Bütün Yollar Kapalı Sadece Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Yolu Açık…

Bütün Yollar Kapalı Sadece Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Yolu Açık…

Dr. Alper Yücel Zorlu

Tarih: 2017-11-01

Son Peygamber… Diğer bir deyişle Ahir zaman peygamberi… Allah’ın (c.c.) “Habibim” dediği “En Sevgili…” Bütün insanlığın Şahı… İnsanlık âleminin son şansı ve nasibi… İnsanlığa maneviyat kapılarını sonuna kadar açan büyük Nebi… Asırlardır müminlerin sevgi menbaı… “Kur’ân ve insan ikiz kardeştir.” kelamını kendi şahsında taçlandıran ve Hz. Aişe’nin “O’nun ahlakı Kur’ân’dı.” dediği en müstesna ahlak abidesi… Bütün ahlakları ve sıfatları bizzat Kur’ân’da Allah tarafından övülmüş, insanlığın medar-ı iftiharı… O nedenle O’nun yaşadığı döneme “asr-ı saadet” denmişti. Saadet asrı… Ne durumda olursa olsun O’nunla karşılaşan herkesi ayağa kaldırmış, dönemin bütün çirkefliğine karşın hepsini “ahlak ayaklanmasının bir neferi haline dönüştürmeyi” başarmıştı…

Sahabeler, Hz. Peygamber sayesinde hakikatle yüzleşmiş, hikmetle tanışmış, Allah ile aralarındaki vazgeçilmez bağı fark etmişlerdi. Onlara Allah’ı anlatan en yakın ve en önemli kaynak ise Hz. Muhammed (s.a.v.) idi. “O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Cuma, 62/2) ayeti açıkça bunu gösteriyor. Aksi halde İslam’ın sadece rükûnlarını öğrenmek kastedilseydi, bugün İslam’ın rükûnlarını bilen bizlerde de aynı güzelliklerin olması gerekirdi. Kısacası sahabeler aldıkları eğitim gereği Allah’ı bilmeyi ve anlatmayı, ahlak üzerinden kurgular yani muhasebeyi ön plana alırlardı. Kur’ân eğitimlerini de bizzat Hz. Peygamber’den almışlardı. Yani neyi nasıl yapacaklarını Peygamber Efendimiz’den öğrenmişlerdi. Bundan daha tabii bir şey olamazdı. Yani onların dersi Kur’ân’dı, öğretmenleri ise Hz. Muhammed (s.a.v.) idi. Onlar Kur’ân’a Kur’ân’ı kendisinden öğrenecekleri bir kaynak ile tutunmuşlardı. O da Hz. Peygamber’di. Yaşayan, canlı örnek; sadece bu amaçla insanlığa gönderilmiş… Son Peygamber…

Kıyamet günü kabirden en önce O kalkacaktır. En önce O şefaat edecektir. En önce O’nun şefaati kabul olacaktır. Cennet kapısını önce O çalacaktır. Kapı, Ona hemen açılacaktır. “Livâ-i hamd” denilen sancak, O’nun elinde bulunacaktır. Âdem aleyhisselam ve O’nun zamanından kıyamete kadar gelen her mümin, bu sancak altında bulunacaktır. Bir hadis-i şerifte: “Kıyamet günü, önce gelenlerin ve sonra gelenlerin Seyyidiyim. Hakikati bildiriyorum, övünmüyorum.” buyurdu. Diğer bir hadis-i şerifte: “Allahu Teâlâ’nın habibiyim, sevgilisiyim. Peygamberlerin reisiyim. Övünmek için söylemiyorum.” Başka bir hadis-i şerifte: “Peygamberlerin sonuncusuyum, övünmüyorum. Ben Abdullah’ın oğlu Muhammedim (aleyhissalâtü vesselâm) Allahu Teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyisinde yarattı. Allahu Teâlâ, insanları fırkalara (kavimlere, ırklara) ayırdı. Beni, en iyisinde bulundurdu. Sonra bu en iyi fırkayı kabilelere ayırdı. Beni en iyisinde bulundurdu. Sonra, bu kabileyi evlere ayırdı. Beni, en iyi evden dünyaya getirdi. İnsanların en iyisiyim. En iyi ailedenim. Kıyamette, herkes sustuğu zaman, ben söyleyeceğim. Kimsenin kımıldayamadığı vakitte onlara şefaat ediciyim, kimsede ümit kalmadığı bir zamanda onlara müjde vericiyim. O gün her iyilik, her türlü yardım, her kapının anahtarı bendedir. Livâ-i hamd benim elimdedir. İnsanların en hayırlısı, en cömerdi, en iyisiyim. O gün emrimde binlerce hizmetçi vardır. Kıyamet günü, Peygamberlerin imamı, hatibi ve hepsine şefaat edici benim. Bunları öğünmek için söylemiyorum. Hakikati bildiriyorum. Hakikati bildirmek vazifemdir. Bunları söylemezsem, vazifemi yapmamış olurum.” buyurdu. (İmâm-ı Rabbânî, Mektubât, 44. Mektup)

Seyyid Abdülhakim-i Arvasî Hazretleri buyurdu ki:

“Her Peygamber kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed aleyhisselam ise her zamanda, her memlekette, yani dünya yaratıldığı günden kıyamet kopuncaya kadar gelmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstünüdür. Hiç kimse, hiçbir bakımdan O’nun üstünde değildir. Bu, güç bir şey değildir. Dilediğini yapan, her istediğini yaratan, O’nu böyle yaratmıştır. Hiçbir insanın O’nu medh edecek gücü yoktur. Hiçbir insanın, O’nu tenkit edecek iktidarı yoktur.” (Peygamberler Tarihi-A.Faruk Meyan. Sf.8)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Bütün Yollar Kapalı Sadece Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Yolu Açık…

Son Peygamber… Diğer bir deyişle Ahir zaman peygamberi… Allah’ın (c.c.) “Habibim” dediği “En Sevgili…” Bütün insanlığın Şahı… İnsanlık âleminin son şansı ve nasibi…...

Nefisle Nasıl Mücadele Edelim?

“Nefsin her türlü pisliği yapabileceğini kabul etmekle” başlar kadim irfan. İnsanlık tarihinde bireysel kötülüklerin ötesinde toplu gelen bela ve afetlerin veriliş ...

Türkiye'de Cemaat Algısı Yıpranırken...

Türkiye Hür Dünya İçin Değerlern Koçbaşıdır... Muzaffer Özak Hoca’nın güzel bir konuşması var: “Âmentübillah ila murâdillah.” Yani Allah (c.c.) nasıl inanmamızı...
Tüm Yazıları