Boşa Akıp Giden Nehirdir Zaman

Tarih: 2010-08-10

Yazın habercisi sıcakların gelmesi ve okulların tatil edilmesiyle, insanlarda dinlenme isteği artmış durumda. Bütün bir yılın rutin iş temposunun ardından bedeni ve ruhu dinlendirebilecek huzurlu bir tatil yapmak ister çalışanlar. Acaba müslümanın tatili olur mu? Olursa nasıl olur? Bu soru zihnimizi kemirmekte içten içe. Bir yanımız ‘git uzaklara, çek fişi, çevrim dışı yaşa' derken, bir yanımız ‘yoksa biz bütün ömrümüzü tatil havasında mı geçiriyoruz' diyor. Üstad Necip Fazıl'ın; "Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." sözleri, bir hakikati yüksek sesle dillendiriyor.

Demek ki çalışma hayatımızda da tatil hayatımızda da bir plan yapmak ve zamanı doğru kullanmak şart görünüyor. İnsanlar zamanın ancak yüzde 60'ına hükmedebiliyorlar, kişinin kontrolü dışındaki olaylar ise toplam zamanın yüzde 40'ını alıyor. Bu nedenle zamanın sadece hükmedilen yüzde 60'lık bölümü için zaman yönetimi uygulaması yapılabiliyor. Bu oranı yüzde 100'e çıkarmak ise mümkün olamıyor. Öyleyse, planlarımızın aksamaması ve başarıya ulaşması için, zamanımızın yüzde 60'lık kısmına plan yapmalıyız.

Bir müslümanın zamanının boşa akması tamamen bir israftır. Gözümüzün önünden akıp gidiyor zaman. Zamanı elimizde tutamayışımızın en büyük sebebi ideallerimizin olmayışı... İdealleri olan insanlar sakin bir deniz kenarında güzelim manzarayı seyrederken bile hayalleri onu yakalar, ideallerini gerçekleştirmenin yollarına işaretler koyar. İşte bunun için işimiz ve ailemiz hakkında da kişisel olarak planlarımız olmalı.

29 Mayıs İstanbul'un fethi sebebiyle Fatih Sultan Mehmed'in hayatı anlatılır radyolarda ve internette. Bunu dinleyen bir arkadaşımız Fatih'in yedi lisan bildiğini duyunca bir iç çeker kendi kendine; ‘o kadar internet karşısında oturuyorum, bir lisanı bile doğru dürüst konuşamıyorum' der. Yanındaki arkadaşı onun sadece temenniden ibaret bu halini görünce ‘aldırma vesvesedir, sen bilgisayar karşısına geç, göreceksin ki bu temennilerin kaybolup geçecek' der. Evet, isteklerimiz ve temennilerimiz arasında fark var. İstemek önemli, onun yanında zorlukları aşmak için de sabır gerekli. Sabır ve sebat olmayınca bir kıymeti yok.

Önce idealleriniz olsun; bir lisan, 2 yıllık bir eğitim sonrası konuşulabiliyor, 5 yılda da fevkalade okuyup yazabiliyorsun. Kırk yaşında Arapça öğrenmeye başlasan, kırk iki yaşında ihtiyacını görecek kadar bir lisanın olacak. Kırk beş yaşında ise kutsal kitabımın manalarını anlamanın mutluluğunu yaşayacaksın. Bir mümin için bu ne kadar güzel bir duygu.

Burada ideallerimizi oluşturduktan sonra zamanı doğru kullanıp kullanmadığımızı kontrol edelim.

Zamanınızı etkin kullanman yolu: hafta boyunca ne yapmak istiyorsanız, yapacaklarınızı öncelik sırasına göre yazın. Listenizde yaptığınız işlere artı koyun, yapmadıklarınıza eksi koyun. Yapmadıklarınıza tekrar dönüp yapmak için işaretleyin.

Üstad Necip Fazıl'ın dediği gibi zaman geçiyor ömür bitiyor.

Geçti, geçti mevsimler...
Süpürüldü takvimler.
Gidenlerden kalan şey;
Duvarlarda resimler,
Mezarlarda isimler...
Geçti, geçti mevsimler...

Hani eski iklimler?
Has ekmekten dilimler.
Hey gidi zamane hey!
Tesellisiz ilimler,
Adaletsiz taksimler...
Hani eski iklimler?

