Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı ile Doğu Türkistan Dramı Üzerine Röportaj

Tarih: 2009-08-01

Feyz: Son gelişen trajik olayları nasıl değerlendiriyorsunuz? Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı: Olaylar Çin komünist hareketinin ekonomik açıdan talan ve sömürge. Siyasi cihetten baskı, kültür bakımından şiddetli bir kültür asimilasyonu şeklinde özetlemek mümkün. Bu olaylar devamlı surete patlak veriyor. İnsan hakları hiçe sayıldığı bir ortamda bu tür açıları devamlı yaşamakta Doğu Türkistan. Fakat insanlar çok fakirdir. Bu zenginlikleri Çin içine götürüyor. Doğu Türkistanlılara da bunlardan bir hak vermiyor.

Bu gün Çin müstemlekecileri Doğu Türkistan'da "Plânlı Doğum, Doğum Kontrolü" politikası aracılığı ile Doğu Türkistan halkının cenabı Allah'ın insanlara bahşettiği normal çoğalma hak ve hukukunu yasaklayarak ırkî soykırım politikası uygulamaktadır. Doğu Türkistan'a ardı arkası kesilmeyen bir şekilde Çinli göçmen getirerek yerleştirmektedir.

Tabi evlat sahibi olma hakkını vermiyor. İki çocuktan fazla olmayacak diyor. Şayet iki çocuktan fazla hamile olan kadınların çocuklarını sezaryanla alıp atıyorlar. 5-6 aylık çocukları alıyorlar. Sağlıksız ortamlarda bu uygulamalara maruz kalan kadınlar hayatlarını kaybediyorlar. Bu bir soykırımdır. Doğu Türkistan da Çin topraklarının 1/6ni teşkil ediyor. Yani Türkiye'nin iki buçuk katı.
Bir taraftan insanların çoğalmasını engelliyor. Bir taraftan Çinli göçmenleri getirerek yeni yerleşimcileri yerleştiriyor. Bir taraftan baskı ve zulüm devam ediyor.

Feyz: Doğu Türkistanın nufusu ne kadar?

Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı: Çin nüfusu önceleri 6-7 Milyon dedi sonra yakınlarda 10 milyona çıkarttı fakat bizim tespitlerimize göre yaklaşık 35 milyondur. 1949 yılında Çinli sayısı 240 bin civarında iken şimdi ise benim tahminimce 10 milyona yaklaşmış durumda yani 60sene için de bu kadar artış gösterdiler. Türkler işsiz ve çalışanlarda kötü işlerde çalışıyorlar. Çin'de binlerce yıldır Doğu Türkistan olarak bilinen ve sonra Mao döneminde "Şin Jiang" olarak adı değiştirilen Uygur Özerk Bölgesi 1.828.418 kilometrekare büyüklüğü ile tüm Çin Halk Cumhuriyeti'nin 1/6'sını oluşturmaktadır.

Feyz: Niçin bu bölge üzerinde Çin bu kadar duruyor?

Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı: Bu bölge yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip bir bölge. Petrol, doğalgaz, uranyum gibi stratejik değere sahip çok zengin maden rezervlerine sahip olan Doğu Türkistan Türkleri, Mao dönemiyle birlikte inanılmaz baskılara muhatap edilmişlerdir. Asimilasyonu hedefleyen Çin'in azınlık politikası sonucu, binlerce aydını idam edilen, cahil ve geri bırakılan, temel hak ve özgürlüklerden yoksun tutulan Doğu Türkistan Türkleri, bunca baskının üstüne, Çin Hükûmeti'nin nükleer silah denemelerine -hiçbir bilimsel koruma önlemi alınmaksızın maalesef maruz kalmışlardır.

Bakın Çin Uygur bölgesinde içindeki etnik ve dinî unsurlara planlı bir soykırım uyguluyor. Ülkesindeki etnik kökeni farklı unsurları bir "zenginlik" kabul edip, üçüncü ülkelerle "tabii ve etkili bir köprü" olarak kullanmak yerine, en sert tedbirlerle asimile ve yok etmeye uğraşıyor. Böylece bindiği dalı kesiyor. Giderek darboğaza giren ekonomisini şahlandıracak en önemli unsur olabilecek bu canlı global köprülerini bizzat kendisi imha gafletine düşüyor.

