Oruç ve İnsan

Hüseyin Ustaoğlu

Tarih: 2008-09-16

Oruç; Islam'ın beş temel esasından birisi olup, tan yerinin ağarmasından akşam güneşinin batmasına kadar yeme içme ve bir kısım fiillerden uzak durmak suretiyle yerine getirilen manevi bir disiplindir. Her türlü ibadette olduğu gibi oruç ibadetinde de niyet çok önemlidir.

Çünkü sağlam bir niyetle tutulan oruç, insanı kötülüklerden arındırıp, güzelliklere yön- lendirir. Akıllı ve ergenlik çağına girmiş her müslümanın üzerine, oruç tutmak farz olarak emredilmiştir.

Kameri ay takvimine göre hilalin görülmesiyle başlanılan oruç ibadeti, bir ay boyunca devam eder ve en sonunda bayram ile finale ulaşılır. Ramazan ayının her yıl bir öncekine göre 10 gün daha evvel gelmesi, bir ömür boyunca yapılan devir ile insanların tüm mevsimleri kapsayacak şekilde oruç tutmasına olanak sağlayacak bir düzeni de beraberinde getirmektedir. Böylelikle değişik coğrafyalardaki çok zor şartlar altında yaşayanların sıkıntılarını da bir nebze hissetmemize vesile olan bu sistem, sizce de ilahi hikmetin bir tecellisi değilmidir?

Yüce Allah (Celle Celalühü); "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Ta ki günahlardan korunasınız" (1) şeklinde emir buyurmuştur. Demek ki oruç, ilk insan Adem (as) dan bu güne kadar, gelmiş- geçmiş bütün milletlere emredilmiş, tüm semavi dinlerde mevcut olan bir ibadettir. Senede bir ay, yalnız gündüzleri yerine getirilen bu ibadetin gerek şekil, gerekse özü itibariyle sayısız maddi ve manevi faydaları bulunmaktadır. Müslümanlar elbette ki sırf Allah'ın (Celle Celalühü) rızasını gözeterek oruç tutarlar. Nitekim Cenabı Mevla (Celle Celalühü) bu hususla ilgili bir hadisi kudsîde; "Oruç Benim içindir, onu ancak Ben mükâfatlandırırım" (2)buyurmaktadır. Fakat Ibadetlerin sevap ve güzel ahlaka katkısının yanısıra, diğer yönlerden de birçok fayda ve hikmetleri bulunmaktadır.

Ayeti Kerimedeki; "…ta ki korunasınız" ilahi buyruğu, orucun bir kalkan olduğunun da habercisidir. Oruç bizlere, her daim Allah'ı hatırlatan bir ibadettir. Bu sorumluluk duygusu insanı kötülüklerden alıkoyduğu gibi, Allaha yakınlık kazandırarak manevi terakki ve kulluk bilincimizin gelişmesine de çok olumlu katkılarda bulunmaktadır. Çünkü oruçlu olduğumuz zaman devamlı bir ibadet içinde bulunduğumuz aşikârdır. Bu bilinç "ihsan" denilen yakin halinin gelişmesini sağlar. Zira kimsenin görmediği yerde orucunu bozmayan bir insan, sırf Allahın kendisini gördüğü bilinciyle hareket ettiğinden ve onun emrini yerine getirmek teslimiyetinden bunu yapar. Böyle bir manevi bilinç içinde olmak, ahlaklarımızın güzelleşmesine vesile olduğu gibi bir ay boyunca devamlı tekrarlanmakla da, bu güzel ahlakların üzerimizde sıfatlaşması ve melekeleşmesini sağlamaktadır.Böylelikle ruhen şuurlanan bir mü'min, hiç şüphesiz kendi ile barışık huzurlu ve sağlıklı bir birey olma imkânını da elde etmiş olur.

