ay (yirmi bir) ve hafta (bir) kelimelerinin geçtiği rakamın toplamı olan yüz altmış dokuz rakamıyla bunu kıyaslayacak olursak “gün”ün miktarca fazlalığı daha iyi anlaşılır. Demek ki hayatı değerlendirmede esas olan “günün değerlendirilmesi”dir; diğerleri buna bağlıdır. Bu sebeple dinimiz “gün” üzerinde, çeşitli yönleriyle ve ısrarla durmuştur. (Kutluay, İbrahim, Sünnete Göre Kutsiyet, Çıra Yayınları, Aralık 2010, s. 235). Zaman denince hepsini kapsayan yıl, ay, hafta, gece ve gündüzün insanoğluna verilmiş birer nimet olduğu unutulmamalıdır. Diğer nimetlerde olduğu gibi zaman da insanoğlunun değerini bilemediği değerlerdendir.

Rasûlüllah (s.a.v.) insanların sahip olduğu en önemli iki nimete dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1; Tirmizî, Zühd, 1; İbn Mâce, Zühd, 15).

İnsan için “ibnü’l-vakt” yani vaktin oğlu derler. Diğer bir tabirle “dem bu dem”dir. Geçmiş, hatası ile sevabı ile geçmiştir. Geçmişten ibret alıp, hatalardan dersler çıkarıp aynı hatalara tekrar düşmemek gerekir. Şayet düşülmüşse de hatalar insanın sadece tecrübesini artırmalıdır: “Hatasız halîm (kâmil insan), tecrübesiz de hikmet sahibi olunmaz.” (Tirmizî, Bir ve’sıla, 86). Hatalardan ibret alınmazsa aynı hatalar tekrarlanır durur. Mümin uyanık olmalı ve aynı hataya iki defa düşmemelidir: “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz.” (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd ve’r-rakâik, 63). Hataların tekrarı, insanoğlunun kısa ömründe zaman kaybından başka bir şey değildir.

Zamanı en iyi değerlendirme yollarından birisi sabah güne erken başlamak, bunun için de akşamları imkânlar ölçüsünde erken yatmaya çalışmaktır. Bu belki sabah namazıyla güne başlamak demektir. Rasûlüllah’ın (s.a.v.) haber verdiğine göre Sahr b. Vedâa adında bir tâcir güne çok erken başlarmış, bu sebeple malı çok ve bereketli olmuştur. Yine Rasûlüllah (s.a.v.) orduyu bir yere göndereceği zaman sabah erkenden gönderir ve şöyle dua ederdi: “Allahım! Ümmetim için erken vakitleri bereketli kıl.” Ebû Dâvûd, Cihad, 78; Tirmizî, Büyû’, 6; İbn Mâce, Ticarât, 41). Sabah erken hayata başlamayıp gün ortasında uyanmak, neredeyse günü bitirmek, zamanı tüketmek demektir. Tüm canlılar sabahın ilk ışıklarında uyanıp yiyecek aramaya yani çalışmaya başlarlar. İnsanların da rızıklarını kazanmak için, erken kalkma zorunlulukları vardır. Aksi takdirde bereketsiz ve şevksiz bir hayat sürmeleri kaçınılmazdır.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

İbadet Hayatımız Mezhepsiz Olmaz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İçtihat yapacak ilmi olmayan kişilerin, yani İmam-ı Azam gibi İmam Şafi gibi din bilgisi olmayan Müslümanların mutlaka bir mezhebi taklit etmeleri gerekir… Mezhepsi...

Müslüman Ve Toplumsal Sorumluluk / Prof. Dr. Süleyman Uludağ

İslam’a göre herhangi bir dini kabul etmek, serbest düşünceye ve özgür iradeye dayanan bir tercihtir. Başka bir deyimle din bir gönül işidir. Dine bağlı olmanın tem...

Seyr-i Bedâi / Doç. Dr. Adem Ergül

Okumaktan mânâ ne, kişi Hakk’ı bilmektir Çün okudun bilmedin, ha bir kuru emektir. Bir hikmet ehlinin ifadesiyle “Şu âlem, âkiller için seyr-i bedâî, ahmakl...