Kuran'a Daha Sıkı Sarılmak Gerek

Abdulkadir Yılmaz

Tarih: 2009-07-27

Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir". (Maide-16) "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (Yunus-57)

Bu ve buna benzer daha sayısız ayet Kur'an'ın hayatımız için vazgeçilmez önemini ifade eder. Rabbimizin ifadesiyle o karanlıklar da elimizde bir meşale, bir nurdur. Hasta kalplerimiz için ise sonsuz bir şifa kaynağıdır. Bu ve buna benzer vasıfları, üstünlükleri nedeniyle elimizden düşmemesi gereken bir kitap olmalıdır. Öyleki O Yüce Kitabı Rabbimizden(Celle Celalühü) dinlercesine, Cebrail'den(as), Efendimizden (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) dinlercesine okumalı, emirlerini baş tacı etmeli ve yasaklarından da kaçınmalıyız.

Peki, "Kur'an bugün toplumumuzda gerekli bu ilgiye mazhar mıdır?" diye kendimize bir soru yöneltecek olursak buna verebileceğimiz gerçekçi cevap maalesef "Hayır" olacaktır.

Evet, Hazreti Kur'an…

Saygıdan elimize alamadığımız, yükseklere kaldırıyorum diye hayatımızdan da kaldırdığımız mukaddes kitabımız. ..
Allah'ın(Celle Celalühü) sözü, kullarına hitabı.. O'na saygı göstermek gerekli tabiiki, ama elimize almaktan korkmak suretiyle değil elbette...
Hazret-i Kur'an hayatımızın her safhasına yön vermeli, her attığımız adımı ondan izinle atmalıyız.. O öylesine bizimle iç içe olmalı.
Hazret-i Peygamberin(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ahlakı sorulduğunda Hazreti Ayşe(ra) : "Siz hiç Kur'an okumuyor musunuz? O yaşayan bir Kur'an'dır" der.
Bizler de Allah'a(Celle Celalühü) inanmış müminler olarak bu imanımızın gereğini yapmalı ve baştan sona Kur'an'la şekillenmiş bir hayat için mücadele vermeliyiz.
Kur'an'ın önemini ifade sadedinde, Asrımızın büyük fikir ve maneviyat insanı, Seyyidimiz Şenel İlhan Beyefendi bir sohbetlerinde "Bir din kendine yetmelidir. Bu anlamda İslam her şeyiyle kendine yeten bir dindir. O'nun hak oluşunun en güçlü delili ise, Mucize kitap Kur'an'dır" demişlerdir.
Kur'an gerçekten mucize bir kitaptır. "O'nu biz indirdik, biz koruyacağız" ayetinin mucizesi olarak 1400 yıldır Allahu Teala tarafından korunmuştur. Bir harfi dahi çıkarılamamış, değiştirilememiştir.

Bütün bilimlerde 1400 yılda çok büyük değişimler yaşanırken ve son yüzyılda ise nerdeyse her 10 senede, 20 senede bilim dallarının temellerini oluşturan formüller ve kabuller değişirken, Kur'an'ın vaaz ettiği bilgilerin hep yerli yerinde kalması da ayrı bir mucize olarak insanlığı şaşırtmaya devam etmektedir.
Mesela Kuran; Güneş, Ay, Dünya, gezegenler, yıldızlar, uzay, dağlar, denizler, yanardağlar, kıt'alar, fay hatları, embriyo, zigot, örümcek, sivrisinek, karınca, arı, bal, süt, yörüngeler, gölgeler, yağmur, bulut, rüzgâr, şimşek, yeraltı suları, akarsular, deltalar, parmak izi, cinsiyet, bitkilerin erkek ve dişiliği, eşyanın çift yaratılışı, konuşma, insanın yaratılış aşamaları, kâinatın yaratılış aşamaları gibi varlık aleminin bütünüyle ilgili özlü bilgiler verir.

Kur'an'ın her sahada ve her konuda verdiği bilgilerin asırlarca doğruluğunu koruduğuna da hayretle şahit oluyoruz.. O halde müslümanlara düşen birinci görev Kur'an'ın kıymetini idrak etmek ve ona gereken değeri vermektir.. Nitekim Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de bu gerçekle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Benden sonra size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün sünneti." (Kütüb-i Sitte c:2, sh:329)
Yine bir başka hadiste de : "Size uyduğunuz taktirde asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu, Allah'ın Kitabıdır. Semadan arza uzatılmış bir ip durumundadır. Diğeri de kendi neslim, Ehl-i Beyt'imdir. Bu iki şey Cennette Kevser Havuzunun başında bana gelip hakkınızda bilgi verinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında ardımdan bana karşı nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün." (Kütüb-i Sitte c:2, sh:329)