Zamanı kullanmada önümüzdeki engeller:

1-Yavaşla: Kemal Sayar'ın dediği gibi hayata "yavaşla!" deyin. Çünkü zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki, yaptığımız hiçbir işin hakkını veremiyoruz. Dostlarla konuşurken arayan başka bir dosta cevap vermek hayatı yarım yarım ama içi tam dolu olmayan karecikler halinde yaşamamıza sebep oluyor.

2-Düzensizlik: Bir iş yaparken belirli bir plan üzerinden yapılmaması büyük sorunları beraberinde getirir. İşlerinizi bitirme pratiği yapın. Kesintiye uğrarsa hemen yeni bir işe atlamayın. Bir isteğin önceliğini takdir edin ve en öncelikli işiniz olmadan yeni bir faaliyete girmekten kaçının. Eğer bir telefon veya ziyaret sebebiyle ara verirseniz, bu engel ortadan kalkar kalkmaz hemen yaptığınız işe geri dönün. Kendinize bir iç disiplin kazandırın. Birden fazla işle meşgul olmak, yaptığınız bütün işlerde başarısız olma ihtimalini artırır.

2-Geciktirme: Başladığınız işi ertelemeyin. Ertelenen her iş size ekstra bir yük demektir. Yapacağımız işi sanki daha sonra bir başkası gelip de bizim yerimize yapacak hali yok. Yapılmayan her iş kamburdur sırtınıza. Şöyle düşünün: "Sonraya ertelediğim her iş daha sonra karşıma çıkacak başka işleri yapmama engel olacak!"

3-İbnü'l-vakt olmamak: Zamanın çocuğu ya da "ebu'l-vakt" zamanın babası olmayanlar hayatı doğru okuyamazlar. Fırsatın tarifini yaparken, karşımıza çıkan işleri yapabilme becerisine sahip olmaktır deniliyor. Her insanın karşısına birçok fırsatlar çıkıyor, siz hazırlıklı değilseniz işler başınızdan aşmış demektir. Zaman yönetimi yoksa siz de o işi başaramazsınız.

4-Hayır diyememek: Hayır diyememek de adeta yine bizim toplumumuza has zaaflardan biri. Bir kişi sizi arar ve "çay içmeye geliyorum" der, başka birisi de arar "sizi bir yere davet ediyorum" der; ikisine de "olur" dersiniz! Misafirin geç kalır veya geç kalkar, siz de gideceğiniz yere geç gidersiniz! İki arkadaşınıza da mahcup olursunuz. İş hayatında ise sırf başkalarını kırmayayım diye o işi alırsanız bu defa da göreceksiniz ki bu işi başaramadığınızda büyük bir güven sorunu ile karşı karşıya kalacaksınız. O zaman "hayır" demeyi öğrenin... Baştan "hayır!" demek sizi güvensiz yapmaz, bilakis önce "evet" deyip sözünüzü yerine getirmemek sizi insanların gözünde güvensiz yapar. Tabiî ki bunu yaparken karşınızdakini kırıp dökmenize de gerek yok. Örneğin ona; "Bunu dikkate alabilirim, fakat bu sefer de yapıyor olduğum iş gecikecek, istediğiniz daha mı önemli? Ya da"Bunu sizin için yapmak beni mutlu eder. Ancak yaptığım işi bitirene dek buna giremem. Bir dahaki sefere inşallah" gibi sözlerle kendinizi ifade edebilirsiniz.

5-Beklemeler: Zamanın boşa geçen anları var. Mesela ulaşım esnasında şayet araç kullanmıyorsanız, kitap okuyabilirsiniz. Sıkıcı yolculukları kitap okuma ile geçirmeniz sayesinde haftada bir kitap bitirebilirsiniz.

Zamanı kötü kullanmada sosyal yaşantımızın da büyük rolü vardır. Mesela uzun uzun telefon görüşmeleri sohbet bahanesi ile geçen malayani konuşma meclisleri, internet ve TV karşısında geçen zamana acımak gerekir.

Zaman Yönetimi Teknikleri

A-PLANLAMA:

Bu, geleceğinizi şekillendirmenin yoludur. Planlama hayatınızı düzene sokacak iki katkı sağlar. Birincisi, size olduğunuz noktadan olmak istediğiniz noktaya varabilmeniz için ihtiyaç duyacağınız kaynakları tanımlar. Planlama programa bağlı bir proje üzerinde çalışmanızı sağlar. Planlar kısa ve uzun vadeli olabilir. Kısa vadeli planlar günlük, haftalık süreleri kapsar. Bunun dışındakiler örneğin 1 ay –3 ay-1yıl vb. uzun vadeli planlar kategorisine girer.

