Şeyh Edebali

Tarih: 2009-07-27

Şeyh Edebali 1208 yılında Karaman'da doğdu. Selçukluların Şeyh-ül İslamı Şeyh Sadreddin Konevi ve Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin çağdaşıdır. İlk tahsiline Karaman'da başlayıp devamı için Şam'a gitmiştir. Ülkesine dönünce tasavvufa yönelmiş Eskişehir'de bir zaviye kurarak irşada başlamıştır. Osman Gazi de bu zaviyeye sık sık gelir dini ve idari konularda Şeyh Edebali'nin görüşlerini alırdı.

Edebali Hz., cesur ve hareketli bir genç olan Osman Gazi'yi terbiye ve tasarrufu altına almış, Marifetullahın zevkini tattırmış, güzel ahlak, ağırbaşlılık ve olgunluğa kavuşturmuştur. Böylece onu cihan imparatorluğunun başkanlığına da hazırlamıştı.
Diğer taraftan Osman Gazi'nin etrafını oluşturan genç kadroyu da aynı şekilde yoğuran Edebali Hz., Osmanlı Devleti'nin asıl mimarı olmuştur.
İşte bir beyliğin başı olan Ertuğrul Gazi'nin vasiyetindeki ince nokta...

Bak oğul!
Beni incit, Şeyh Edebali'yi incitme. O bizim aşiretimizin maneviyat güneşidir. Terazisi dirhem şaşmaz.
Bana karşı gel, ona karşı gelme. Bana karşı gelirsen; üzülür incinirim, ona karşı gelirsen; gözlerim sana bakmaz olur, baksada görmez olur.
Sözümüz Edebali için değil senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyetim say….
Bu vasiyetin ışığıyla Şeyh Edebali'ye sımsıkı bağlanan Osman Gazi zaviyeye ziyarete gittiğinde hayatını ve dünyanın gidişatını değiştirecek bir olay yaşar…
Buyurun zamanda bir yolculuğa çıkıp hep beraber o güne gidelim.
Şeyh Edebali'nin talebelerinden manevi ikramlarla donatılmış hal ehli bir zat olan Ebdal Kumral Ermeni Derbenti denen mevkide bulunurken Hızır (as) ile karşılaşır; Hızır (as) Osman Gazi'yi kastederek; O yiğidin istikbali çok parlak, var bul onu ve müjdeyi ver der.
-Nasıl bir müjde?
-Yakında rüyasını görür.
-Sırrı bileydik tabirini yapardık.
-Tabir Şeyh Edebali'ye yakışır.

Ebdal Kumral dergaha koşar vardığında sohbet başlamıştır. Bir köşeye sokulur sohbeti dinler, bakın şu işe ki Osman Gazi'de orada pür dikkat şeyhini dinlemektedir.
Edebali Hz. toprağa bağlanın, su kullanın, ağaç dikin, alimlere hürmet edin der ve bir sır fısıldar…heybetli görünmek isteyen Kur'an okusun.
O gece Osman Gazi şeyhinin isteği üzere dergahta kalır. Osman Gazi ayağını uzatıp da yatamaz zira mushafı şerif vardır, bir köşeye bağdaş kurup tefekküre dalmışken bir ara içi geçer işte müjdelenen rüya görülecektir.
Şeyh Edebali'nin göğsünden çıkan ve giderek hilal şeklini alan ayın bir ucunun göğsüne girdiğini ve kendisi ile şeyhinin arasından çıkan bir fidanın çınar haline geldiğini ve bu çınarın dallarının üç kıtaya yayıldığını ve birçok milleti gölgesi altına aldığını, o sırada çıkan bir ceylanın batıya doğru kaçtığını görür ve ona ok atmak üzereyken uyanır.
Osman Gazi rüyanın heyecanıyla kendine gelir ve dışarı çıkar, Ebdal Kumral oradadır ve sorar:
-Ne oldu sana?
-Bir rüya gördüm hocam garip bir rüya,
-İyi ya işte fırsat varken şeyhimize arz eyle,
Beraber huzura girerler, Osman Gazi hata yapma korkusuyla rüyayı anlatır. Osman Bey susunca Şeyh başını kaldırır.

-"Oğlum gaibi ancak Allah bilir, lakin gördüğün bu rüyada dolu dolu hayır vardır. Cenab-ı Hak sana ve soyuna saltanat nasib edecektir. Benim zürriyetimden bir kız ile evleneceksin. Bu izdivaçtan doğanlar senin kuracağın ve giderek büyüyecek olan büyük bir devletin başına geçeceklerdir. Bu devlette batıya doğru genişleyecektir…"
Ebdal Kumral'da heyecanlıdır.

-"Vallahi Osman doğru söylüyor, Hızır (as.)'ın bildirdiği müjde bu olmalı"
Aradan çok geçmeden Osman Gazi Şeyh Edebali'nin kızı Bala Hatun ile evlenir. İşte altı yüz küsür sene dünyayı adalet ve sevgiyle dolduracak olan devletin maddi ve manevi temelleri atılmıştır.

1299 yılında Bilecik Osman Gazi tarafından fethedilince Şeyh Edebali oraya kadı tayin edildi. Osman Gazi beyleri ile fetihten fetihe koşarken halkın idaresi, adaleti, can güvenliği Şeyh Edebali'ye fevdi edilmiştir.
Birçok rivayete göre Edebali Hz. "Evladı Resul" dendir. Osmanoğulları anne tarafından böyle bir şeref ve şana da nail olmuşlardır. Böylece silsile ile anne tarafından "Resullullah" (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'a vasıl olmuşlardır.

1326'da 125 yaşlarında Bilecik'te vefat etmiş, Osman Gazi'nin kıldırdığı cenaze namazından sonra dergahının yanına defnedilmiştir. Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonrada damadı Osman Gazi vefat etmiştir.
O'nun Osman Gaziye yaptığı nasihatler bütün zaman duvarlarını aşmakta ve günümüzde de tazeliğini muhafaza etmektedir.
Halen feyzlerinden istifade ettiğimiz bu maneviyat sultanlarına minnettarlığımızı sunuyor ve hediyelerimizi kabul etmelerini diliyoruz…
Binlerce Fatiha ile...


Hazırlayan: Ayşegül Yiğit

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Kur’ân’daki hüküm bildiren muhkem ayetleri, Rasulullah ile ehlullah aynı şekilde anlayamaz, arada mutlaka derin farklar olacaktır. Ehlullahın anlaması ile de normal...

İslam’da Eğitimin Amacı Allah’ın Razı Olduğu İnsanlar Yetiştirmektir / Prof. Dr. Şakir Gözütok

Amaç açısından din ve eğitim ilişkisini değerlendirir misiniz? Normal şartlarda eğitim bilimi, eğitimin amaçlarını belirlemez, ahlâk ilmi belirler. Çünkü ortaya...

Ekonomi-Politik Açıdan Zekat / Melih Turan

Kavram ve ıstılah olarak zekât nedir? Günümüzde fakirlikle mücadele, ekonomik imkânların yaygınlaştırılması, insanca yaşamak konuları üzerinde çokça duruluyor. Zekâ...