Güncel Meselelerde Çeşitli Fetvalar -I

Tarih: 2008-07-10

SORU: Yatak odasında Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şehadet yazılı levhaların duvara asılmasında bir sakınca var mıdır?

CEVAP: Tesettüre tam olarak riayet edilemiyorsa bahsi geçen odaya bu gibi levhaların asılması sakıncalıdır. (Fetvalar- Mehmet Emre)

SORU: Mektupların içine "Besmele" ve "Selam" yazmakta bir sakınca var mıdır?

CEVAP: Selam yazmak caizdir. Fakat okunan mektubun atılıp ayakaltında kalma ihtimali olduğundan Besmele-i Şerife'yi yazmak mahzurludur.

SORU: Bir kimse bilmeyerek (cahilliğinden) küfrü gerektiren bir söz söylerse kafir olur mu?

CEVAP: Bilmeyerek küfrü gerektiren bir söz söyleyen kimsenin kafir olup olamayacağı hakkında ihtilaf vardır. Buhara ve Semerkant alimlerine göre cehalet mazeret sayılmaz. Bilmeyerekte olsa kelime-i küfür söylemek küfürdür. Bazı ulemaya göre küfrü gerektiren sözün muhtevasına inanmayan kimse böyle bir kelime söylerse kafir olmaz. Özellikle avam tabaka hangi kelimenin küfre vesile olduğunu, hangisinin olmadığını bilmedikleri için, onları tekfir etmemek daha uygundur. Yoksa müslümanların çoğunu tekfir etmemiz gerekir. (Nuh-betü'l-Leali şerh Bedül emali s.103-104)

SORU: Kadının tenasül uzvunda devamlı kalmak suretiyle tıbbi bir parça yerleştirilerek hamile kalmasının önlenmesi caiz midir? Bu taktirde kadının guslü ve orucu sahih midir?

CEVAP: Evlenmenin en büyük gayelerinden biri neslin çoğalması olduğuna göre hastalık, çevrenin dinsizliği ve şiddeti, fakru zaruret gibi mani olmazsa kadının hamile olmasına engel olmak doğru değildir. Ama meşru bir mazeret varsa gebeliğin önlenmesi için ilaç kullanmak ve tenasül uzvuna spiralin takılmasında beis olmadığı gibi gusül ile oruca da mani değildir. Çünkü bu parça yıkanması gerekmeyen uzvun iç tarafına yerleştirilir. Ancak oruçlu iken bu parçanın tenasül uzvuna yerleştirilmesi caiz değildir. Orucun bozulmasına sebeb olur. (Fetvalar-Halil Gönenç cilt 2 sahife 155)

SORU: Birçok yerlerde ölünün kırkıncı veya 52. gecesi münasebetiyle merasim düzenlenip sadak verilmektedir. İslam dininde bunun yeri nedir?

CEVAP: Ölünün 40. veya 52. gecesi ile ilgili hiçbir şey varid değildir. Böyle geceler için özel merasim tertip etmek yanlıştır. Cahil halkın uydurduğu bir bid'attır. Şu veya bu geceye tahsis edilmeden meyyit için verilen her sadaka ve edilen dua her zaman makbuldür. (Fetvalar-Halil Gönenç C.1.S.64)

SORU: Kazası olan kimse sünnet kılabilir mi?

CEVAP: Hanefi mezhebinde beş vakti namazın sünneti, duha-kuşluk, teşbih ve teravih gibi hakkında hadis varit olan sünnetler, kazaya kalmış namazı olsa da kılınacaktır. Fakat diğer nafile namazı kılmaktansa kaza ile meşgul olmak daha efdaldir. (İbn-i Abidin c.l, s.493) Doğu ve güneydoğu illerimizde Şafi'i mezhebinden olan kardeşlerimiz kaza namazları bulunduğu gerekçesiyle haklı olarak sünnet kılmazlar. Ama bunun yanında kazasını da kılmazlar. Halbuki hazır olan namazı kazaya bırakmak haram olduğu gibi, kazaya kalmış namazı fırsat bulunduğunda kazası için gayret gösterilmemeside haramdır.

SORU: Misvakın fazileti hakkında çok hadis rivayet edilmiştir. Şer'an misvak nedir, fırça misvak sayılır mı?

CEVAP: Misvak, diş ve ağzı temizlemek için ağaçtan veya temizleyici başka bir şeyden yapılmış temizlik aletidir. Hicazda bulunan "Erak" isimli ağaçtan olmasa şart değildir. Ancak "Erak" ağacının faydalı maddeler ihtiva ettiği, Allah'ın Rasulü (SAV) onu kullandığı için daha faziletlidir, dinen fırça da misvak sayılır. Peygamberin sünnetine riayet etmek gayesiyle ağzını fırçalayan kimse ağzını temizlediği gibi sevaba da nail olur. (Fetvalar, Halil Gönenç, C.1.S.27)

SORU: Bir kimse şehvet ile kayınvalidesinin elini tutarsa eşi ona ebediyyen haram olur diye söyleniyor. Bunun aslı var mıdır?

CEVAP: Bir kimse kayınvalidesinin elin tutar veya sıkarsa ve bu sebeple ikisinin veya birisinin şehvet hissi doğarsa hanefi mezhebine göre zevcesi kendisine ebediyyen haram olup, nikahı düşer. Şafii mezhebine göre ise büyük bir vebal terettüp etmekle beraber nikaha bir zarar gelmez. (El-Dürrul-Muhtar. Cilt 2, Syf.28)

SORU: Bir kimse bir kadının sütünü emmiş ise bu kadın kendisi için haram olur mu?

