Feyz 236. Sayı Editörden

Tarih: 2011-02-07

“Yaşlı dünyamız” tabiri, içinde yaşadığı insanlara teşmil edilir mi bilmem. İnsan, kendisiyle ilgili bilgiye, ontolojik duruşunun gereği olan irfana kavuşmadıkça, kendine ait müşküllerini çözme hususunda kendine dahi faydası olamayacağı kaçınılmazdır. Günümüz insanı, gözünün önünde cereyan eden dünya gündemiyle sarhoş halde olayların içinde kendini kaybetmiş, kendinden habersiz bir halde yaşarken; hayatı ve olayları değerlendirirken, günümüz insanını çözümleyen yeni bir bakış açısı ve yeni bir duruşa ihtiyaç var. Akl-ı selim sahibi herkes bunun eksikliğini ve şartların bizleri buna mecbur ettiğini görüyor, gözlemliyor. Bu durumun davet edeceği sonuçların ve beklenen muştunun emareleri çoktan kendini göstermeye başladı bile. Bu yeni bakış açısı ve duruş, günümüz insanının yaralarına gerçekten merhem olan olmalı. Aksi halde çözüm üretmeyen, insana insanı anlatmayan, bu asrın insanına İslam’ın güzelliklerini hakkıyla sunamayan, sevmeyen, sevdiremeyen bir idrak, bizi ötelere taşıyan bir idrak olamaz.

Bu sayımız yine dopdolu…

Dr. Mehmet Öztürk, “Tesadüf mü Yaratılış mı?” başlıklı yazısında, “İster materyalizm, pozitivizm, ister nihilizm, naturalizm veya bu anlayışların ekonomik, sosyal ya da siyasi yansımaları olan marksizm, komünizm ya da biyolojik tezahürü olan darvinizm olsun hepsinin temelinde yaratılış karşısındaki duruşlarında ortak payda ‘tesadüf’ olgusudur. Tesadüf ise literatürde yer alan bilimsel bir kavram değildir.” diyor.

Değerli İslam âlimi Ahmet Tekin Hocamız, Hz. Peygamber’in (sav) Veda Haccı’nda bütün insanlığa hitaben yaptığı konuşmalarını yani “Veda Hutbesi”ni sizler için hazırladı. Her bakımdan tarihe geçmiş ve her yönüyle bütün asırlara ve tüm insanlığa hitab eden o kudsi kelamları bir kez de tüm yönleriyle Feyz’de okuyun istedik.

Yakın zamanlarda ciddi rahatsızlık geçiren Ali Faik Yurtöven Efendi ise sağlığına kavuşmasının hemen akabinde “Hayatımızda Gece İbadeti” başlıklı yazısıyla tekrar aramızda ve hizmetine devam ediyor. Bu çok kıymetli büyüğümüze Allah’tan sağlık, sıhhat, afiyet diliyoruz.

Seyyid Enver Geylani Efendi de “Fıkıh ve Tasavvuf İlmi Kardeştir” başlıklı makalesinde, amellerimizin temelinde tasavvufun yeri ve fıkıhsız bir tasavvuf hayatı olamayacağını anlatıyor. Bu güzel makaleyi de büyük bir zevkle okuyacağınızı biliyoruz.

Her bakımdan ölçü ve hikmet dolu bir Feyz sayısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz…


Son Eklenen Yazılar

Kendimize Bakarak Allah’ı (c.c.) Anlayabiliriz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Allah Teâlâ kendisini anlayabilmemiz için bize akıl, kalp, anlayış, idrak vb. tüm istidat ve kabiliyetleri vermiştir. Ama bu yeteneklerin farkına varmak ve bunları ...

Ehl-i Beyt’i Sevmek ve Ehl-i Beyt’in Hukuku / Prof. Dr. Murat Sarıcık

Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) Ehl-i Beyt’e dair muhabbetini açıkça izhar eylediği pek çok durum ve yerine göre de çevresindekilere uyarıları var. Bunu bir mümin ola...

Çünkü Kerbela Çok Büyük Acıdır

Arapça “sade” fiilinden türetilmiş olup sahip, melik, efendi, büyük bir topluluğu idare eden, kendisine itaat edilen kişi anlamlarına gelen “seyyid” ile yine Arapça...