Hz. Mevlana; İnsan Denen Muamma / Osman Nuri Topbaş Hocaefendi

Tarih: 2009-12-14

Cenâb-ı Hak, imtihan maksadıyla yarattığı dünya hayatını zıtlar üzerine tesis etmiştir. Bu sebeple güzel de bulunacaktır, çirkin de; hayır da bulunacaktır, şer de… Bu dünyanın bir parçası olarak yaratılan ve bu tezatlar arasında kalan insanoğlu da, kendi nefsine yerleştirilen takvâ ve fücur, hayır ve şer duyguları arasında her an imtihandan geçmektedir. Bu sayede kimileri gönül âlemini güzelleştirmekte ve hayra meyletmekte; kimileri de iç dünyasını çirkinleştirerek şerrin, yani kötülüğün bendesi hâline gelmektedir.

Mevlânâ Hazretleri, her insanın içinde mevcut olan bu farklı husûsiyetleri şu şekilde tasvir etmektedir: "İnsanın iç dünyası bir ormana benzer. Orada hayır ve şerrin her çeşidi bulunur. Allâh'ın sana lütfu olan "Ona, Rûhumdan (kudretimden bir sır) üfledim" (el-Hicr, 29) âyetinden haberin varsa, bu ilâhî nefesten feyz alıyorsan, insan; yani ondaki bu karışık, acâyip duygu ve hissiyât karşısında uyanık ol!..

İnsanın hissiyat dünyasında kurtluk, domuzluk gibi nice hayvanın şahsiyet ve temâyülü ile temiz-pis, güzel-çirkin binlerce huy vardır. Bunların hangisi gâlip gelirse, insanoğlu, ona göre yönlenir şekillenir. İnsan varlığında hangi huy hâkimse hüküm, buyruk onundur. Bir mâden karışımında da altın, bakırdan fazla ise o karışım altın sayılır."

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Kendimize Bakarak Allah’ı (c.c.) Anlayabiliriz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Allah Teâlâ kendisini anlayabilmemiz için bize akıl, kalp, anlayış, idrak vb. tüm istidat ve kabiliyetleri vermiştir. Ama bu yeteneklerin farkına varmak ve bunları ...

Ehl-i Beyt’i Sevmek ve Ehl-i Beyt’in Hukuku / Prof. Dr. Murat Sarıcık

Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) Ehl-i Beyt’e dair muhabbetini açıkça izhar eylediği pek çok durum ve yerine göre de çevresindekilere uyarıları var. Bunu bir mümin ola...

Çünkü Kerbela Çok Büyük Acıdır

Arapça “sade” fiilinden türetilmiş olup sahip, melik, efendi, büyük bir topluluğu idare eden, kendisine itaat edilen kişi anlamlarına gelen “seyyid” ile yine Arapça...