Muhammed Aruçi'yle Karikatür Rezaleti Üzerine

Tarih: 2006-02-01

-Peygamber efendimizle alakalı çizilen çirkin karikatürü nasıl yorumluyorsunuz?

-PEYGAMBERİMİZE SÖVENLERLE, DİYALOG OLMAZ!

Benim Peygamberime sövenler… Bunlarla anlaşılacak, diyalog yapılacak hiçbir nokta yok. Eğer bugünkü diyaloğu Peygambere sövmekle başlarsa, biz onlardan beriyiz, biz bu dünya toplumlarına hiçbir saygımız yoktur. Ha şöyle bir şey var, sen üzgün müsün ki Danimarka’da şöyle bir rezalet olmuş, bir Fransız gazetesinde şöyle bir rezalet olmuş dersen, hiç üzgün değilim. Bendeniz hiç üzgün değilim, hiç beni etkilemedi, hiç kırılmadım. Neden, çünkü Kuran-ı Kerim’in ayetine bakacak olursak, “Ne Yahudiler ne de Nasraniler, size rıza göstermeyecekler ta ki siz, onların milletine tabi oluncaya kadar.” Millet olarak burada onların kültürüne, onların dinine, onların yönüne tabi oluncaya kadar; ancak o zaman size rıza gösterecekler…

-Avrupalı’nın medeniyet anlayışını nasıl görüyorsunuz?

-Bugün , Kuran-ı Kerim Allah böyle deyince, bugün danimarka’da Peygamber hakkında biri, kötü bir şey yapmış, bir karikatür, ben gerekirse bunlara hiç itiraz bile etmem. Neden? Çünkü ben onların kim olduğunu biliyorum. 250.000 kişiyi hiç utanmadan katlettiler Bosna Hersek’te, bugün de Avrupa kültüründen ve medeniyetinden bahsediyorlar işaretlerinde. Ben Avrupalıyım, kendimi Avrupalı olarak görüyorum, ben Asyalı değilim.Ben orada doğmuşum, annem babam da orada doğmuş, tarih boyunca dedelerim orada doğmuş. Bana bir Avrupalı, Avrupalılar söylesin, beşyüzelli senelik İslam hakimiyeti olan Osmanlı Devleti, üç senede 250.000 kişi bir yerde katletti mi katletmedi mi? Böyle bir şey varsa o zaman biz, İslam adına özür dileyelim onlardan!… Böyle bir şey yapamazdılar çünkü şeyhulislam, İstanbul’da halifeye derdi ki, “ben varken, reayama kimse dokunamaz.” Bunlar Almanya’da minareli bir camiye müsaade etmiyorlar.

HOŞGÖRÜYÜ, DİYALOGU OSMANLI’DAN ÖĞRENSİNLER!

İstanbul’da kiliselerin en güzeli mevcut hala. Patrikhane filan mevcut, her şey, Kahire’de aynı… Almanya’da Achen’de yıllardır problem; cami olsun ama minare olmasın! İsviçre’yi ziyaret ettim, İsviçre’de hiçbir yerde camiye müsaade edilmiyor. Sadece Arnavut camileri -sadece Arnavut camileri-, Balkanlardan giden Arnavutların camileri 45 tane mescit var ve her mescitte 300-500 kişi cemaat var. Nerede, evlerde, daireler tutuyorlar. Müslümanların da parası var, cami yapalım diyorlar, müsaade etmiyorlar. Neymiş, şehirlerinin alt yapısını bozuyormuş!... Yani buna Avrupa demokrasisi denilirse, o zaman şöyle yapalım, Avrupa bize hiç müsaade etmesin camilere, mevcut camileri de yıksınlar, biz de İslam dünyasında sadece cami yapalım, kiliselere müsaade etmeyelim; böyle bir şey olur mu? İmkansız bir şey… Avrupalıların böyle bir kültüre sahip olduğunu bildiğim için, Avrupalı benim karşımda, Peygamberimi sevmeyen, saygı duymayan bir insan… onlardan böyle bir şey beklenir. Müseylemetü’l kezzab tipi insanlar… ve bunlardan hiç üzgün değiliz…

-Peki, Müslümanların bu çirkin karikatüre tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

BİZİM ESAS ÜZGÜN OLMAMIZ GEREKEN…..