A- Haftalık Planlama:

Namaz vakitleri bu konuda büyük bir öneme sahip. Akıp giden hayatı durduran, kontrol eden ve yönlendiren en önemli unsurdur namaz. Haftalık planda ise cuma namazları gelir. Yıllık planda ise bayram namazları gelir. Bir müslümanın dünyası da Allah içindir, ahireti de Allah içindir. Hayat ve ibadet iç içedir, kontrollüdür. Kontrolsüz bir şekilde dünya ile uğraşmak hoş görülmemiştir. Zamanı en güzel Müslümanlar yaşar. Çünkü zaman bir müslümanın elinde kurduğu saat başlarında çalan saat gibidir. Haftalık planınız hafta sonuna kadar hangi hedefleri amaçladığınızı ve bu hedeflere ulaşmanız için neler yapmanız gerektiğini göstermelidir. Haftalık planınızı, takip eden hafta için Cuma günleri yapabilirsiniz. Hafta başı veya Pazartesi sabah da olabilir.(Bir çok kişi bunu işle-ev ya da okulla- ev arasında yapar.)

Haftalık planlamanızı yaparken karmaşık veya basit bir planlama yapabilirsiniz. Ama biz kendinize, gerçekten ilgilenmekte zorluk çekeceğiniz hatta belki de ilgilenme ihtimaliniz zayıf olan hedefler koymamanızı öneririz. Çünkü çok fazla hedef belirlemek, hedefler başarılamayınca daha sonrasında insanda hayal kırıklığına yol açabilir.

ZAMAN TASARRUF EDİCİ YÖNTEMLER

• Erken kalkın
• Hüsn-ü zanlı olun ve çevrenize tebessüm etmeyi ihmal etmeyin.
• Sağlığınızı koruyun, varsa sağlık sorunlarınızı geciktirmeden çözün.
• Kararlı olun, toprak meşrep tembel olmayın, bu halinizle mücadele edin.
• Hedefe ulaşmada kestirme ve alternatif yolları deneyin.
• Not alma alışkanlığı edinin.
• Yolda düşünün, zihinsel planlama yapın.
• Bilgilerinizi güncelleyin.
• Davetsiz misafirlerin sizi meşgul etmelerine izin vermeyin.
• Hata yapmaya hakkınız olduğunu unutmayın, ancak geçmişte yaptığınız hataları da tekrarlamayın.

VAKİT ÖLDÜRME

Şu imtihan dünyasında en kıymetli sermayemiz zamandır. İyi veya kötü bir iş yaparken, saatimizin saniyesine bakarak zamanın çok hızlı geçtiğini daha iyi anlarız. İslam büyükleri zamanı keskin bir kılıca benzetirler. Onu iyi kullanırsak, iş görür. Eğer onu iyi tutamaz isek, o bizi keser, mahveder.

İslam'ı yaşamak ve hayata hâkim kılmak için zaman, bizlere bir emanet ve fırsat olarak verilmiştir. İmam Râzi şöyle nakleder: "Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin. Onun bu sözünü duyunca, bu söz: Asr suresinin anlamıdır" dedim. İnsana verilen ömür, bir buz gibi erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa, insanın hüsranına neden olur."

O halde ömür sermayemizi ve nefeslerimizi, Allah yolunda, Allah'ın rızasını tahsil etmek için harcayalım. Şu ilahi ikazı unutmayalım:

"Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz." (Tekasür 102/8.)

Zaman nimetinden hesaba çekileceğiz. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyuruyor: "Bir kulun, ömrünü nerede tükettiği, ilmiyle nasıl davrandığı, malını nasıl kazanıp nereye harcadığı, vücudunu nerede yıprattığı sorulmadıkça, onun ayakları kıyamet gününde Rabbinin huzurunda hesaba çekildiği yerden ayrılmayacaktır."

"İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır. Sağlık ve boş (müsait) vakit."( Buhari)

İbadet, tâat, iyilik ve hayır yapmak için diğer bir ifadeyle mücahede için sıhhat ve vaktin önemi ortadadır. Ne var ki insanoğlunun devam edip gideceğini sandığı, fakat günün birinde, ansızın uçup gittiğini görerek aldandığını anladığı iki büyük nimet de yine sıhhat ve boş vakittir. "Her işin başı sağlık", "Sağlık olsun", "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" sözleri, dilimizde çokça kullandığımız ifade ve atasözleridir. Bunlar sıhhatin önemini yeterince anlatmaktadır. Önemli olan sıhhatin kıymetini güzel sözlerle değil, ondan gereği gibi yararlanarak takdir etmektir.

