Çocuklarımız Mı Sorunlu, Yoksa Biz Mi?

Çocuklarımız Mı Sorunlu, Yoksa Biz Mi?

Taha Ömeroğlu

Tarih: 2009-02-09

Bugünkü konuğumuz ev hanımı bir anne, nöbet görevi olan çalışan memur bir baba, biri 4 yaşında diğeri 9 yaşında iki kız kardeşten oluşan bir aileydi. Yani anlayacağınız çekirdek bir aile. Anne ve baba başka şehirlerden olup görücü usulü ile evlenmişlerdi.
Anne çocuğunun huzursuz ve agresif olduğunu dile getirmekteydi. Daha önce de yaşadıkları şehirde bir çocuk terapisti aramışlar. Ancak bulamamışlar. Misafir olarak baba evine gelmişler. Aile içindeki bir sohbette çocuğunun sorunları olduğunu dile getirmiş. Bizim orada aradım ama bir çocuk terapisti bulamadım. Bunun üzerine bir yakınının tavsiyesi ve yardımıyla görüşme talebinde bulundular.

İlk görüşmemizde çocuğuyla ilgili olarak şunları dile getirmektedir: Kızım yaşının üzerinde bir konuşmaya sahiptir. Sanki büyümüşte küçülmüş gibi. Küçük profesör sanki kızım. Aklı fikri yaramazlıkta. Dikkatini toplayamıyor. Dikkati yalnız yaramazlıkta. Derslerle ilgili olarak dikkat eksikliği var. Sorulan bir soruyu ya da anlatılan bir konuyu biliyorum diyerek acele getirmekte, bu ise onun istenilen sonuca ulaşmasını engellemektedir. Bir diğer en önemli sorun ise kızım babasıyla hiç geçinemiyor. Sürekli çatışma halindeler. Eşim işteki sıkıntısını anlatmasa da eve taşımaktadır. Evde de çok basit önemsiz bir konudan büyük kızıma bağırmaktadır. Evde iki TV olmasına rağmen çocuğun seyrettiği TV yi kapatmakta ya da kanalı değiştirerek tepki vermekte, kızım neden değiştiriyorsun diye kızarak tepki verdiğinde ise eşim "ben istediğim kanalı seyredemeyecek miyim?" vs sözlerle bağırmaktadır. İş stresini kızımdan çıkarmaktadır.

Zaten eşimin kendi ailesiyle de arası yok. Onlarla bir araya gelmiyor. Eşimin ailesi de beni istemiyor. Eşime benim onu yönlendirdiğim gibi bir çok sözler söylemektedirler. Ben eşimin ailesiyle arasının iyi olması için yardımcı olmaya çalıştıysam da başarılı olamadım. Eşimin ailesi bizi değişik yollarla ayırmaya kalktılar. Ama başarılı olamadılar. Eşimle her şeyi konuşabiliyoruz. Eşimi seviyorum, eşimde beni seviyor. Birbirimize bir defa olsun bağırmışlığımız yok. Eşim yapı itibarıyla pek sosyal olmayan, ortama göre hareket etmesini pek beceremeyen birisidir. Ben şimdiye kadar onu utandıracak hiçbir davranış ya da sözde bulunmadım. Eşimin ise yaptığı gafları toplamakla zaman geçirdim. Arkasını topladım. Eşim de bu durumun farkında ve bana sen çok zarif ve ince ruhlusun ama ben öyle değilim. Seni zor durumda bırakıyorum diyebilmektedir. Annenin fiziksel belirtileri olan ama nedeni bulunamayan ağrıları bulunmaktadır. Bunun psikolojik kökenli olduğuna ilişkin açıklama yapıldığında ise bunu biliyorum diyor. Anne ve kızı psikolojik yardım almaya gönüllüdürler. Ancak bu zamana kadar babanın psikolojik yardım almaya yaklaşmadığı ancak son bir yıldır terapi almaya razı olduğu hatta psikiyatrik tedavi gördüğü anne tarafından dile getirilmektedir.

Anneyle yapılan görüşmede sorunun çocukta olmadığı ortaya çıkmış. Aile içi iletişim probleminin, babanın yetiştirilme şeklinin ve içinde bulunduğu psikolojik durumun etkisinin olabileceği bunun için ise babanın da kabul etmesi durumunda onunla da görüşmek gerektiği açıklanmıştır. Annenin asıl isteği çocuğun görüşmesi olduğu için çocukla görüşmeye geçilmiştir.

Anne ve babanın aile terapisine alınması gerekmesine rağmen ancak eşlerden birinin bulunmamasından dolayı aile terapisi yapılmamıştır. Aile terapisinde eşlerin her ikisi de bulunmalı ve soruna sahip çıkmalı ki istenen fayda sağlanabilsin. Çalışmalar çocuk ön plana çıkarıldığı ve yardımın da öncelikle ona yapılması istendiği için çocukla yapılmıştır.