Ne hazindir ki, çağımızın insan hakları ve demokrasi gibi yükselen değerlerinin olduğu bir ortamda bu vahşeti çekinmeksizin sergiliyor. Serbest ticaretin, küresel ekonomi kurallarının ve dünya vatandaşlığının revaçta olduğu bir zamanda bu kadar acımasız ve vahşi olabiliyor.

Çin, petrol ve doğalgaz rezervlerinin üçte biri ile zengin maden kaynaklarına sahip Doğu Türkistan'ı, yok etmek için her yolu deniyor. Demografik yapıyı bozuyor. Milyonlarca Çinli'yi Uygur topraklarına yerleştirerek, soydaşlarımızı öz vatanlarında azınlığa düşürmeye çalışıyor. Esaret ve sömürgeciliğin en iğrenç ve vahşi kurallarını sözde özerk eyaletinde uyguluyor.

Feyz: Uygur bölgesindeki Türklerin durumu şu anda nasıl?

Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı:Öğrenciler işsiz. Sayal adalet yok. Hukuk yok. Mesela Çinli bir kişi ile bir Türkün hakkına tecavüz etse. Mahkeme Çinliyi haklı gösteriyor. Sonrada para istiyorlar fakir halk bütün aile o parayı topluyor ki suçsuz masum hapisten çıksın diye. Yine de garantisi yok. Bu konuda trajik hadiseler var.

İkinci sınıf muamelesi yapılıyor. Amerikandaki terör saldırısından sonra Çin hükümeti de teröre karşı anlaşma yaparak, büyük bir devlet terörüne başladı. Diyor ki Doğu Türkistan radikal İslamcılardır yaftasını vuruyor. Ayrılıkçılar Çinin en büyük düşmanıdır diyor. Bu şekilde propaganda yapa yapa ırkçı Çinli gençleri üzerinde büyük bir etki oluşturdu. Onlarda hazımsız ve Türkü düşman gören bir tavır içine girdiler. Sonuçları da böyle acıların yaşanmasına sebep oldu. Bir kısım fanatik Çinliler gözünde ise bir düşman üretildi. Hukuksal olarak ta bir yaptırım olmayan bu gençler devletin bir asimilasyon için yetiştirmiş olduğu milis güçler haline gelmiş oldu. Kendilerinde böyle bir güç bulmuş oldular.

Feyz: Bu son olaylarda ne gibi talepleriniz var. Beklentileriniz nelerdir?

Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı:Biz bu konuda sesimizi dünyaya duyuracağız. Barışçıl bir şekilde olayın çözülmesini istiyoruz. Haber alamadığımız yakınların durumunu merak ediyoruz. İslam konferansı ve birleşmiş milletlerin bu konuda bir inceleme heyeti göndermesini istiyoruz. Çünkü gerçeklerin üzeri örtülüyor. Bu meselenin adil çözülmesi için bu gerekli…
Türkiye'ye de bu konuda güveniyoruz. Doğu Türkistanların barış ve güvenli bir şekilde yaşamasını cenabı Allah'tan niyaz ediyoruz.

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Kibrin Nedenleri ve Çeşitleri / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Cenab-ı Hakk’ın kulları üzerinde görmek istemediği birtakım çirkin sıfatlar vardır. Bunlardan en kötüsü kibir yani büyüklenmektir. Rabbimiz Kur’ân’da ilk büyüklenen...

İnsanın Eman Arayışı / Prof. Dr. Celal Türer

İnsan-fıtrat ilişkisinde güven kavramının yeri nedir? Nasıl şekillenir? Güven kavramı çok boyutlu; duygudan inanca, fizikten metafiziğe, bireyden sosyale, hayat...

Çocuk ve Allah İnancı / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Dini inanç ve insan psikolojisi arasında ne tür bir ilişki var? Din ve psikolojinin yakın bir ilgisi var. Bütün dünyada yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki, din...