CEVAP: Bir kimse henüz iki yaşını tamamlamadan önce bir kadının sütünü emerse kadın kendisi için anne olduğu gibi kocası da babası olur. Hakiki çocuklarının durumu ne ise onun durumu da aynıdır. Yani, çocukları kendisine kardeş, annenin erkek kardeşi dayısı, kız kardeşi teyzesi olur. Babanın da erkek kardeşi amcası, kız kardeşi de halası olur. Ancak Şafi'i mezhebine göre doymak şartıyla beş defa emildiği taktirde emmenin hükmü tahakkuk eder. Hanefi mezhebine göre ise az da olsa bir defa ile sabit olur. Emme, bir kişinin sözü ile sabit olmaz. Şafi'i mezhebinde de iki adil erkek veya dört hanımın şehadetiyle, Hanefi mezhebinde de iki erkeğin şehadetiyle veya bir erkek ile iki hanımın şehadetiyle sabit olur. (Mecmaul-Enhur c.2,s.380)

SORU: Bir kimse küfrü gerektiren bir söz söyler veya bir harekette bulunursa nikahına bir zarar gelir mi?

CEVAP: Bir kimse küfrü gerektiren bir söz söyler veya bir harekette bulunursa Hanefi mezhebine göre nikahı bozulur, zevcesiyle arasındaki bağ kopar, tevbe edip İslam'a döndüğü taktirde her iki taraf, isterse yeni bir nikah ile birbirleriyle evlenebilirler. Yoksa birbirinden ayrılmak mecburiyetindedirler. Şafi'i mezhebine göre ise küfrü gerektiren söz veya hareket, henüz duhul (zevç ve zevcenin münasebeti) olmadan evvel olmuş ise Hanefi mezhebinde olduğu gibi nikahı feshedilir. Yoksa üç güne kadar beklenir, bu müddet içerisinde tekrar İslam'a dönerse nikah devam eder, yoksa feshedilir. (Halil Gönenç-Günümüz Meselelerine Fetvalar, C.1.S.183) (Birgivi Vasiyetnamesi-Kadızade şerhi s.201)

SORU: Karısının gayr-i meşru olarak yaşadığını bilen kimse ne yapmalı? Onu boşamak mı, yoksa öldürmek mi icabeder?

CEVAP: Kesin olarak karısının gayri meşru şekilde yaşadığını bilen kimsenin onu öldürmek veya öldürtmek için teşebbüse geçmesi caiz değildir. Çünkü evli olan kadının zina ile hiyanet ettiği zaman dinen cezası recm yoluyla idam edilmekse de birkaç cihetten bunu tatbik etmek mümkün değildir:

1) Herşeyden evvel dört müslümanın göz ile, zanilerin tenasül organlarının birbirine girift olduklarını görmeleri şarttır.

2 - Cezayı tatbik eden fert veya fertler değil, hükümettir. Herkes uygun gördüğü cezayı infaza kalkışacak olursa düzen bozulur, anarşi doğar.

3 - Günümüzde öldürmek için teşebbüse geçecek olursa davasının ispat etmek mümkün olmadığı için Allah'ın indinde Mes'ul olacağı gibi, kanunende mes'ul olup yıllarca hapis sefaletini çekecektir. Böyle bir olay karşısında boşanmadan başka çare yoktur. (Fetvalar-Halil Gönenç C.1.S.185)

SORU: Anadolu'nun birçok yerlerinde Cum'a geceleri yatsı namazını müteakip camide nikah tazeleme adeti vardır. Bunun İslam'da yeri var mıdır?

CEVAP: Anadolu'nun birçok yerlerinden yapılan nikah tazeleme merasiminde getirilen tevbe ve istiğfar iyi bir şey sayılır. Fakat nikah tazeleme meselesi iki yönden şer'an uygun düşmez:

1 -Nikah tazeleme bir nikah kıyılması olduğuna göre kocanın bizzat veya vekil ile nikah kıyılmasında bulunması gerektiği gibi hanımın da bulunması gerekir. Koca, hanımın vekaletini alırsa yine kafi gelir. Halbuki nikah tazelemesinde bulunan cemaatin ekseriyeti hanımın vekaletini almadan nikah tazelemesi yapıyor.

2 - Nikahın kıyılmasında akd sığasını işitecek iki şahidin bulunması gerektiği halde camide yapılan nikah tazelemesinde herkes imamı takip edip sözünü söylemekle meşgul olduğundan hiç kimse başkasının sözünü işitmez ve böylece şer'i nikah yapılmamış olur. (Halil Gönenç - Günümüz meselelerine fetvalar C.1.S.183)

Hazırlayan; Araştırma Görevlisi, CEMAL SERVİ


Son Eklenen Yazılar

Anlamayı Anlamak / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Anlamak nedir, iman nedir? Bir insan nasıl anlar, bilmekle anlamak aynı şeyler midir? Bunlar çok önemli konulardır. İnsan aklıyla bilir ama bilmek anlamak değil...

Din Hasrettir / Dr. Metin Serimer

Din, dünyadır; din, ahirettir. Hangisi ihmal edilse, eksik algıdır, gayrete dokunur. İnsan dünyada adalet ister, en güzelini ahirette bulur. Merhamet ister, en güze...

Hz. Peygamber’in Komutanlığı ve Yetiştirdiği Komutan Sahabiler / Prof. Dr. Ali Bakkal

Asr-ı Saadet dönemi savaşlarını saymak gerekirse Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarının özellikleri nelerdi? Bu savaşların getirdiği tecrübeler vardı hiç şüphesiz. En ö...