Hac'da Verilen Mühlet / Canan YILMAZ

Tarih: 2009-11-10

Maddi çıkarcılığın, şu işleri yaparsam, şu insanlarla dostluğumu geliştirirsem acaba ne elde ederim mantığının hakim olduğu asrımızda inanan ve inandığını yaşama gayretinde olan insanımızda bile bu davranışları görmek mümkün. Yaşadığımız zor ve çetin imtihanlara anlam veremeyince kendimizi dipsiz bir kuyuya düşmüşçesine çaresiz, dört duvar arasını sıkışmış gibi hissediyoruz. Bazen niyetteki ufak bir yön değiştirme samimi bir kıpırdanış bizlerde tahmin bile edemeyeceğimiz güzelliklere yol açabiliyor.

Rabb'ül Alemin bazen bizlere değişik tecelliyatlar göstererek yakinimizin artmasını sağlıyor. Bunun farkına varmalıyız. "İbrahim Rabbine; Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona; Yoksa inanmadın mı? dedi, İbrahim; Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah; Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azizdir, hakimdir, buyurdu." (Bakara, 260)

Rabb'ül Alemin bizim imtihanımızı kolaylaştırıcı hikmetli olayları yaşatmakta.

Kayınpederi vefat eden arkadaşımıza başsağlığı dilerken dinlediğimiz olay bizlere ibret olacak türden...

Olay şöyle gelişir: İki yıl önce hacca gitmek için başvurur fakat kurada çıkmaz. Bu durumda da niyeti halis bu hacı adayı ibadetlere daha bir dikkat etmeye başlar. Kutsal topraklara olan özlemi artar. Bu özlem onun yüreğinde bir yangına dönüşür. Bir yıl sonra hac hazırlıkları başlar. Gün yaklaştıkça kendisinde gözle görülür değişiklikler meydana gelir. Yüzünde daha bir nurlanma, ahlakında daha bir halim selimlik zuhur ederken manevi bir olgunluk hissedilir. Bu durumda kendisi hac vazifesini ifa eder ve Türkiye'ye geri gelirler. Dönüşte şaşırtıcı bir şekilde; -Ben onbeş gün sonra vefat edeceğim der.

Evlatları kendisini teselli etmek için; -Baba böyle yapma, Allah uzun ömür versin, hem bu karda kışta kıyamette bize iş çıkartma" diye takılırlar.

Üstelik kendisinde de zahiri bir hastalık yoktur. Tokat'ta adet olduğu üzere bu bölgenin manevi büyüğü kabul edilen Şeyh Şirvanı Veli Hz.'nin kabrini ziyaret edip selamları iletir. "Vefat eden bir arkadaşının cenazesinin defininden sonra mezarcıya ben de bu zamanda vefat edeceğim, buraya gömün." diyerek yer gösterir. Tokat dışından kendisine karşılamaya gelen evlatlarına da geri dönmesine izin vermez. Vel hasılı söylediği günde dünyasını değiştirir. Tabii, olayın iç yüzü daha sonra ayan olur. Bu zat, mübarek hac vazifesini yaparken kalbi durmuş ve vefat etmiştir. Fakat doktorlar kendisini kalp masajı yaparak hayata geri döndürmüşlerdir. Bu hal karşısında hac arkadaşları; -Sen ahirete gidip geldin ne gördün diye sorarlar.

Kendisi; -Ben orada Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimizi gördüm. Bana "Sana onbeş günlük mühlet verdik, git memleketine herkesle vedalaş, gel dedi" der.

Kendisi de dönüşünde söylenen vakitte Allah'ına (Celle Celalühü) ve Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimize kavuşurlar. Cenazesi sade bir emeklinin değil de sanki çok zengin tanınmış bir insanın cenazesi gibi kalabalık tarafından kaldırılır. Hatta dışarıdan gören kişiler "Burada iki cenaze mi var?" demekten kendilerini alamazlar.

Arkadaşına "Senin kayınpederin hayatta iken ne amel işlerdi, nasıl bir insandı?" diye sorulduğunda; "-Kendisi bildiğimiz Anadolu insanıydı. Farzlar dışında öyle bilinen fazla bir ameli de yoktu. Fakat usta olduğu için bir karşılık beklemeden eş dost, akraba kimin işi olursa gider yardım ederdi" derdi.

Evet, iç alemde ufak bir samimiyet, Allah'a (Celle Celalühü) teslimiyet her zaman müminlere Allah (Celle Celalühü) indinde büyük mükafatlar kazandırmıştır. Asrın sıkışmışlığında bizlerin kurtuluş yolu da bu olsa gerek…

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...