Sevgili Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); "Kim inanarak ve bilerek ramazan ayının orucunu tutarsa, Allah onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar." (3) buyurmak suretiyle bizlere oruç tutmanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Oruç, aynı zamanda sabır direncimizin artmasına ve Allah'ın (Celle Celalühü) bizlere vermiş olduğu nimetlerin kıymetinin anlaşılmasına da bir vesiledir. Çünkü bu vesileyle insan açlık ve susuzluğun ne demek olduğunu öğrenir, yeryüzündeki aç ve susuzların hali ile imkânsızların durumunu daha güzel anlar. Insan bu mağduriyetleri her ne kadar duyup bilse de bizzat yaşayarak hissetmesi, onu kuşatıcı bir yakin derecesine ulaştıracaktır.

Bu nedenle Islam âlimleri nefsin terbiye edilmesinde açlığın en etkili yol olduğunu bizlere öğütlemektedirler. Nefsin benlik, gazap, hırs, şehvet gibi kötü istek ve arzularını ancak açlık frenlemektedir. Bütün bunlara ilave olarak yine, Allah (Celle Celalühü) emrettiğinde onun rızasını kazanabilmek için sabrı, iradeyi ve disiplin içinde olmayı bizlere öğreten oruç ibadetidir. Nitekim hadîs-i şerîfte de; "Oruç sabrın yarısıdır." (4) diye buyrulmuyor mu?

Orucun toplumsal ve sosyal açıdan da birçok faydaları bulunmaktadır. Mazeretleri nedeniyle oruç tutamayanların verdiği keffaretler, dağıtılan zekât ve sadakalar ile davetlilere ikram edilen iftar yemekleri ve henüz bayram girmeden dağıtılan fitreler, iktisadi hayata da bir hareketlilik getirmekte ve fakirlerin haneleri şenlendirilmektedir. Beş vakit namazın cemaatle kılınması, ramazan süresince hatimler indirilmesi, arta kalan zamanın ise salâvat ve zikirle geçirilmesi hiç şüphesiz manevi zenginliğimizi artırmaktadır. Minarelerin kandillerle süslenmesi ve toplu halde kılınan teravih namazları ile toplum içindeki sevgi bağları yeniden yeşermekte ve kaynaşma sağlanmaktadır. Orucun getirdiği duygu yoğunluğu ile cömertlik, dayanışma ve yardımlaşma artmakta, fakir ve düşkünlere karşı merhametin çıtası da yükselmektedir.

Ayrıca oruçlu olmak demek, bedeni aç ve susuz bırakmaktan ibaret olmadığı gibi, bozulmasına sebep olacak davranışlardan uzak durmakla birlikte, orucun sevabını düşürücü durumlardan da sakınmak demektir. Gıybet, dedikodu, kavga, gürültü, yalan, iftira, haset, kovculuk vs. islam'ın hoş görmediği her türlü amel ve kötü ahlaklardan kendini men etmek, orucun ibadet kalitesini artırmakta ve özlenilen bir toplum olma yolunda mesafeler katedilmesinin de yolunu açmaktadır. Nitekim Gönüllerin Efendisi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); "Oruçlu kişiye eğer birileri sataşırsa, 'ben oruçluyum, ben oruçluyum', desin" (5) tavsiyesine uyan bir insanın manevi açıdan gelişip terakki etmemesi hiç düşünülebilir mi?

Oruç tutan kişide sosyal olgunluk, irade güçlenmesi, kararlılık, çirkin işlerden uzaklaşma, rikkat düzeyinde artış, gönül coşkusu ve nefsin bencilliklerine karşı mücadele azmi, ahlak güzelleşmesi gibi olumlu değişikler meydana gelmektedir. Bu şekilde yürütülen bir maneviyat atmosferi, geceli gündüzlü tam bir ay boyunca devam etmektedir. Işte, tüm güzelliklerin zirve yapmasından tutunda, toplumun huzur ve sükûnundaki bu müspet gelişmelerin tamamı ancak, ramazan ayı ve onda tutulan oruçlarla mümkün olabilmektedir.

