Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin Mucizeleri

Dr. Hasan Ünal

Tarih: 2006-05-02

Bu ilkyazımda; Peygamber Efendimizin doğumu ile ilgili bazı mucizevî, harikulade hallerden bahsedeceğim.

Hz. Âmine annemizin hami-leliğinin 6. ayında rüyasında bir zat "Ey Âmine sen bütün âlemlerin en hayırlısına gebesin. Onu doğurduğun zaman ismini Muhammed koy ve durumunu gizle" dedi. Bu rüya nedeniyle de Peygamber Efen-dimiz İrbad İbni Sâriye’den gelen bir rivayetinde şöyle buyurmuştur. "Ben; babam İbrahim'in duası, İsa'nın müjdesi ve annemin rüyasıyım" de-mişti.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) anne rahmine düştüğü gece Kâbe' deki putların yere düştüğü ifade edilmektedir. Bu olayın iki kez zuhur ettiği ve ikincisinin de Resulullah' ın (s.a.v.) doğduğu gece olduğu söylenmiştir.

Peygamber Efendimizin ( s.a.v. ) doğumuna 50 gün kala Fil Vakası oldu. Zira Habeş kralı ve kumandanı Ebrehe, ibni Sabbah' a haber göndermişti; Mekke'deki bütün erkekleri kılıçtan geçir, kadınları esir et ve Kâbe' yi yık diye. Ancak Allahü Teala hem beytini korumak hem de sevgili Resulünü doğmadan zarar görmesini engellemek için Ebabil kuşlarını Ebrehe'nin fil ordusuna gönderip on-ları yok etti.

Yine sevgili Peygamberimiz anne karnında iken daha önceki yıllarda Mekke' de önemli kıtlık olduğu halde, o sene fevkalade bolluk zuhur etti. Bu nedenle Mekkeliler o seneye sevinç senesi ismini verdiler.

Hz. Âmine annemizin doğum sancıları başladığında içerisinde bir korku ve huzursuzluk olmuştu, ayriyeten derin bir susuzlukta hissediyordu. Ancak; o anda pencereden beyaz bir güvercin ( melek) içeri girip kanadı ile Âmine anne-mize dokununca bir anda korku ve huzursuzluğu son buldu ve ardından kendisine süte benzeyen beyaz bir şerbet uzatıldı; onu içince de susuzluğu kayboldu.

Hz. Âmine annemiz, Peygamber Efendimizin göbek kordonu kesilmiş ve sünnetli olarak doğduğunu ifade etmektedir. "Doğar doğmaz önce secdeye kapandı ardından da ellerini gökyüzüne doğru kaldırıp dua etti" demiştir.

Peygamber Efendimizin sünnetli ve göbek kordonu kesilmiş olarak doğduğunu İshak ibni Abdullah ve Hz. Abbas (r.a.) da ayrı ayrı rivayet etmişlerdir. Hatta dedesi Abdulmuttalip böyle doğduğu için çok sevinip "oğlumun parlak bir geleceği vardır" demişti.

Resulullah Aleyhissalatü vesselamın annesi onu doğurduğu an on-dan yayılan ve Şam saraylarına kadar uzanıp her tarafı aydınlatan bir nur görmüştü. Bu hususla ilgili olarak Abdurrahman ibni Avf' ın annesi şu-nu söyledi: " Âmine doğum yapınca Muhammed’i ben ellerimle tuttum, o esnada aniden dünyanın doğusuyla batısı aydınlandı ve ben Rum saraylarını gördüm". Osman ibni As' ın annesi de şöyle dedi: " Muham-med'in doğumu sırasında bende orada bulunuyordum. Vakit gece ve ortalık karanlıktı fakat o doğunca her şey birden aydınlandı. O sırada yıldızlara baktım yıldızlar üzerime düşecek kadar yaklaşmışlardı".

İmam Süheyli' nin rivayetine göre Resulullah Aleyhisselatü vesselam doğduğu zaman " Rabbimin şanı yücedir " diye konuşmuştur. Diğer bir rivayete göre de "Allahuekber kebira, velhamdü lillahi kesira ve sübhanellahi bükraten ve asila" demiştir. Bu duanın Türkçe anlamı "Allah büyük ve en büyüktür, Allah' a hamd ve çok hamd olsun, sabah akşam Allah'ı tesbih ve takdis ede-rim" demektir.

Yine Askalani' nin El-Mevahib deki bir rivayetin de Allah' ın Resulü (s.a.v.) doğduğu anda konuştu demiştir.

Peygamber Efendimizin doğduğu gece putlar ikinci kez yere düş-müşler, İmam el-Maverdi'ye göre bu olay vuku bulurken Kâbe de Varaka ibni Nevfel, ez-Zeyd ibni Amr ve Ubeydullah ibni Cahş da orada bulunmakta imiş. Hatta putu kaldırınca yeniden düştüğünü görmüşler ve ne oluyor bu puta niçin düşüyor deyince de putun içerisinden bir ses: "Çünkü bu gece birisi doğdu onun nuru bütün dünyayı nura boğdu" demiştir.

O gece Kâbe'nin duvarlarının titrer gibi sallandığı ve bu halin 3 gün sürdüğü de rivayet edilmektedir. Bu hali tüm Kureyşliler de görüp müşahede etmişti.

Resulullah (s.a.v.)’in doğduğu gece meydana gelen uzak harikuladeliklere gelince aynı gece, Kisra Enuşirvan'ın sarayı o yörede hiçbir deprem belirtisi olmadığı halde sallanıp yarıldı. Hâlbuki bu saray balta ve kazmaların işleyemeyeceği kadar sağlam bir şekilde yapılmıştı. Bu sarayın 14 balkonu da korkunç bir sesle kopup düştü. Daha sonraki yıllarda Abbasi halifesi Harun Er-Reşit bu sarayı yıkmak istediğinde veziri "ya emir el mü'minin İslamiyetin açık bir delilini taşıyan bu binayı yıkmak doğru değildir" diyerek onu fikrinden vazgeçirmiştir.

O gece İran Mecusilerinin mabedindeki 1000 seneden beri yanan büyük ateş başka bir sebep bulunmadan söndü.

Yine o gece Sava gölü kurudu ve bir küçük deniz kadar olan suyu yok oldu.

Kaynakçalar:

Kastalani el-Mevahib

İmam el-Maverdi

Es-Siyret'ün-Nebebiyye

İsmail ibn Yusuf Nebhani

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Hz. Muhammed (sav) Efendimizin Tebük Seferi Mucizeleri

Tebük Seferi, hicretin dokuzuncu yılında recep ayında yapılmıştır. Tebük; Medine ile Şam arasında bir yerdir. Şam yöresinde yaşayan Hristiyan Araplar Heraklius'a me...

Sağlık Yönü ile Oruç

Orucun bize sağladığı pek çok hikmetleri vardır. Oruç: Bedenle, nefisle, ruhla ve gönülle birlikte tutulmalıdır. Orucun tam olması için her şeyden önce nefsin a...

Efendimizin Mucizeleri ve Uhud Savaşında Meydana Gelen Mucizeler

Enes bin Malik şöyle söyledi: Biz Hayber'in fethinden dönerken Medine'ye yaklaştığımızda Resu-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Uhud'a baktı ve "Uhud bizi seve...
Tüm Yazıları