Bizim esas üzgün olmamız gereken, İslam dünyasında – Türkiyemizde olsun, diğer devletlerde olsun- bazen kendini modern göstermeye çalışan, medyada gazetelerde, dergilerde olsun, tv.lerde, radyolarda olsun, Peygamber Efendimizi sevmeyen, onunla alay etmeye kalkışan Müslüman oğlu Müslüman insanlar var. Türkoğlu türk ya da Arap oğlu Arap insanlar var… Bunlara hiç sesimiz çıkmıyor, bunlara susuyoruz, bunlar kendilerini modern, çağdaş insan göstermeye çalışıyorlar. Peygamber Efendimizin, Türk insanında Müslüman insanında dokunulmazlığı var, bu dokunulmazlık kaldırılırsa olmaz. Bizim milletvekillerimizin de dokunulmazlığı var, kaldı ki Peygamber için, olumsuz bir şey asla!.. Peygamberimizin dokunulmazlığı kaldırıldığı anda biz Müslüman değiliz… Yani Peygamber Efendimizden dokunulmazlığı kaldıran insan Müslüman değildir, çağdaş olabilir, Türk olabilir, Arap olabilir, İngiliz olabilir… Benim dinimle işi yok… O dokunulmazlığını kaldırsın ama benim Peygamberime dokunmasın. Bugüne kadar Türkiye’de kim Peygamber aleyhinde yazanlara, dinim aleyhinde yazanlara kim bir şey dedi? Kimse bir şey demedi…

EYLEMLER AMACINI AŞTI

Niye bugün, dünyayı bu kadar ayağa kaldırdık? İslam ne kadar medeni olmadığı, ne kadar cahil olduğu, büyükelçilik binalarının –Lübnan’da vs.- yakılması… O karikatürleri onlar yapmadı ki?!.. Şimdi bütün Danimarka milletini mi yakıcaz?!.. Böyle bir kültür olamaz. Bu bizim kültürsüzlüğümüzü gösterdi. Bu benim, Peygamberimize karşı olan benim bir saygısızlığım değil.. Ama biz dünyaya karşı, Peygamber Efendimizden örnek alacağız. Peygamber Efendimiz birgün dışarıya çıkmış, bir ağacın gölgesinde uyukluyor. Kafirin biri geldi, öldürmek istedi. Bıçağını kaldırdı ve dedi ki, -uyandı Peygamber- tam bıçağı saplıyacakken, “Hadi söyle bakalım o Allahına, Seni kurtarsın!” Peygamber efendimiz, “Benim Allahım dilerse şu anda bile senden kurtarır…” dedi. Nitekim eli tutuldu kafirin. Ve Peygamberimiz kalktı, -o kafir, bıçakla vuramadı.- elinden bıçağını aldı… Haa, buna çağdaş (!) insanlar buna inanmaz… Ha, ne oldu, o anda Cenab-ı Allah kafirin koluna güçsüzlük, felç verdi. Eli olduğu gibi kaldı, felçli insan bir şey yapabilir mi? Bu kadar basit… Çağdaş insanın anlayacağı güç şeyler. Peygamberimiz bıçağı aldı ve dedi ki; “Senin Allahın yok! Benim Allahım, beni kurtardı. Şimdi seni, benim elimden kim kurtaracak?” o da dedi ki; “ya Resulullah! Senin Allahın beni de kurtarır.” Yani bir de bu mantığa bakın… Bizim kimliğimiz, Resul-ü Ekrem Efendimizde. Yegane önder, hayat önderi… Resul-ü Ekrem Efendimize bakarsak; bakın bugün Resul-ü Ekrem Efendimiz hayatta olsaydı, Danimarka’da, Hollanda’da, Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde ona yapılan şeylere karşı; “Siz bunlara itiraz etmeyin, çünkü bunlar bilmezler. Bilselerdi böyle yapmazlardı, bunlar cehalet devrini yaşıyorlar.”derdi. Bunlar eğer İslam’ın değerini bilse, Peygamberin değerini bilse…

Avrupa hristiyan alemine ben şöyle söylüyorum; “Ateistlerden, dinsizlerden ve de müşriklerden oluşan toplumda Peygamberimiz etrafında birkaç kişi toplanmış, 20-30 kişi müslümanı var, Allah’a inananı vardı. Artık Mekke’de yaşanamıyordu. Hristiyan alemi bunu duysun. Peygamber Efendimiz dedi ki; “Siz artık burada yaşayamazsınız gidin, kalkın gidin Habeşistan’a. Orada çok temiz hristiyan bir kral var, melik var. Necaşi’ye gidin, o, Allah’ı tanır, o muhlistir ibadetinde. Hala bugün Avrupa’da kilisede Necaşi tipinde çok ihlaslı papazların olduğuna inanıyoruz. Nitekim Kuran-ı Kerim’de; “Müslümana en yakın, kendilerine -ben nasraniyim, hristiyanım- diyenlerdir.” diyor Kur’an, ben demiyorum ki… Çünkü, bunların arasında öyle papazlar var ki…” -Allah bunları överek zikrediyor o zaman için.- Bunlar, ilahi huzurda, dergah-ı izzette bunlar, mütekebbir olmazlar kibir sahibi değillerdir. Yani gerçekten hristiyan olan, ilahi huzurda kibir göstermeyen ve Allah’ın kendilerine güvendiği tip insanlar da vardır. Kur’an mesajı bu… Bunlar bize dost olmalı. Peygamber Efendimiz bu mesaja göre diyor ki, siz gidin Habeşistan’a orada bir kral var, ona sığının, müşrikler gelse bile sizi alamazlar onun elinden, ateistler gelse dahi sizi alamazlar ondan.”