Çocukla resim çalışması yapılmış ve onunla bağlantılı olarak görüşme sürdürülmüştür. Çocuktan alınan bilgiler şunlardır:

1.Hak etmediğim zaman bana yapılan küfürler beni kızdırır. Hak ettiğimde bir şey demem. Yapılan küfürlerin ise baba tarafından olduğu belirtilmiştir.
2.Beni anne ve babamın ve kardeşimin hasta olması huzursuz eder.
3.Beni en çok anne ve babamın sigarayı bırakması mutlu eder.
4.Benim için en önemli kişi annemdir. İki seçenek olsa annem ve babam derdim.
5.Benim için örnek insan annemdir.
6.Evimizde huzur kaynağı annem, sorun kaynağı ise babamdır. Birkaç aydır babamla aram çok iyi, daha küfür etmiyor, kızmıyor. (Bu durum anne tarafından da teyit edilmektedir.)
7.Ailenden hiç bir kimseye ölümcül hastalığı yakıştıramam ama akrabadan olsa babaannem ve halam olsun derim.
8.Çizdiği resimlerden birinde insanların mutlu olduğunu belirtirken kötü bir şey ama sanki babaannem ölmüşte ondan seviniyorlar gibi ölüme sevinilmez ama böyle hissettim diyor.
9.Evdeki huzursuzluk ve hastalık kaynağının evlerinde çıktığını belirttiği muskalara bağlamaktadır. Onları da babaannesinin yaptırdığını, bunu da gittikleri bir muskacıdan öğrendiklerini söylemektedir.
10.Çocuk evde babasının kendisine bağırmasını istiyor. Çünkü babam işte çok stresli, eve hep sinirli geliyor. Anneme bir şey demesin, annem hasta olmasın diye babamla ben karşı karşıya geliyorum. Bana bağırsın rahatlasın da evde mutluluk olsun, huzur olsun diye düşündüğünü dile getirmektedir.

Yukarıda sıralanan her bir maddeyi ayrı ayrı açıklamayacağım. Zaten bunun için derginin bana ayrılan bölümü yetmez ve buna da gerek yok. Ancak okurların olayı daha iyi görmesi ve değerlendirebilmesi için bu bilgileri koydum. Bu aynadan bir de kendimizi görelim ve değerlendirelim.

Çocuk yaşadığı olayları ve etkisini kimseyle paylaşamadığı için hep içine atmakta ve çocuğun yaşamını olumsuz etkilemektedir. İlk defa içinde yaşadığı olayları, yaşadığı duyguları, aklından geçen düşüncelerini paylaştığı için çok mutlu olmuştu. Öyleki, onu dinleyen biri olarak beni sevdiğini söylemiş ve sizi öpebilir miyim diyerek izin istemişti. Ben de beni öpmesine izin verdim.

Evet, görüldüğü gibi kızımız aile içindeki sorunun çözümü olarak kendini feda etmekte, ailenin bütünlüğünün korunması ve huzurun olması için babanın bütün olumsuz duygu ve düşüncelerini kendi üzerine yıldırım paratoneri gibi üzerine çekmektedir.

Ayrıca kızımız, babasını çok severken, yeterli ilgi ve sevgi göremediğini de ortaya koymaktadır. Baba özlemi o kadar içine işlemiş durumdaki, erkek terapisti baba figürü yerine koymakta, onu öperek bu özlemini gidermektedir.

Anne ve kızın anlattıklarına göre bakıldığında, baba hakkında da bir takım bilgilere ulaşılmaktadır. Annenin çok sosyal olması, duygusal olarak ince ruhlu olması, babanın ise tam tersi durumda olması babayı eşinin gölgesinde bıraktığı düşünülmektedir. Daha sağlıklı bilgi alınması ve gerekli yardımın sağlanabilmesi için anne ve kızına yapılacak yardımın aileyi kapsadığı ve eşiyle de görüşmek gerektiği belirtilmiştir.

Basit aile içi tartışmaların çocuk tarafından nasıl algılandığı ve çocuğun iç dünyasını ne denli etkilediği çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Eşlerin iş yaşamındaki stresini eve taşımanın çocuklar üzerinde ne tür bir etkisi olduğunu gördünüz. Anne ve babadan birinin kendi ailesiyle olan sorunlarının da bu aileyi nasıl etkilediğini sizde fark etmişsinizdir.

Şimdi şunu söyleyebiliriz: yuvamızın huzur elde etmesi, çocuklarımızın ruh sağlığının yerinde olabilmesi biz anne ve babaların elindedir. Sadece çocuk yapmak ve onların fiziksel ihtiyaçlarını gidermekle görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmiş olamayız. Ruhsal doyum için anne ve babalara çok iş düşmektedir. Onun için anne ve baba olabilmek, hatta sürdürebilmek beceri gerektirir, çaba gerektirir, sabır ve tahammül gerektirir.

Taha Ömeroğlu


Yazarın Diğer Makaleleri

Dünya Sınav Yeridir

Günümüzde ebeveynler olarak "Nasıl bir çocuk yetiştirme idealindeyiz?" Klasik cevaplar genelde: Başarılı, ne istediğini bilen, özgüven sahibi, iyi bir mak...

Duayı Unutan Adam

Kendini çok aciz ve çaresiz gören bir adam vardı. Rabbine hep dua ederdi. Elinden bir şey gelmezdi. Ama gayretliydi. Ele güne muhtaç olmamak için Rabbinden isterdi....

Çocuğum Okulu Aniden Bıraktı!

Bir gün yanıma orta yaşlı bir anne-baba ile yanında iki çocuklu genç bir anne geldi. Gelen bu vatandaşlarla konuşurken bizim yanımızda staj yapan eski bir öğrencimi...
Tüm Yazıları