Yeter Artık Birleşmeliyiz...

Yeter Artık Birleşmeliyiz...

Abdulkadir Yılmaz

Tarih: 2017-10-02

Kur’ân ve hadis-i şerifler göstermektedir ki İslam dini kâmil mükemmel bir dindir. Eksiksiz bir şekilde tamamlanmıştır. Bu anlamda uzuvları tamam olan bir insana benzer. Yani İslam dini omurga ve temel meseleler bağlamında her uzvu yerli yerinde kusursuz bir insan gibidir.

Mesela gözü görmeyen, kulağı işitmeyen, burnu koku almayan insanlar insandırlar ama eksiktirler. İslam’ın da her prensibi böyle bir uzuv gibidir. Bazılarını yok kabul etmek, inkâr etmek veya görmezden gelmek o dini kusurlu eksik hale getirir. İslam inanç noktasında bu eksikliği kabul etmez, o tür kişileri iman dairesinden dışarı atar. Yaşama noktasında ise bu eksiklikler anlaşılabilir ve tolere edilebilirler. Daha açıkçası insanlar teoride İslam’ın her şartına iman ederler ama pratikte nefsi yüzünden, acizliğinden vs. sebeplerden dolayı ancak bir kısmını hayata geçirebilirler… İleride hepsini yapabilme üzüntüsü içindedirler, bunun farkında olarak tövbe ederler. Rabbimiz işte bu hususta son derece toleranslı ve affedicidir. Ama bu dinin bir kısmını saklamak, noksan göstermek, görmezden gelmek veya iptal etmek kulların boyunu aşar. İşte bu konu çok tehlikelidir.

Kur’ân, eski dönemlerde kitabı bilen din adamlarının ellerindeki kutsal kitaptan bazı şeyleri böyle sakladıklarını söyler. Ve bunların şiddetle cezalandırıldıklarını bildirir. Allah’ın gazabını şiddetle çeken dini yaşamadaki eksikliklerimiz değil ama dini kafamıza göre eksiltmemiz ve buna yol açmamızdır. İşte bu önemli konu üzerine mümin kardeşlerimize bir uyarı, bir hatırlatma yapmak isterim ki bu konuda yanlışa, hataya düşmesinler. “İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” sözü çok yerinde geçerli bir sözdür. İnsanoğlu zaman içerisinde yaşadığı gibi inanmaya ve bazı gerçekleri unutmaya, görmezden gelmeye başlayabiliyor. Bu konu ile alakalı söylenecek çok şey var ama özellikle günümüzde en çok ihtiyaç duyulan bazı konularda hatırlatma yapmak isterim.

Birincisi, Müslüman ülkelerde yaşanan acı olaylara, insanlık dışı zulüm, katliam ve işkencelere karşı Ümmet-i Muhammed’in tepkisindeki yetersizliktir. Hatta bu durumu neredeyse hiç görmeyen fark etmeyenler var... Müminlerin ve onlara önder ve rehber konumundaki hocaların talebelerini sadece şahsî ibadetlere teşvik etmesi, böylece sorumluluktan kurtulabilecekleri, hatta çok yüksek makamlara çıkabilecekleri mesajlarını vermesi yeterli değildir. Daha açığı bu tutum, vebali büyük bir gaflettir. Tabi böyle olmayan liderler ve hocalara ve müminlere bir sözümüz yok... Herkes kendi vicdanında bunun muhasebesini yapmalı. Ayet-i kerimede mealen Rabbimiz buyuruyor: “Size ne oluyor da Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa, 4/75)

Evet, Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Dünya üzerindeki tüm olan bitenden anında haberimiz oluyor. Bir şehir ahalisi hatta bir mahalle komşusu gibi olduk. Komşularımız olan Müslüman ülkelerde kan, gözyaşı eksik olmuyor. Kadınların, çocukların ırzlarına geçiliyor, asılıyor, işkence yapılıyor, toplu olarak yakılıyor, katlediliyor vs. Yani bir gün yok ki, dünya Müslümanlarının üzerinde müşriklerin sahabeye yaptığı işkencelerin bin beterine şahit olmayalım. Efendimiz buyuruyor ki:

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Yeter Artık Birleşmeliyiz...

Kur’ân ve hadis-i şerifler göstermektedir ki İslam dini kâmil mükemmel bir dindir. Eksiksiz bir şekilde tamamlanmıştır. Bu anlamda uzuvları tamam olan bir insana be...

Hadis-i Şerifleri Şüphe Denizinde Boğmak…

Altın arayanların birkaç gram altın elde etmek için tonlarca dere kumunu elekten geçirdiklerini belgesellerde ve hatta filmlerde çok izlemişizdir. Neticede elde edi...

En Kutlu Sefer “Hac”

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim ...
Tüm Yazıları