İnsan kendini Kur'an'dan ayrı düşünürse kainatın içinde zavallı bir böcek gibi çaresiz ve yalnız kalır. Ama kendini Kur'an'la özdeşleştirir, beyanını muhatab alır, kendi için indirilmiş bir kitap olduğunu kabul ederse, bu defa mucizelerin içinde bir varlık olur. Öyle ki daha önce denizdeki bir kum gibi çaresiz ve yalnız kaldığı kainatın bu defa merkezinde kendisini bulur. Güneşin onun için doğduğunu, ayın nazlı nazlı kendisi için parıldadığını, gökyüzünü kuşatan devasa yıldızların onun için göz kırptığını, dünyanın onun için süslenip bezendiğini, velhasıl kainattaki her şeyin onun için yaratılmış olduğunu fark eder. İşte insan bu idrak noktasına ulaşabilirse, Allah' a(Celle Celalühu) ne kadar teşekkür etse ve ne kadar secdelere kapansa da bu nimetlere mukabil yaptıklarının kifayetsiz olacağını itiraf etmek zorunda kalır.

İnsanlık Tarihi Kur'an'la birlikte eşi görülmedik bir döneme şahit oldu.. Kur'an adaletin güçlüler elinde yok edildiği, insan itibarının ayaklar altına alındığı, kadınlara eşya muamelesi yapıldığı, insanların köle olarak pazarlarda hayvanlar gibi alınıp satıldığı bir toplumda çok kısa bir sürede imkansızı başararak büyük bir inkılap gerçekleştirdi: Zorbalıkla, baskıyla değil, sevgiyle, adaletle, insafla, şefkatle, merhametle gönülleri fethederek yeryüzünde, sanki insan türü meleklerin yaşadığı bir toplum meydana getirdi.

Bu eşi görülmedik bir hadisedir. Bunu Kur'an ve Hazreti Peygamber Efendimiz (as) başarmıştır. Bugün niçin aynı durum olmasın.
Kur'an mucizeleri genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir. Edebi mucizeleri, Bilimsel mucizeleri, Geleceğe ilişkin haberleri, Geçmiş dönemle ilgili haberleri, Matematiksel mucizeleri ve değişmeden gelmiş olması. Nitekim bu hususlar objektif düşünebilen Batılı bilim adamlarının da dikkatini çekmiş ve ilginç itiraflarda bulunmaktan kendilerini alamamışlardır. Aşağıda birkaç örneği dikkatle inceleyelim.

"Benim, dinimi değiştirerek İslamiyet'i seçmemin en önemli etkenlerinden biri Kuran'dı. Ben, İslam dinini seçmeden önce Batılı bir entelektüelin eleştirel ruhuyla Kur'an üzerinde çalışmaya başladım.... Bu kitapta, Kur'an'da, onüç asırdan daha evvel vahyedilmiş, modern bilim araştırmalarının çoğunun içerdiği fikirleri tam anlamıyla taşıyan ayetler var. İşte bu kesinlikle benim dinimi değiştirmeme sebep oldu. (Ali Selman Beroist, Fransız Tıp doktoru)"

"Ben bütün dinlerin kutsal kitaplarını okudum, İslam'da karşılaştığım şeyi hiçbirinde bulamadım; mükemmelliği. Kur'an diğer okuduğum metinlerle karşılaştırıldığında, bir kibritin ışığıyla karşılaştırılan bir güneş gibidir. Kesinlikle inanıyorum ki, gerçeğe tamamen kapalı olmayan bir akılla Allah'ın sözlerini okuyan herkes Müslüman olacaktır. (Saifuddin Dirk Walter Mosig) "

"Kur'an Cebrail tarafından Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e dikte ettirilmiş, kelimesi kelimesine Allah'ın bir vahyidir. Kendisi ve Allah'ın Peygamberi Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in doğruluğunu teyit eden bir mucizedir. Mucizevi niteliği kısmen tarzında yatar. O kadar mükemmel ve yücedir ki hiçbir insan ve cin en kısa suresiyle kıyaslanabilecek tek bir sure yazamaz. Kısmen de öğretisinin içeriğinde, gelecek hakkındaki bilgilerinde ve Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in asla kendi kendine elde edemeyeceği bilgilerin olağanüstü derecede doğruluğunda yatar.252 (Harry Gaylord Dorman'ın Towards Understanding Islam (İslam'ı Anlamaya Doğru) adlı kitabından) "