KİLİSELERİN YAKILMASI YANLIŞ

Benim en çok korktuğum bir şey var; Lübnanda kalktı gitti Müslümanlar, oradaki arap kiliselerini yakmaya başladılar. Yanlış!... Kosova’da onyedi tane kiliseyi yaktı Müslümanlar, buna karşı yazı yazdım, eleştirdim bunu. Birbuçuk sene önceydi... Arnavutça yazı yazdım. Dedim ki, siz ne yapıyorsunuz, 550 sene güçlü bir Osmanlı devleti arkanızda olmasına rağmen, biz hiçbir kilise yakmadık. Yaksaydık, devletin kadısı bizi asardı. Neden? Çünkü bir hukuk devletiydi. Hiçbir kiliseye dokunulamazdı. Ekrem hakkı Ayverdi’nin dediği gibi, “sadece bir bölge fethedildiği zaman en büyük kilisesi camiye tebdil edilir, o da fethin bir sembolüdür. Ve artık hristiyan şehri olmaktansa, Müslüman şehri, galiplerin şehri, mağlupların değil bilinsin diye değiştirilirdi.” Ama patrikhaneyi Fatih – o devri iyi okuyalım- Fener patriğine – Fener patriği Fatih için çok dua etsin, onu çok sevmesi lazım- karşı olan davranışında, vezirleriyle beraber onu kabul etmesi, vezirleri, o gün İstanbul fethedildiğinde, Patriği, Fatihin vezirleri, Bakanları götürüyor ta makamına kadar… onun için hata yapan dışarıya gitmiş papazları bile, halkı geri çağırdı, “gelin buraya, yaşayın, bizim sistemimiz var” dedi. Mostar’a giderseniz, Mostar’da bir tekke var. Tekkeye gireceksiniz, orada Kanuni Sultan Süleyman’ın bir fermanı var. Orada toplumdaki hristiyan ve gayri Müslimler için verdiği o fermanda, bugün Birleşmiş Milletlerde bile azınlıklara bu kadar hak verilmemiştir, hiçbir modern ülkede azınlıkların, yabancıların bu kadar hakkı hukuku yoktur. Lütfen bunu okuyalım. Biz bu tarihle övünüyoruz. İslam dünyasında 5-10 tane çapulcu, terörist- ki İtalyanlarda da terörist var, Amerikalılarda da terörist var, Almanların Hitlercileri, milliyetçileri var.- bizim İslam dünyasında böyle terörist yok ki… Niye bugün sadece İslam dünyasına karşı terörist muamelesi yapılıyor ki… Bizi dolduruşa getiriyorlar, biz hemen yollara çıkıyoruz. Beyrut’taki yakılan büyükelçilikleri kınıyorum. Peygamberim adına kınıyorum. Beyrut’ta yakılan kiliseleri, taarruz edilen kiliseleri kınıyorum. Nitekim Filistin’de bugün, hristiyan olan Araplar var ki, beraber İsrail’e karşı savaşıyorlar. Yani biz böyle bir şey yapamayız. Biz her şeyden önce kendi toplumumuzda, kendi kardeşlerimizin çağdaş geçinen Türk yazarları, Arap yazarlarının, Resulullah’a karşı, aleyhinde yazdıklarında ağzımızı kapatıyoruz, gayrimüslim bir toplum bir şeyler yapıyor, -bunlardan böyle şey beklenir normaldir, o da kendi ülkesinde yapmış-, biz protestolarımızı daha kültürlü başka şekilde yapacktık.

-Peygamber efendimizin(sav) döneminde gayri Müslimlerle diyalog nasıldı?

RESULULLAH MÜSEYLEME’Yİ BİLE ÖLDÜRTMEDİ!

