Rasûlüm! Sen ve Müminler İstikâmet Üzere Olun! / Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Rasûlüm! Sen ve Müminler İstikâmet Üzere Olun! / Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Tarih: 2017-12-01

İstikâmet, hakka tabi olmak, adâleti yerine getirmek, doğru yola gitmek, itaat olan şeyleri yapıp isyan olan şeylerden sakınmak, verdiği sözü tutmak ve haktan meyletmemek demektir. Böyle kimselere ve hiçbir yerinde meyil ve eğrilik bulunmayan dümdüz ve doğru şeye mustakîm denir. Mustakîm aynı zamanda dosdoğru din anlamındadır ve İslam dinidir. (Fatiha, 1/7). “Bu (Din), Rabbin’in dosdoğru yoludur.” (En’âm, 6/126). “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara sapmayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır…” (En’âm, 6/153). Bu yol aynı zamanda İbrahim ve diğer peygamberlerin yoludur. “De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti…” (En’âm, 6/161). Allah Rasûlü Mekke müşriklerinden, istikâmet üzere olan dine gelmelerini ve Allah’tan af dilemelerini istemektedir: “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artık O’na yönelin, O’ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!” (Fussılet, 41/6)

İstikâmet kelimesinin, tanımdan da anlaşılacağı üzere anlaşmaya sâdık kalmak, dürüst olmak gibi anlamları da vardır. “Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında müşriklerin Allah ve Rasûlü yanında nasıl (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karşı dürüst davrandıkları müddetçe siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakınanları sever.” (Tevbe, 9/7)

Allah Teâlâ, Rasûlü’nden ve müminlerden, kafirlerin yaptıkları ne olursa olsun haktan uzaklaşmamalarını ve istikâmet üzerine olmalarını istemektedir. “Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hud, 11/111-112)

Allah Rasûlü’nün tebliğ ve beyan görevinin yanında bir başka görevi de insanları getirdiği dine hikmetle ve güzel öğütle çağırmaktır: “(Rasûlüm!) Sen, Rabbin’in yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.” (Nahl, 16/125) Rabbimiz, Rasûlü’nden hikmetle ve güzel öğütle davetine devam etmesini, müşriklerden gelecek olumsuz tutumlarına karşı sabretmesini ve onlarla mücadele ederken haktan ve adâletten ayrılmamasını istemektedir. “(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz’dir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” (Şûrâ, 42/15)

Düşman ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir zaman doğruluktan ayrılmamak gerekir. Allah Teâlâ, Musa ve Harun peygamberlere şöyle tavsiyede bulunmaktadır: “Allah, “Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin.” dedi.” (Yunus, 10/89)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Dinini Yaşayanlar ve Dinini Kullananlar

Yeryüzünde yaşayan insanların yüzde yüzüne yakınının, ama beşerî ama ilahî bir dine inanmaları ve insanlık tarihi boyunca bunun hep böyle devam ediyor olması, insan...

Türkiye’nin Birleştirici Gücü ve Kudüs’ün Manevi Önemi

Trump’ın 6 Aralık 2017’de Kudüs’ü başkent ilan etmeye çalışmasıyla Kudüs dünya gündeminin birinci sırasına yerleşti. Dünyanın da kabul etmesi için aba altından sopa...

Müslümanların Mukaddes Şehri Kudüs / Prof. Dr. Ömer Faruk Harman

Kur’ân’da Kudüs’ten bahsediliyor mu? Kudüs, kitap ehline kutsal olduğu gibi Müslümanlara da kutsaldır. Şehrin ismi Kur’ân’da direkt geçmese de İsra mucizesinin ...