Seyyid Hasan El-Kırzi Hazretleri / Seyyid Osman Koçak

Seyyid Hasan El-Kırzi Hazretleri / Seyyid Osman Koçak

Tarih: 2013-11-01

Seyyid Osman Koçak

Eyüp Sultan Seyyid Hasan El-Kırzi İlim Araştırma Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı

HORASAN’DAN ANADOLU’YA GELEN SEYYİDLER
Seyyid Hasan El-Kırzi Hz.’den bahseder misiniz?

Biliyorsunuz Mengücekler Kemah’ta yaşamışlardır. Mengücük Gazi, Sultan Alparslan ile birlikte Malazgirt savaşına iştirak eden komutanlardandır. Türkmen beylerinden olan Mengücük Gazi, Anadolu’nun fethi sırasında Erzincan, Kemah, Divriği ve Karahisar’ın fethi sırasında şehit düşmüştür.
Köyümüzün tarihi çok eskilere dayanmakla birlikte elimizde bulunan belgelere göre M.1160 tarihinde köyün sınırları belirlenmiş. Bu hudutnamede sınırlar içerisindeki her türlü kullanım hakkının, Seyyid Şeyh Hasan El-Kırzi’ye verildiği elde bulunan 850 senelik tarihi şecereden anlaşılmaktadır.
Biz tarihte ‘Kemah Seyyidleri’ diye geçiyoruz. Prof. Dr. Miroğlu’nun “Kemah Sancağı” isimli kitabında Kemah Seyyidlerinden çokça bahsedilir. Dedem Şeyh Seyyid Yakub Hazretleri Horasan’ın Keyfe köyünden Kemah’a geliyor. Dedem Seyyid Yakub Hazretleri, Kemah kale içinde imam olarak görev yapıyor, Seyyid Hasan Hazretleri Kemah’ta doğuyor. Gençlik çağına geldiğinde Kemah Merkez Camii’ne ataması yapılıyor, akabinde kendisini ordunun başına veriyorlar. Bayburt’u, Şebinkarahisar’ı, Çemişgezek’i fethediyor. Sonra tekrar Divriği’ye imam olarak ataması yapılıyor. Kemah’a Mengücekler hâkim ama fitne olmasın diye Selçuklulara bağlanıyorlar. Burada bir süre görev yaptıktan sonra Konya Selçuklu Sultanının, Seyyid Hasan Kırzi Hazretleri’yle arası açılıyor, çünkü biz dışarıya kız vermiyoruz. Selçuklu Sultanı araya ağalar paşalar koyuyor, nikâh yapılıyor. Selçuklu Sultanı Sivas’taki Divriği Ulu Camii’ni Seyyid Hasan Hazretleri’ne hediye ediyor.
Seyyid Hasan Hazretleri’ni civardaki insanlar hastalıkları için ziyaret eder şifa bulurlarmış. Hâlâ daha ziyaret edip birçok hastalıklardan kurtulanlar oluyor. İnsanlar seyyidlerin ve veli zatların türbelerinde dua ediyor, Kur’an okuyor. Şifayı veren Allah’tır.
Seyyid Hasan Hazretleri daha sonra tekrar Kemah’a, şu an kabrinin olduğu köye geliyor.



Derneğinizin faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Öncesi de var ama düzenli bir şekilde 1991 yılından bugüne kadar devam ediyor. Seyyid Hasan el-Kırzi Hazretleri’ni anma günü yapıyoruz, her sene kabri başında binlerce kişinin katıldığı programlarımız oluyor.
Dedem Şeyh Seyyid Muhammed Hazretleri’ne kadar hizmetlerimiz devam etmiş ve dedem 1929’da rahmetli olmuş. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla bu hizmetler akamete uğramış. Unutulmuş bir tarih ve unutulmuş bir nesilden bize hayır gelmez. Dedelerimiz İslam’a hizmet etmiş maneviyat eri kişiler. Biz onlar gibi olamıyoruz bari onların kıymetini anlatalım diyerek çalışmalara devam ediyoruz. 1991’de çalışmalarımıza başladık. Çalışmalara başlarken “Beni başkan seçecekseniz bir şartım var.” dedim. “Ya köyün ismini değiştireceğiz “Kırzi” yapacağız, ya da Şeyh Seyyid Hasan el-Kırzi Hazretleri’ni her sene anacağız.” Arkadaşlar “Köyün ismini değiştiremeyiz ama her sene Seyyid Hasan Hazretleri’ne sene-i devriye etkinliği yaparız.” dediler. Bir kardeşimiz buna karşı çıktı, hem de bu kişi Ehl-i Beyt’ten, Seyyid Hasan Hazretleri’nin torunu. Tabi canım çok sıkıldı, bir şey demedim. İstanbul’a geldim, iki gün sonra telefon çaldı, o karşı çıkan kardeşimiz telefonda “Osman Efendi, Seyyid Hasan Hazretleri’nin sene-i devriye etkinliğini yapalım.” dedi. “Hayrola, fikrini neden değiştirdin?” dedim. “Seyyid Hasan Hazretleri’ni rüyamda gördüm, beni çok kötü sıktı.” dedi.


