Gözümün Nuru Namaz / Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Gözümün Nuru Namaz / Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Tarih: 2016-12-01

Namaz, Müslümanların günde beş defa belirli vakitlerde yerine getirdikleri farz bir ibadettir. “Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır..” (Nisâ, 4/103) Namaz aynı zamanda İslam’ın temel ibadetlerinden biridir: “İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûl’ü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hac etmek, Ramazan orucunu tutmak.” (Buhârî, İman, 2; Müslim, İman, 19-22) Bir başka hadisinde Allah Rasûlü (sav) namazın dinin direği oluğunu belirtmiştir: “Namaz dinin direğidir.” (Tirmizî, İman, 8) Bu ibadet Müslümanların ömürleri boyunca kılması gereken bir ibadettir: “Allah’la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir. And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz. Rabbin’i hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbin’e kulluk et.” (Hicr, 15/95-99)

İslam’da, başta namaz ibadeti olmak üzere ibadetler hayatın merkezindedir. Hayatın ona göre şekillenmesi gerekir. Müslüman’ın yaşantısı, doğduğu zaman ilk kulağına ezan okuyarak başlamakta ve öldüğünde cenaze namazı kılınarak tamamlanmaktadır. Yani hayat ezanla başlayıp namazla bitmektedir. Bu hayatın kısa yani ezanla namaz arasındaki zaman kadar olduğunu gösterdiği gibi hayatın da ezan ve namaza göre düzenlenmesi gerektiğinin bir göstergesidir.

Müslüman’ın hayatı bir günde kılınan beş vakit namaza benzetilebilir. Bir insanın ömrünü; doğumu, gençliği, olgunluk yaşı, ihtiyarlığı ve ölümü olarak kategoriye ayırırsak beş vakit namaz da böyledir. Bir günde Müslüman; sabah namazıyla doğumu, öğle namazıyla gençliği, ikindi namazıyla olgunluk yaşı, akşam namazıyla ihtiyarlığı ve yatsı namazıyla ölüm halini yaşamaktadır. Yani Müslüman her gün hayata yeniden gözlerini açmakta, hayatında yaşadığı evreleri beş vakit namazıyla yaşamaktadır. Nasıl ki insanlar genellikle hayatında yaşadığı evrelerin hepsini bir anda yaşayamazsa beş vakit namazı da bir anda kılması uygun olmaz. Hayatın her anında farklı güzellikler olduğu gibi her namazın vaktinde kılınması gerekir ki o vaktin güzellikleri, huzuru yaşansın. Belki de bu hikmetle Rabbimiz beş vakit namazın günün istenilen herhangi bir vaktinde değil de belirli aralıklarla serpiştirilmesini istemiş olabilir. Yani şunu söylemek istiyorum: Allah, bu ödevi 24 saat diliminde toptan uygun bulduğunuz bir vakitte kılın diyebilirdi. Böyle olunca vakit darlığı sebebiyle namaz konusunda gevşek olanların mazereti kalmazdı, diye düşünülebilir. Ama Allah, namazı, kulun hayatında boş vakitlerinde, televizyon izlerken reklam aralarında sıkıştıracağı bir ibadet değil; insanın yaratılış gayesine uygun olarak namaz vakitlerine göre işini ayarlamasını istemektedir. İslam’ın şartlarından sadece namaz kulun bütün hayatını kapsamaktadır. Allah, kendini Rab olarak tanıyan kulun sabah erkenden kalkarak kendisine şöyle söz vermesini istemektedir. “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Nimete erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!” (Fâtiha, 1/5-7) Söz verme günün diğer vakitlerinde de devam etmekte ve en son istirahata çekilmeden önce bir kez daha aynı sözlerini yenilemesini Allah Teâlâ kulundan istemektedir. Böylece kulun Rabbi’ne karşı verdiği bu söz, en azından diğer namaz vaktine kadar devam etmeli kötülük yapmasını engellemelidir. “Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten men eder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût, 29/45)

Namaz, içerisinde zikir, tesbih, dua, kıyam, rükû, secde gibi alt ibadetleri toplayan önemli bir ibadettir. Belki bu kadar kapsamlı olduğundandır, Rabbimiz kendisinden namazla yardım istememizi istemektedir. “Ey inananlar! Sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyiniz.” (Bakara, 2/153) Başka bir ayette sabır ve namazın, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır geldiği belirtilmiştir: “Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.” (Bakara, 2/45)

Namaz Kötülüklerden Alıkoyar

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Zaman İslam’ı Doğru Anlatma Zamanı/Seyyid Şenel İlhan’ın Sohbetinden

Zamanımız, İslam üzerine oluşturulan suizanları ve ön yargıları kırarak bu güzel dini en güzel şekilde önce yaşayarak gösterme sonra da her boyutta doğru bir şekild...

Sahabe-i Kiram’ın İnfaktaki Fedakârlıkları / Prof. Dr. Ömer Çelik

Peygamber Efendimiz (sav), sahabe-i kiramı her açıdan terbiye ediyordu. Efendimiz aleyhisselamın Sahabe-i kirama yönelik ve ümmetine örnek infak terbiyesini anlatır...

Çocukta Allah Telakkisi / Pedagog Ali Çankırılı

Deneysel psikoloji, okul çağına kadar çocukta sanatsal (artifact) bir düşünce biçimi olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre çocuk gördüğü her şeyin bir insan eliyle ...