Feyz 252. Sayı Editörden / Abdülbaki İlhan

Abdulbaki İlhan

Tarih: 2012-06-01

Bilim, somut olgulara yönlenerek doğrulanabilir olan ifadeleri inceleyen, mantıksal, objektif, eleştirel, genelleyici ve seçici, rasyonalist ve hatta realist, nedenselci, sayısalcı yani evrenin maddesel yapısını ve davranışlarını deney ve gözlemler aracılığı ile inceleyen entelektüel çalışmalar bütünüdür. Bu haliyle bilimin gerçekten her şeyi açıklayabilme gücü ve imtiyazına sahip biricik yol ve yöntem olup olmadığı, sınırların oluşu, nerede başlayıp nerede biteceği de artık sorgulanır olmuştur. Bu kriterler çerçevesinde maalesef 19.Yüzyılın ikinci yarısına kadar, ateist pozitivizmden mülhem Allah’sız bir bilim üretilmiştir. Fakat insan fıtratı, naturası gereği mutlak inanma ihtiyacı ile kodlandığı için vicdanlarda var olan bu inanma ihtiyacı hiçbir zaman yok edilememiş, bastırılarak ters yüz edilmek suretiyle bilim, din haline getirilmiştir. “Bilim” “din” olunca “tesadüf” de “ilah”ları olmuştur. Maalesef materyalist bilimin serüveni kısaca budur.

İster materyalizm, pozitivizm, ister nihilizm, naturalizm veya bu anlayışların ekonomik, sosyal ya da siyasi yansımaları olan Marksizm, komünizm ya da biyolojik tezahürü olan darvinizm olsun, hepsinin temelinde yaratılış karşısındaki duruşlarında ortak payda “ tesadüf” olgusudur. Tesadüf ise literatürde yer alan bilimsel bir kavram değildir. “Kuantum mekaniği”, “akıllı tasarım” (intelligent design) çalışmaları, holografik evren modelleri, DNA’nın bulunması… gibi gelişmeler de materyalizme vurulmuş büyük darbelerdir.

Problem, materyalist ve pozitivistlerin bilimsel bilgiye yetki aşımı yaparak, alanı ve tanımı dışında anlam yüklüyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Bilime ideolojik bir gömlek giydirmek istemektedirler. Ancak son zamanlarda, tüm bunların aksine, özellikle de bilimsel gelişmeler nedeniyle her tarafta müthiş bir dine yöneliş başlamıştır. Genelde dinin özelde de İslam’ın bu kadar dünya gündeminde olma nedeni bilim ile dinin artık buluşuyor ve kucaklaşıyor olmasıdır.

“Biz gerek âfakta gerekse enfüsteki delillerimizi, âyetlerimizi sizlere göstereceğiz. Sizler de Kur’ânın hak olduğunu ve her söylediği şeyin hakikat olduğunu kavrayacaksınız. Şayet bunu yapmazsanız biliniz ki her şeye şahit olarak rabbiniz Allah yeter.” (Fussilet, 41:53) buyurulması, yaşamış olduğumuz gelişmelerin aslında birer Kur’an mucizesi olduğu hakikatini vurgulamaktadır.

İşte bu sayımız Dr.Mehmet Öztürk’ün bilim ve dine dair ufuk açıcı ve son noktayı koyucu gerçek bir ölçü yazısıyla taçlanmakta… Özellikle evren ve insana dair tüm gelişmelerin ayan beyan “Allah’ı” haykırmasının gözlendiği şu zamanda, siz kıymetli okurlarımızın, Dr.Suat Arusan’la yapılan ahir zaman konusundaki mülakatı bir de bu açıdan düşünerek dikkatle okumalarını rica ediyoruz. Yine herşeyin aslında birbirini büyük bir anlam örgüsü içinde desteklediği günümüzde, İsmail Karakaya ile yapılan mülakat da evrensel ölçekte insan unsuruna nasıl yaklaşmak gerektiğinin güçlü ipuçlarını veriyor. Bizler mi? Allah’a (cc) sonsuz şükürler olsun ki, sapasağlam ve dosdoğru bir yerde duruyoruz.

Gelecek sayıda görüşmek ümidiyle…


Yazarın Diğer Makaleleri

Feyz'den 278. Sayı / Abdulbaki İlhan

Feyzli geçen Ramazan ayının ardından gelen bayram tebessümüyle stabil hayatımıza nihayet döndük... Yine almaya satmaya yaşamaya devam edeceğiz. Neydi bizim yaşam fe...

Ümmetin Birlik ve Beraberliği

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a, salât ve selam, ölüm kendisini buluncaya dek Allah yolunda cihad eden Resulullah’a, O’nun ashabına, Ehl-i Beyti’ne, ezvâcı tâhir...

Feyz 262. Sayı Editörden / Abdulbaki İlhan

İnsan, Rabbanî hakikatleri süflî menfaatlerden kıymetli tuttuğu müddetçe kemâlât bulur. Allah için fedakârlık, karşılıksız sevgi, şefkat ve tüm insanları sanki akra...
Tüm Yazıları