Farklı Bakış

Farklı Bakış

Tarih: 2008-06-09

Şenel İLHAN

İslâm âlemi ve özellikle Türkiye'deki genç, yaşlı, avam, aydın tüm müslümanlar, bunalıma varan boyutlarda fikir kaosu içindeler. Bir tarafta sapık ehl-i bid'atın iğrenç ve çileden çıkarıcı fikir gıcırtıları, diğer tarafta ehli küfrün dış kaynaklı vehimtırak izmler bombardımanı, hele durun dahası var, bir tarafta da, hem de bu en tuhafı, en acaibi ve en anlamsızı ve üstelik bu çok daha sinir bocuzu, çok çok daha kara kara düşündürücüsü. Ne mi o? Bid'atcının sapık fikrinden de, ehli küfrün rezil izm'inden de daha kötü olan, işte cevabım; fitne, fesat ve bunların üreteni münafık ve onun parçaladığı, böldüğü müslümanlar, alimin, abidin, avamın, herkesin çilesi ve bu çileyi kimsenin görememesi veya sadece çekenin görmesi. Çeken de bir kaç tane. Şimdi müslüman olmuş bir Avrupalı düşünün; düşünün ki onca fikir çilesine girmiş şaşırmamış, yıkılmamış.

Tüm dinleri Hristiyanlıktı, Yahudilikti araştırmış, budizm, brahmanizm veya taoizm ve bunun gibi dincik ve tüm felsefî ekolleri, her görüşü, her vehmî fikri, araştırmış, neticede islamı bulmuş ve bu zor savaşın sonunda bulduğu İslâmı, çok iyi yaşamak isteyen bir Avrupalının veya önce George iken şimdi Ahmet olan bir müslümanın bakış açısıyla memleketimizdeki müslümanlara bakın. Neden "illâda George'den dönme bir Ahmet'in bakış açısıyla bakalım" derseniz, derim ki: o bakışa ihtiyacımız var. Fikir çilesi çekmiş, imanını tarafsız düşüncesine borçlu olacak kadar mert ve dürüst kafaların bakış açısı, ancak görmemizi sağlar. Yoksa taklidi imanın taklidi kafa ve kalp gözüyle görenlerin görmesi bulanıktır ve ayırt edici değildir? Fikir çilesi çekmiş insan ister Türkoğlu, ister Frenkoğlu olsun fark etmez. Onlar aklı sakimden, akl-ı selime yanaşmıştır.

Konuyu dağıtmadan söylemek istediğimize dönelim ve bakalım kim esmer, kim beyaz, kim ehli cihad, kim ehli fesad. Tabi hala, george oğlu Ahmed'in gözüyle müslümanlara bakıyoruz. Yıllarca batı, kokuşmuşluğunu modern diye isimlendirdiği, insanları makinanın esiri, nefsinin kulu eden kapitalist, komünist, materyalist ve yeni ekol Nefsist yapan toplumundan ve çürümüş inanışından islâma iltica eden, alabildiğine fikir yorgunu ve bir o kadar da sevgi açlığı çeken Avrupalı müslüman kardeşim, bakın ne görüyor burda. Amerika'dan veya memleketi nereyse ordan geliyor Türkiye'ye, kardeşlerini, müslüman dostlarını görmeye. Uçağından iner inmez aptallaşıyor şaşkınlıktan. Ooo baldır bacak aynen Avrupa, ooh ooh giyim, kuşam, erkek, kadın, uşak. "Yahu, uçak yanlış yere mi geldi? " diyor, ama bakıyor ki Türkiye, Türkiye bura. Lafı uzatmayalım; daha bir çok şaşkınlıktan sonra son sınavını da veriyor. Ve diyor ki kendi kendine: müslümanlık başka, müslümanlar başka. Tabi sınavı kazanıyor. Sonra, daha sonra yüzü gülüyor, buluyor müslüman kardeşlerini, dolaşıyor deli gibi bir ona bir buna bakıyor. "Ya Rabbi rüya mı görüyorum, ne güzel insanlar bunlar" diyor. Daha sonra, daha sonra bir de bakıyor ki müslümanlar lafta kardeş, aslında, çoğu birbirine kalleş. Hayal kırıklığına uğruyor. Tabi sonra, sonra ne yapıyor, ne yapsın; ya sucu müslüman olacak, ya bucu müslüman, ya da başka yok ki. Müslümanlar ya sucu ya bucu. Soruyor, "siz ehli sünnet misiniz?" "Evet !". "Ne bu hal". Bid'atcı sapığın veya müslüman görünen münafığın ağzı keyften kulaklarında. Kafiri boş ver o zaten belli, kardeşim, ne sizin derdiniz? "islam mı yani şimdi?" derse bu Avrupalı tarafsız bakan kardeşiniz, ne dersiniz? Bak o ne sucu, ne de bucu ehli sünnet vel cemaat mensubu bir müslüman ve o islamcı ve bu manada her şeyci, daha açığı, müslüman daha açığı hem nurcu, hem refahçı, hem ışıkçı veya hem her neyseci.

İşte; yani; kısacası hepsici. Neden mi? Hepsi müslüman da ondan. Amma da ekol ha, olur mu öyle şey demeyin. O zaman sorarım size, neden olmasın? Nurcular, ışıkçılar, tarikatçılar vs. çiler müslüman mı, (haşa) kafir mi? Haşa, haşa tabii müslüman diyeceksiniz, zıddını diyen kafir olur. Peki grup ve parti taassubu içinde olmadan tarafsız düşünen kafalara sahip olmak için, bir de bize düşünmek ve örnek almak için bile avrupalı müslüman getirttiniz. Bir bu eksikti, zaten giymek için don, yemek için peynir, bakmak için gözlük vs. onlardan ithal ediyoruz, bir de Avrupalı beyin! Hoppala...

Sonra, sorun bakalım fikir çilesi gazisi ve bozuk mazisiyle dostumuz; evliya hakkında ne düşünüyor? Yoo!... Siz sorun, sizden önce o sorarsa ayıp olur. Çünkü, George Ahmet'in hayal kırıklığı artar. Kimbilir? Kendini bizden çok çok uzağa atar. Nasıl atmasın? Tamam, bizim aklımızda var, beynimizde. George Ahmed'in fikri kendine kalsın, onları bizde biliyoruz" derseniz. Derim ki; ama Avrupalı Ahmet tasavvuf mensubu sofi, o iyi biliyor, çok gördü o sahte fikirleri, sahte liderleri, ona göre, evliya lazım bu müslümanlara. Ama, gerçek evliya üç beş tane olmasa da olur. Bir tane yeterde artar bize. Ne dersiniz? Bir tane bile veli yok mudur İslam dünyasında? Yok canım vardır!...

O zaman veliden daha büyük veli olmayanlar, bulmalı değilmi onu? Hem de vakit geçirmeden, hemen!... Uzun lafın kısası şunu demek istiyoruz; ön yargısız gurup ve parti taassubundan soyutlanmış olarak baktığımızda açıkça görüyoruz. Hem de çok açık... Neyimi? Müslümanların tasavvufa ve bir evliyanın tasarrufu altında, iç ve dış disipline ne kadar ihtiyacı olduğunu göremiyenlere Allah yardım etsin. Mesul, hem de çok büyük vebal altındadır. Görüp de görmemezlikten gelene de söz bulamıyoruz...

Allah hepimize yardımcı olsun.


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...