Bir çok Batılı bilim adamını etkileyerek hidayetine vesile olan Kur'an'ın bilimsel mucizelerine,Bazı İslam alimlerinin tepkili yaklaşımları yersiz ve anlaşılmazdır. Ümit Şimşek'in, "Kur' an hayatımızın neresinde" isimli makalesinden bir kaç paragrafı,bu konuda kendisine katıldığımı beliterek aşağıya alıyorum.
"Kur'an'ın anlaşılması açısından önem arzettiği halde, meal ve tefsirlerde genellikle ihmal edilmiş bulunan bir konu da bilimle ilgili açıklamalardır ve Kur'an, bu konuda son derece zengin bir mucize kaynağı olarak önümüzde durmaktadır. Ne var ki, Müslüman toplumların bilime karşı son asırlardaki soğuk tavırları burada da kendisini göstermekte ve "Kur'an bir fizik kitabı değildir" şeklindeki mazeretler, yahut "Bilimsel buluşların yanlışlığı ortaya çıkabilir" gibi gerekçeler, Kur'an'ın kâinattan bahseden âyetleri üzerinde ciddiyetle durulmasını önlemektedir. Kur'an'ın bir fizik kitabı olmadığı doğrudur; ama aynı zamanda Kur'an bir tarih, sosyoloji veya felsefe kitabı da değildir. Lâkin tefsirler, bu alanlarda alabildiğine geniş açıklamalarla doludur; üstelik zaman, bu açıklamalardan bir kısmını geçersiz hâle getirmiştir ve getirmeye de devam etmektedir. Şurası da bir gerçektir ki, ne zaman Kur'an âyetleri hakkında bir beşer yorum yapacak olsa, bilgisinin de, yorumunun da zaman içinde hatâlı çıkma ihtimali vardır ve bu ihtimal, sosyal bilimlerde, doğa bilimlerinden hiç de geride değildir. Yalnız, bu açıklama ve yorumlara girişirken, belirli birkaç noktayı göz ardı etmemek gerekir: Yapılan yorumlar sağlıklı bilgiye dayanmalı ve zorlama tevillere kaçılmamalı; bu yorumların âyet gibi kapsamlı ve ebedî olmadığı bilinmeli; âyetin asıl anlam ve amacından uzaklaşılmamalıdır.

Modern bilimin verileri eşliğinde yapılacak bir okuma, bize birçok âyetin açıklamasında, bu verilerin olağanüstü bir şekilde Kur'an'ın haberlerini doğruladığını gösterirken, Kur'an'ın tükenmek bilmeyen mucizelerinden birine veya birkaçına daha tanık olmamıza imkan verir.

Kur'an'ın yüzlerce âyetinde dikkatlerimizi kâinata çevirdiğini ve bizi, doğayı incelemeye çağırdığını unutmamalıyız. Ne yazık ki bu unutulmuş ve çağdaş âlimlerimizden Muhammed Gazalî'nin tespitiyle, Kur'an ve kâinat beraberce hayatımızdan çıkmış bulunuyor. Hilâlin gözlenmesi konusunda iki tane adamın tanıklığıyla bilimsel hesapların reddedilmesi, bu anlayışın bir sonucundan başka birşey değildir. Bugün hiç şüphe götürmeyecek bir gerçek varsa, o da, içinde yaşadığımız dünyayı tanımaya muhtaç olduğumuzdur; bunun en kestirme ve en doğru yolu da Kur'an'dan başlamak, onu Kur'an'ın anlattığı gibi tanımaya çalışmaktır."

Netice olarak, Kur'an geçmiş devirlerde olduğu gibi, bugün de müslümanların en yıkılmaz bir kalesi, en kopmaz bir ipidir.Küfrün ve şeytanların hile ve tuzaklarından kurtulmak için, özellikle manasını anlayarak ve üzerinde düşünerek onu çok okumalı ve emir ve tavsiyelerini hayatımıza geçirmek için sürekli bir çaba içinde olmalıyız.Çünkü onsuz yaşam, bir hedef tayin etmeden atılan oklar gibi manasızdır, boştur. Kur'an hayatımıza yüce ve sonsuz bir anlam yükleyen, şereflendiren, değerlendiren nurlu bir klavuzdur.

Yüce bir ayet mealiyle yazımızı noktalayalım.

"Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın(Celle Celalühu) yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır." İbrahim-1

Allah'a (Celle Celalühu) emanet olun.

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Yeter Artık Birleşmeliyiz...

Kur’ân ve hadis-i şerifler göstermektedir ki İslam dini kâmil mükemmel bir dindir. Eksiksiz bir şekilde tamamlanmıştır. Bu anlamda uzuvları tamam olan bir insana be...

Hadis-i Şerifleri Şüphe Denizinde Boğmak…

Altın arayanların birkaç gram altın elde etmek için tonlarca dere kumunu elekten geçirdiklerini belgesellerde ve hatta filmlerde çok izlemişizdir. Neticede elde edi...

En Kutlu Sefer “Hac”

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim ...
Tüm Yazıları