Resulullah Efendimiz zamanında böyle şeyler olmadı mı? Resulullah Efendimiz zamanında Müseyleme ortada yok muydu? Münafıklar yok muydu? Abdullah İbni Sebe

Münafık olduğu belli oldu, bir şayia çıkardılar ortaya, Resulullah o münafığı öldürecek dediler… Onun oğlu da geldi, “Ya Resulallah babam illa öldürülecekse onu ben öldüreyim, babamı başkasının öldürmesine razı olamam, babamın katiline iyi bir kalple bakamam. O emri ben yerine getireyim” dedi. Çok enteresandır, Resulullah(sav) dedi ki; “Sakın ha! O münafığı kimse öldüremez. Çünkü yarın bütün dünya diyecekki, Muhammed artık kendi arkadaşlarını öldürtmeye başladı. ”

Yani bugün biz öyle aptallaşıyoruz ki, İslam dünyasında İran’daki mollaların bağırmasıyla –hemen beş milyon insan dışarı çıktı- peşinden Suriye’de yapılanlar… Oradaki halk Avrupa’ya mesaj vermedi Şamda. Oradaki halk Esad’a mesaj verdi. Bak, birgün biz toplanırsak, sana da aynısını yaparız… Senin polisin bizi durduramaz, demek istedi. Mesaj başka… oradaki yapılanlar sadece birbirlerini kurban olarak kullanıyor. Oradaki o, Peygambere yapılan karikatürler kurban… Esadın karşısında olanlar milleti sokağa döktü ve Esada dedi ki, birgün biz çıksak, daha kötüsünü yaparız.

TÜRKLERİN EYLEMİ EN MAKBULÜDÜR…

Mesela bu konuda Türkiye önder... Türk halkı, diğer İslam ülkelerindekiTürkler ve Endonezyalılar, böyle yapmadı. Daha sakin bir şekilde yollara çıktılar, ki bu çok daha güzel bir şekilde olmalı. Irak’a Amerika girmek istediğinde, milyonlarca insan protesto etti Avrupa ülkelerinde… “Irak’a gitmeyin, katil misiniz siz?” dediler. Bizim bunu takdir etmemiz gerekiyor. Biz Avrupalıyı takdir edeceğiz, bizi onlar takdir ettiği müddetçe…

-Avrupalı ve Amerikalı herkesi suçlamak doğru bir tepki midir?

AVRUPALI VE AMERİKALI HALKLAR SAVAŞ KARŞITI

-Dolu insan, Amerika’da bile yollara döküldü, Irak’a gitmeyin diye. Burada Amerikanın bir George Bush’u var, bir Dick Cheynisi var arkasında, bir Tony Blair’i var, bunlar petrol arıyorlar dünyada… Petrol bulmak için, bin Ladin bunlar için mükemmel bir bahane… Yani bu kadar basit, ama Amerika halkı burada kabahatli değil, Avrupalılar kabahatli değil, Danimarka halkı bile kabahatli değil. Danimarka halkı yollara döküldü, yani o da var. Halk bağırdı; “Özür diliyoruz İslam dünyasından.” Orada özür dilendikten sonra, biz artık bu büyükelçilikleri dokunmamalıydık. Onların dokunulmazlığı var. Bir defa Peygamber Efendimizin dokunulmazlığı var ama sana gelen bir elçinin de dokunulmazlığı var. Resulullah Efendimize gelen bütün elçiler geldikleri gibi giderdi, ama Resulullah efendimizin gönderdiği elçiler, bazıları öldürülürdü; Resulullah da (sav) onlara savaş açardı. Yani şimdi Resulullah’ın hayatından örnekler alırsak, bugün herhangi bir yerde İslam dünyasında bir Danimarkalı bir Avrupalı elçi öldürülürse, o ülkenin o ülkeye artık savaş açması caizdir. Senin Peygamberinin davranışına göre. Bu konuda biz biraz dolduruşa geldik, kızağa bindirdiler bizi. Dağın tepesinden saldılar buzun üzerine. Kaymaya başladık…

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Kibrin Nedenleri ve Çeşitleri / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Cenab-ı Hakk’ın kulları üzerinde görmek istemediği birtakım çirkin sıfatlar vardır. Bunlardan en kötüsü kibir yani büyüklenmektir. Rabbimiz Kur’ân’da ilk büyüklenen...

İnsanın Eman Arayışı / Prof. Dr. Celal Türer

İnsan-fıtrat ilişkisinde güven kavramının yeri nedir? Nasıl şekillenir? Güven kavramı çok boyutlu; duygudan inanca, fizikten metafiziğe, bireyden sosyale, hayat...

Çocuk ve Allah İnancı / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Dini inanç ve insan psikolojisi arasında ne tür bir ilişki var? Din ve psikolojinin yakın bir ilgisi var. Bütün dünyada yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki, din...