EHL-İ BEYT’E HÜRMET EDENİN DİNİ VE DÜNYASI KORUNUR
Ehl-i Beyt’in önemi ve sevgisi unutulmuş durumda. Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde “Şu üç hürmeti gözetenin, dini ve dünyası muhafaza edilir, yoksa hiçbir şeyi korunmaz. İslam’a, Peygamber’e ve O’nun nesline hürmet.” (Taberani) buyurmaktadır. Siz de bu ailenin bir ferdi olarak toplumun geldiği bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?
İslam’a hürmet demek; dinin emirlerine riayet etmektir. Peygamber’e hürmet demek; sünnetine uymaktır. Efendimiz’in nesline hürmet etmek; onlara karşı gereken sevgiyi göstermektir. Peygamber Efendimiz’in (sav) şöyle bir hadisi var: “Ehl-i Beytim, Nuh’un gemisi gibidir. Tutunan kurtulur, tutunmayan boğulur.” (Taberani). Hadis-i şerif açık, neden bu hadisi unuttuk acaba?
Peygamber Efendimiz’den hemen kısa bir süre sonra elim bir olay olan Kerbela Faciası var. Bu olay gönüllerde büyük acılar bıraktı. Ehl-i Beyt’e bu zulmü yapanlar şimdi lanetle anılıyor. Böyle büyük bir acıdan sonra çocuklarımıza ve yeni nesle Ehl-i Beyt’in öneminden bahsetmeliyiz. Ehl-i Sünnet alimleri Ehl-i Beyt hayranıdır. Bunlar anlatılmaz ise gençlerimiz nereden bilecekler.



“ÜSTÜNLÜK TAKVADADIR” DÜSTURU EHL-İ BEYT’E HÜRMETE ENGEL Mİ?
Ne zaman Ehl-i Beyt’ten bahsedilse karşımıza “üstünlük takvadadır” düsturu ile Ehl-i Beyt sevgisinin oluşumuna negatif tavır gösteriliyor. Ben İslam’da ana-baba hakkını anlatınca neden “üstünlük takvadadır.” hadis-i şerifi ile karşıma çıkmıyorsun. Benim babam çok da takva değil. Peki, ne yapacağız şimdi takva değil diye saygı ve sevgi göstermeyecek miyiz? Tabi ki göstereceğiz, babam olması cihetiyle saygı göstereceğiz. Ama aynı zamanda babam takva olsaydı hem ilmine hem de babam olduğu için hürmet etmem gerekirdi. Maalesef bu ayrımı dahi yapamayacak kadar bu konuda marazlı hale gelmiş toplum...

Peygamber Efendimiz’in (sav) çok açık hadisleri var. “Allah’ı seven beni sever, beni seven de Ehl-i Beytim’i sever.” (Tirmizi) Seyyidler, bu toprakları mayalayan manevi büyüklerdir. Bu toplumun tekrar özüne döneceğine inanıyorum. Bütün gayem seyyid olan ailem ve akrabalarımın şuurlanması. Burada seyyidlere de büyük işler düşüyor. Her seyyid ailesi kendi akrabaları için çalışmalı. Bu konuda kitaplar hazırlanmalı, seminerler verilmeli. Birçok aile de böyle çalışmalarda bulunuyor. Feyz Dergisi’ni yirmi yıldan beri tanıyorum ve takip ediyorum. Feyz Dergisi her zaman seyyidlerin dergisi oldu, sözcüsü oldu. Seyyidler ile ilgili yapılan çalışmaları bize aktarmayı bir vazife bildi. Seyyidimiz Şenel İlhan Beyefendi’den ebediyen Allah razı olsun. Türkiye’nin dört bir yanındaki seyyidlerden haberdar olduk.

