Feyz Dergisi

Arzuların Köleliğinden Kurtuluş Reçetesi Oruç İbadeti / Doç. Dr. Adem Ergül

Arzuların Köleliğinden Kurtuluş Reçetesi Oruç İbadeti / Doç. Dr. Adem Ergül

Tarih: 2018-05-01

Kaynağını her zaman doğru tespit etmek mümkün olmasa da, iç dünyamızda ulvî ya da süflî nihayetsiz bir arzular coşkusunu hep hissederiz. Kimi duygular bizi aşağılara, aşağılık bayağı işlere doğru çekerken, kimileri de bizi ötelere, yüceliklere doğru kanat çırpmaya davet eder. Esfelî sâfilîne (aşağıların aşağısına) doğru davet eden iç seslerimiz nefsanî ve şeytanî arzuları oluştururken, yüceliklere ve güzelliklere çağıran iç ilhamlarımız, ruhanî ve Rabbanî seslenişlerdir.

Ham insan, diğer bir ifadeyle iç arınmışlığını gerçekleştirememiş kişilikler, çoğu zaman aşağılık arzuların tasallutundan kendilerini kurtaramazlar. Zira bu nevi duygular, yokuş aşağı iner gibi kolayca yerine getirilebilecek ve kısa süreli de olsa nefse zevk veren duygulardır. İradesi zayıf ve kendine hâkim olma becerisi ve dirayeti gelişmemiş kimseleri hemen peşine takar ve esiri hâline getiriverir. Hatta öyle ki, zamanla bu arzular putlaşır, kişinin ilâhı hâline dönüşür. Ayet-i kerimede buyrulan “Arzularını (hevâsını) ilah haline getiren kimseyi gördün mü?” (Furkân, 25/43) ifadesi, bu nevi kimselerin düştüğü perişanlığı ifade eder.

İçimizde oluşan ulvî duyguları hissetmek ve onların peşine takılıp yüceliklere doğru yükselmek ise yokuş çıkmak gibi zordur. Ancak unutmamak gerekir ki, cennetler ve güzellikler bu tırmanışların nihâyetinde ulaşılabilecek sonuçlardır.

Kolayı bırakıp zora talip olmak, aşağı inmek varken yukarı tırmanmayı seçmek, zor iştir. Fakat büyük kazanç da buradadır. Kolaycılıkta kaybedişler söz konusu iken, diğerinde kalite ve zaferler elde etme imkânı vardır. Hiç şüphesiz bu sonuca ulaşmak için ciddi bir irade disiplinine ve arzuların mahkûmu değil, hâkimi olma becerisine ihtiyaç vardır. Bu nasıl sağlanacaktır? İşte Rabbanî terbiye metodolojisinde bu neticeye ulaştıracak en önemli vasıtalardan biri olarak “oruç ibadeti” dikkatimizi çekmektedir.

İnsanın kendi kişiliğini her çeşit tehlikeye karşı koruma ameliyesine Kur’an-ı Kerim “takva” adını verir. Kişiliğe zarar verecek şeyler, hem dünya hem de ahiret hayatına yönelik olabilir. Özellikle de şahsiyeti kirleten, sönükleştiren, insaniyet kalitesine zarar veren her şeye karşı kendini koruma melekelerinin canlı ve dinamik tutulma faaliyetlerine, takva denilmiştir. İşte oruç ibadeti, tam da bu melekelerin sıhhatli bir şekilde çalışmasına vesile olan bir ibadet olarak Kur’an’da şöyle takdim edilmiştir:

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Hikmet Ehli Olmadan İdeal İnsan Olunamaz/ Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

“İnsanları Rabbin’in yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et.”1 Bu ayette Rabbimiz açıkça, İslam’ı tebliğ ile vazifeli kimseler hikmet ehli olmalı veya hikm...

İslam İktisadı Ve Güncel Boyut / Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu

İslam, insanı inşa ederken hukuk-ahlak dengesini nasıl kurar? Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ben, güzel ahlâkı (mekârimü’l-ahlâk) tamamlamak için gönderildim.”(1) ve “...

Vicdan Aydınlığında Yol Almak / Doç. Dr. Adem Ergül

Hayat serüveninin, yapayalnız yürünebilecek derecede emniyetli ve rahat bir yolculuk olduğu söylenebilir mi? Elbette böyle bir iddia hayat gerçekleriyle bağdaşmayac...