Üstad Bediüzzaman ın Tarikatlara Dair Açıklaması

Tarih: 2008-09-11

Beşinci Vecih: Üstadımız kendisi söylüyor ki; "Ben sekiz-dokuz yaşında iken, bütün nahiyemizde ve etrafında ahali Nakşi tarikatında ve oraca meşhur Gavs-i Hizan namiyle bir zattan istimdad ederken, ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak "Ya Gavs-ı Geylani" derdim. Çocukluk itibariyle elimden bir ceviz gibi ehemniyetsiz bir şey kaybolsa, "Ya Şeyh! Sana bir fatiha, sen benim bu şeyimi buldur." Acaiptir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle hazreti şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş.

Onun için bütün hayatımda umumiyetle fatiha ve ezkar ne kadar okumuş isem, Zat-ı risaletten (a.s.m.) sonra şeyhi Geylaniye hediye ediliyordu. Ben üç-dört cihetle Nakşî iken, Kadirî meşrebi ve muhabbeti bende ihtiyarsız hükmediyordu. Fakat tarikatla iştigale ilmin meşguliyeti mâni oluyordu.

Sonra bir inayet-i ilâhiyye imdadıma yetişip gafleti dağıttığı bir zamanda, Hazret-i Şeyhin "Fütuhul Gayb" namındaki kitabı hüsn-ü tesadüfle elime geçmiş. Yirmisekizinci mektubda beyan edildiği gibi, Hazreti Şeyhin himmet ve irşadiyle eski Said (r.a.) yeni Saide inkilab etmiş. O Fütuhul Gaybın tefe'ülünde en evvel şu fıkra çıktı: "Ey biçare! Sen darül hikmeti İslâmiyede bir aza olmak cihetiyle güya bir hekimsin, Ehl-i İslâmın manevi hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki en ziyade hasta sensin.

Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul: Sonra başkasının şifasına çalış." İşte o vakit o tefeül sırrıyle maddî hastalığım gibi manevî hastalığımı da katiyen anladım. O şeyhime dedim: "Sen tabibim ol." Elhak, o tabibim oldu. Fakat pek şiddetli ameliyatı cerrahiye yaptı. "Fütuhul Gayb" kitabında "Ya gulam!" tabir ettiği bir talebesine pek müthiş ameliyatı cerrahiye yapıyor.

Ben kendimi o gulam yerine vaz'ettim. Fakat pek şiddetli hitab ediyordu: "Eyyühel münafık" "Ey dinini dünyaya satan riyakâr" diye diye yarısını ancak okuyabildim. Sonra o risaleyi terkettim. Bir hafta bakamadım.

Fakat ameliyatı cerrahiyenin arkasında bir lezzet geldi; iştiyak ile o mübarek eseri acı tiryak gibi veya sulfato gibi içtim. Elhamdülillah, kabahatlerimi anladım. Yaralarımı hissettim, gurur bir derece kırıldı.


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Kul Olmak İçin mi, Nefsimizi Ululamak İçin mi İbadet Yapıyoruz?

Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden İslamiyet’in hangi amaçla geldiğini düşünmeyen, oradaki yüksek gayeyi hedeflemeyen kişi, ibadetleri kendini ululamak için ...

Modern İnsan Kendini Bulamıyor / Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç

Her insanın kendi gerçeğine, ontolojik hikâyesine, maddi-manevi serüvenine, kader bağlamında iradi olan ile kaçınılmaz bağına baktığımızda, bununla ilgili bir hakik...

Benliğin Cilveleri: Kendini Sabotaj ve Kendini Aldatma / Prof. Dr. Ahmet Akın

Kendine sabotaj yapmak ne demektir, insan neden kendine sabotaj yapar? Kendini sabotaj demek kendini yıkma, kendini engelleme, bir bakıma kendini bitirme demekt...