İhmal Edilen Ulvi Vazife Tebliğ

İhmal Edilen Ulvi Vazife Tebliğ

Abdulkadir Yılmaz

Tarih: 2017-01-01

Doğru olanın ne olduğunu bilmeye ve ona sımsıkı sarılmaya her dönemden daha çok ihtiyacımız var. İnternet ve çeşitli medya organları sayesinde konuşanlar çoğaldı. Her gün yeni yollar, yeni İslam anlayış ve yorumları geliyor önümüze “Bu yol doğru diğerleri yanlış, buradan gidin…” diyen. Bizler de fikirleri ne derece doğru, gittikleri yol gerçekten İslam’ın gidin dediği yol mu bilmeden takılıp birilerinin peşine gidiyoruz. Yani arayışı olan her samimi insanın kolayca düşebileceği tuzaklar ve mantıklı gibi görünen yalancı yollar ciddi anlamda çoğaldı. Bu nedenle de ümmetin aklı ve gönlü iyice bulandı.

Peki, bu sorunun aşılması öyle çok zor mu? Hayır! Biz atların sırtında dünyaya hakim olmuş ve adalet dağıtmış kadim bir milletiz. Büyük bir medeniyetin, büyük bir tarihi tecrübenin varisiyiz. Yani doğruyu da eğriyi de iyi biliriz de. O zaman bu muhteşem medeniyeti kuran ve yüzlerce yıl yaşatan ecdadımızın yollarına, onların İslam anlayışlarına ve mezheplerine sövenden, onları kötüleyenden kaçsak bize yeter; fazla akıllı ve bilgili olmaya gerek yok. Bakın televizyonlarda gezen bazı alim müsveddelerinin fikirlerine, biraz kurcalayın, fazla zaman geçirmeden o size içindekini dökecek; Fatih’e, Yavuz’ a, Mevlânâ’ya, Yunus’a, Abdulkadir Geylanî’ye, İmam-ı Gazalî’ye... hakaret edecektir. İşte gördüysen eğriyi dön oradan. Ehl-i Sünnet dediğimiz Kur’ân ve sünnete dön; alimine, evliyasına hürmet eden, baş tacı eden ecdadının yoluna dön. Onların hürmet ettiği alime sen de hürmet et, onun sevdiği alimi sen de sev, değer ver yeter… En kıymetli hadis alimlerinden Buhari’ye, Müslim’e hakaret eden; evliyaya, Allah dostlarına dudak büken hatta kâfir diyen adamlarla ecdadının işi olmuş mu ki senin işin olsun…

Adam Kur’ân’a dönelim diyormuş, mantıklı konuşuyormuş vs… Bilmiyor musun şeytanın en tehlikeli vuruşu sağdan gelendir, yani “Allah” diyerek vurması… Baksana İslam coğrafyasına, insanlar birbirleriyle “Allahu Ekber” diyerek savaşıyorlar… Öldüren “Allahu Ekber” diyerek öldürüyor, ölen “Allahu Ekber” diyerek ölüyor. İki taraftan da öldüren Allah için öldürdüğünü düşünüyor ve bir Müslüman’ı hunharca öldürmek için yola çıkan kişi, kendisi ölürse şehid olacağını zannediyor; bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Hâlâ bu İslam milletini bölmek isteyenlere prim verecek miyiz? Bunların hepsi şeytanın sağdan gelerek, yani Allah diyerek aldatmasından başka bir şey değil.

O yüzden aldanmayalım… Bu ümmeti bölmek üzerine yapılan planlar sahabe döneminde başladı. Hiçbir plan yeni değil ama bu zamanda fitnenin yayılma kabiliyeti ve hızı eski dönemlere oranla çok arttı. Sosyal ağlar üzerinden, internet ortamlarından her türlü fitne çok hızlı bir şekilde binlere, yüz binlere hatta milyonlara kolayca ulaşabiliyor. Her duyduğumuza inanmak, teslim olmak, her güzel konuşanı, Arapça okuyup Türkçe meal vereni âlim sanmak, iyi niyetli takva Müslüman zannetmek de bu zamana ait yaygın bir hastalık.

Evet, ma’rufu emretmek münkeri yasaklamak güzel bir iş de bu işi yapacak kişiler çok önemli. Yani açıkçası, bu zaman kişilerin sadece söylediğine bakma zamanı değil, söyleyene de bakma zamanı. Söylediği hadis olabilir, Kur’ân’dan ayet de olabilir ama münafıklar, bölücüler de bunları kullanıyor. Dolayısıyla ayet ve hadisi söyleyen ağız çok önemli. Kur’ân ve sünneti birbirinden koparmayan, Allah’tan korkan ihlaslı bir hayat süren alimlerin sözlerine kulak vermeli, fasık adamların, doğru düzgün namaz bile kılmayan bazı alim müsveddelerinin değil.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

İhmal Edilen Ulvi Vazife Tebliğ

Doğru olanın ne olduğunu bilmeye ve ona sımsıkı sarılmaya her dönemden daha çok ihtiyacımız var. İnternet ve çeşitli medya organları sayesinde konuşanlar çoğaldı. H...

Akıllı Tasarıma İşaret Eden Ayetler

  Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, yıllar geçse de bilimleri eskiten ama kendisi eskimeyen bir kitap. Her geçen devir, her yeni bilimsel buluş Kur’ân’ı gözlerde d...

Dostluğun Olmazsa Olmazı Vefa

Hayat bir yolculuktur, ruhlar âleminden dünyaya, dünyadan kabir hayatına ve oradan ahirete doğru giden… İnsan ise kendi nev’inden nice yolcuyla beraber bu yolun gel...
Tüm Yazıları