Tuttuğumuz oruçların insan sağlığı açısından da son derece faydaları bulunmaktadır. Bir yıl boyunca yorulan mide ve barsaklar dinlenerek kendini yenileme imkânını elde etmekte, sindirim sistemimiz dinlenmekte ve böbreklerimiz kendini tamir etmektedir. Sigara gibi sağlığa son derece zararlı kötü alışkanlıklardan uzaklaşılmakta ve küçük tansiyonun damarlar üzerindeki baskısı kalkmaktadır. Bilim dünyasınca orucun insan sağlığı üzerindeki faydalarını anlatan bu ve buna benzer açıklamalar, Sevgili Peygamberimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ; "Oruç tutunuz ki sıhhat bulunuz" (6) tavsiyesinde müjdelenen sırlardan sadece bazılarıdır…

Evet, tövbe ve istiğfarların kabul edildiği, cennet kapılarının sonuna kadar açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu, nefslerin açlık ve susuzluktan sahibine boyun eğdiği bereketli bir zaman dilimi olan bu günler ve anlattıklarımızın hepsi, yüce dinimizin bir güzelliği olarak ramazan ayı ve orucun getirileridir. Bunca güzelliği sabırla ve mütemadiyen sürdüren insanlar ramazanın sonuna geldiklerinde; Allah'ın (Celle Celalühü) bir lütfu olarak bayram etmeye hak kazanmış olurlar…

Öyleyse bunca maddi, manevi, sıhhi, sosyal vb. faydaları olan oruç ibadetini yerine getirelim ki, bu mükâfatları elde edenlerden olalım. Oruç ayını af ve mağfiretimiz için fırsat bilerek, bundan sonraki oruç mevsimine kadar böyle kıymetli bir zaman dilimine kavuşamayacağımızın bilinciyle hareket edelim. Hatta önümüzdeki ramazan ayına yetişip yetişmeyeceğimizin de bir garantisi olmadığından, elimizdeki fırsatları değerlendirmek hususunda ihmalkâr davranmayalım. Oruç ibadetinin bereketi ile kazandığımız güzel amel, ahlak ve davranışlarımızı oruç sonrasında da hiç terk etmeden sürdürelim ki, bir yıl boyunca bu manevi atmosfer içinde kalabilelim. Bu konuda Sevgili Peygamberimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); "Ramazan orucu ile Şevvalde de altı gün oruç tutan kimse, bir yıl oruç tutmuş sayılır" (7) müjdesine kulak verelim…

Yüce Mevlamız (Celle Celalühü) dan sağlam bir niyet ve ihlâsla, sabır ve güzellik içinde bir ramazan geçirmeyi ve içindeki kadir gecesini hakkı ile ihya ederek, tutulan oruçlarımızın kabulü ile kurtuluşumuza vesile olmasını niyaz ediyorum.

Ibadeti bol, sevabı çok ve hayırlı bir oruç ayı geçirmenizi dilerim.

Hüseyin USTAOĞLU / email: huseyin_ustaoglu37@hotmail.com

Kaynaklar
1-Bakara; 183
2-Buhârî, Savm: 9
3-Buhari
4-Ibn Mâce, Sıyâm 44
5-Buhari-Tecrid-i Sarih Terc. c. 6/2 95
6-Taberânî
7-I.Mace

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Değer Vermek Kendini Görmekle Başlar

Değer dediğimiz kavram, günlük hayatın her aşamasında kendisine kıymet atfettiğimiz, anlam yüklediğimiz, beğenerek takdir ettiğimiz ve sonucunu da olumlu veya olums...

Hatadan Ders Almak Şuurdur

  Hayat bir mekteptir kâinatı koynunda taşıyan. Bir kitaptır bize nasıl yaşanılacağını okuyan. Bizim bize okuduğumuz değil, bilakis bize, bizim kim ve ne olduğu...

Gerçek Mücadele İnsanı Seyyidimiz...

Feyz'le, çeyrek asra yakın bir zamanı geride bıraktık. Hiç şüphe yok ki Feyz denince akla, Başyazarımız Seyyidimiz Şenel İlhan Beyefendi gelir. Bu üniversitenin zir...
Tüm Yazıları