Boş vakit, özellikle din ve mesâi açısından giderek daha zor bulunur bir nimet haline gelmektedir. Hele büyük şehirlerin gürültülü, hızlı, çalkantılı ve yorucu günlük yaşantısına mahkûm olan insanlar, boş vaktin kıymetini çok daha iyi takdir etmektedirler. Gündüzü koşuşturma, gecesi televizyon işgali altında geçen çağın insanı, mânevî hayatı için değerlendirilebileceği boş vakte ya da vakitlerini bu manevî mutluluğu için kullanmaya ne kadar muhtaçtır?..

Sağlık ve boş vakit, mücadele yolunda değerlendirildiği ölçüde kazanılmış olur. Aksi halde bütünüyle kaybedilmiş demektir. Zira geçen hiçbir saniyenin geri döndürülmesi mümkün değildir. "Vakit kılınçtır", dikkat edilmezse insanı biçer. Sağlık da değeri elden çıktıktan sonra anlaşılan bir nimettir.

Bu iki nimeti Allah'a yakınlık yolunda kullanmakta dikkatli ve titiz olmak, bunları değerlendirmede başarılı olamayan çoğunluk içinden yakayı sıyırıp mücahedeyi kazanmak için ilk ve temel şarttır.

Bazıları diyorlar ki:

"VAKİT GEÇİREMİYORUM, VAKİT GEÇMİYOR, VAKİT GEÇİRMEK İÇİN YAPTIM"

Genelde haram ve malayani işlerle meşgul olan kimselerin kabahatlerine mazeretleri böyledir. "Vakit geçmiyor!." Nedir vakit? Müslümanın vakti nasıl geçmelidir? Boş zamanlar kimler için vardır?

Vakit, zamandan bir bölümdür. Müslüman için vakit azizdir. Zira geçirilen her ânın hesabını herkes Allah'a vermek zorunda kalacaktır.

Vakit mü'minlere emanet olarak verilmiştir. Vakit mü'min için o kadar dardır ki, nefes verse tekrar almaya garantisi yoktur. Beş vakit namaz günde beş defa mü'mine vaktin kıymetini telkin eder." Vakit geçiremiyorum" felsefesi müslümanın lügatinde yoktur. O, her anını yeryüzünden fitnenin kalkması için değerlendirmekle mükelleftir.

İnsanın boş zamanı yoktur. Boş zaman tembellerin, ahmakların ve akılsızların uydurduğu bir kelimedir. Allah (Celle Celalühu) zamanı insanlar için, insanları da "kendisini bilmesi" için yaratmıştır. Harcanan zaman değil, insandır. Öldürülen de zaman değil, insanın kendisidir. Boş zamanlar boş kafalar için vardır.

Hâsılı, "Vakit geçiremiyorum", "vakit geçirmek için yapıyorum" diyerek kirli işlerine vakti bahane edenler doğru bir iş yapmıyorlar. Muttaki müminlerin boş zamanı yoktur. Onun için vakit azizdir.

İnsanımız öyle uyuşturulmuştur ki, kötülüklere kılıf "vakit geçirmek için yaptım" uydurmacasıdır. Dini öğrenmeye, yaşamaya sıra geldi mi "vakit bulamıyorum, vaktim yok" diyenler gaflet içindedirler. Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın.


Son Eklenen Yazılar

Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Kur’ân’daki hüküm bildiren muhkem ayetleri, Rasulullah ile ehlullah aynı şekilde anlayamaz, arada mutlaka derin farklar olacaktır. Ehlullahın anlaması ile de normal...

İslam’da Eğitimin Amacı Allah’ın Razı Olduğu İnsanlar Yetiştirmektir / Prof. Dr. Şakir Gözütok

Amaç açısından din ve eğitim ilişkisini değerlendirir misiniz? Normal şartlarda eğitim bilimi, eğitimin amaçlarını belirlemez, ahlâk ilmi belirler. Çünkü ortaya...

Ekonomi-Politik Açıdan Zekat / Melih Turan

Kavram ve ıstılah olarak zekât nedir? Günümüzde fakirlikle mücadele, ekonomik imkânların yaygınlaştırılması, insanca yaşamak konuları üzerinde çokça duruluyor. Zekâ...