 


Seyyid Hasan Kırzi Hazretleri’nden başka zâtlar da var mı? Ailenizden bahseder misiniz?
Babam Abdullah, dedem Şeyh Muhammed, onun babası Şeyh Osman, onun babası Seyyid Muhammed, Şeyh Seyyid Eyyüb Kırzi Hazretleri’dir. Ben Şeyh Seyyid Eyyüb Kırzi Hazretleri’nin beşinci kuşak torunuyum. Bu bilgileri yeni kuşaklara aktarmak gibi bir derdim var.
Beşinci dedem Seyyid Hasan Eyyüb el Kırzi Hazretleri’nin yazmış olduğu “Tuhfetü’l-Mecâlis” (meclislerin tacı) isimli eserin Türkçe çevirisini yaptırdık, Allah nasip ederse bu eseri yayınlatacağız. Kitap elime geçtiğinde çevirisini yaptırmak için bu işin pîri bir profesörle görüştük. Kitabı kendisine götürdüm, okudu, ağlamaya başladı ve “Bu, insana yapılmış bir sohbet değil bu, meleklerle yapılmış bir sohbet.” dedi. Kitabın yarısı hadis, yarısı beyitler halinde sohbetlerden oluşuyor. Kitap Hicri 1216’da yazılmış, 215 senelik bir eser. İçersinde muazzam şiirler var.
Mesela bir örnek verelim;
Leyl-i nehar hamdeylemişem,
Rasul-ü Ahmed’e haktır demişem,
Merak ettiğini bir tufe söyleyem,
Dinleyen aşıkları şad eyleyem.
...
Tealallah kelamında demiştir,
Teemmül ehli anı anlamıştır,
Sen dahi cehd eyle ki anlayasın,
Mebatinime zahiiri bilesin
Umarım cümle kavl-i fiilimizi
Şeriat peykesinden kıla bizi.



Düzenlemiş olduğunuz etkinliklere yöre halkının katılımı nasıl?
Sene-i devriye etkinliğinde 10 bin kişiye hizmet ettiğimiz oldu. Köyümüzdekilerden bazıları Ehl-i Beyt olduklarını dahi bilmiyordu, seyyid nedir bilmiyorlardı. Köyde Ehl-i Beyt’i anlatan seminerler düzenledik. Geldiğimiz noktada birçok gençlerin bu konuda mesafe aldığını görmek bizi mutlu etti. Mazinin hatırlanması kolay olmuyor. Ama üzerindeki tozu alınca cevherler ortaya çıkıyor. Bundan dolayı aldığımız olumlu neticeleri görünce memnun oluyoruz.
Aileniz Osmanlı’dan beri gelen geniş bir aile. Köyünüzdeki ailelerin tamamı Ehl-i Beyt’ten mi?
Hayır, tamamı değil ama seyyid aileleri biliniyor. 1930’lardan sonra seyyidler kayıt tutmamışlar ama benim bütün aileler hakkında bir çalışmam var. Elhamdülillah seyyidler kayıtlı. Zaten köyümüz seyyidlerin yaşadığı yerleşim yeri, öncüleri de bizim sülalemizdir, dedem Şeyh Seyyid Muhammed Hazretleri 1930’lara kadar köyde yaşamıştır. Diğer sülaleler de seyyid ama onlarda şeyh yok. Mesela Hocagil, Sıkkıdî, Hatipgil sülaleleri seyyiddir. Köyümüzde Seyyid olmayan aileler de mevcut. Seyyid aileleri ile Seyyid olmayan aileler birbirlerini tanımaktadır. Vakıf faaliyetlerinde beraber hareket ediyoruz.

CEMAATLER, ÂLİMLER, EHL-İ BEYT SEVGİSİ OLMADAN YAVAN EKMEK GİBİDİR
Yeni neslin Ehl-i Beyt’e bakış açısı nasıl?

Köyümüzde çok zengin aileler var. Bu aileler önceden köye nadir gelirlerdi. Şimdi herkes baba ocağına yazlık yapıyor. Böylece etkinlikler daha verimli hale geldi diyebilirim. Yalnız ne var ki biraz önce de üzerinde durduğumuz gibi seyyidler bir an önce kendilerinin farkına varmalılar, kendilerine çeki düzen vermeliler. Bunun yanında halkımız da Ehl-i Beyt’i yeniden tanımak için harekete geçmeli. Peygamber Efendimiz’in (sav) bu konudaki ikazları hal-i pür melalimizi ortaya koymaktadır.
“Ehl-i Beytim’i sevmeyen, ihtilafa düşer ve şeytana yoldaş olur.” (Hakim)
“Vallahi Ehl-i Beytim’i sevmeyenin kalbine iman girmez.” (İ.Ahmed)
“Benim soyuma dil uzatarak beni incitenlere, Allahu Teâlâ çok azap eder.” (Deylemi)
Ehl-i Beyt sevgisi apayrı bir haldir. Sevginin kaynağı Cenab-ı Allah’tır.
Cemaatlerimiz, âlimlerimiz Ehl-i Beyt sevgisi olmadan yavan ekmek gibidir. Yavan ekmeği nasıl yersin? O ekmek kaymaklı ballı olsa nasıl yersin? Ehl-i Beyt, kaymakla bal gibidir. Allah Ehl-i Beyt’e apayrı bir tat vermiş ama bulana ve bilene… Bugün tarikatların, cemaatlerin Ehl-i Beyt’ten haberi olmadığını görüyoruz. Ehl-i Beyt kimdir, nerededir, nasıldır, ne yapar, ne eder?… Kimse bilmiyor… Bugün bunlardan haberi olmayan çok cemaat var. Peygamber Efendimiz “Benden sonra Ehl-i Beytim’le imtihan olunacaksınız.” (Taberani) buyuruyor. Bugünkü halimize bir bakalım, biz bu imtihanın neresindeyiz, Allah aşkına...



EHL-İ BEYT’İN LİDERLİĞİ OLMADAN ZULÜM DURMAYACAK
Ehl-i Beyt bir lokomotif gibidir, lokomotif olmadan tren gidebilir mi? Gördüğünüz gibi gitmiyor. Her tarafta yapılan zulümlerle kan ağlıyoruz. Dünyaya bir bakın! Afganistan, Pakistan, Irak, Mısır, Myanmar, Suriye... Hep kan ağlıyoruz. Neden? Çünkü rehber yok, kılavuz yok, imam yok, lider yok.



ALLAH NURUNU HZ. MEHDİ VESİLESİYLE TAMAMLAYACAK
Ahir zamanda gelecek olan Hazreti Mehdi aleyhisselam da Ehl-i Beyt’ten olacak...

Evet, Hazreti Mehdi Peygamber Efendimiz’in soyundan gelecek, Cenab-ı Allah nurunu tamamlayacak, bu da Ehl-i Beyt bayrağıyla olacak. Hz. Mehdi aleyhisselamın geleceği mütevatir hadislerle sabittir.


Şu anda çalışmalarınızda geldiğiniz durum nedir?
Gayemiz şan şöhret değil, Allah rızası için fisebilillah çalışmak. Ne yapabiliriz diyerek her türlü hayırlı çalışmaya yardımcı olmak gerekiyor. En büyük amacımız bir seyyid köyü olan beldemizi yeniden canlandırmak istiyoruz. Allah’ın yardımıyla uyuyan bir nesli uyandırdık.

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

İzzet-i Nefs Duygusu Günahlara Karşı En İyi Kalkandır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs duygusunun öneminden her zaman bahsediyoruz. Bunun anlaşılmasına çok önem veriyoruz. Gerçekten bu duygu o kadar önemli ki, bir kişi, manen çok üst düze...

Müslümanların Astronomi Tarihine Katkıları / Prof. Dr. Ali Bakkal

İslam Astronomi Tarihinde bir milat belirlemeye kalksak nereden başlamak gerekir? Teşvik edici unsurlar nelerdi? Ayet, hadis, fıkıh anlamında nasıl teşvikler vardır...

Sağlıklı Bir Kişilik İnşası İçin Benlik Saygısının Önemi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Kişilik, kimlik, karakter, mizaç, benlik kavramları biraz birbiriyle iç içe ama farklı kavramlar… Hepsi de varlığın insandaki yansımaları… Bu konuda neler söylenebi...