Prof. Dr. Muhammet Ratıp Nablusi ile Röportaj; Fadıl Geylani Efendi

Tarih: 2008-04-27

Hanefi Ulemalarından Rüya tabirlerinde mahir İmam Nablusi'nin Torunu Prof. Dr. Muhammet Ratıp Nablusi ile Türbesi Başında Sohbet (Fadıl Geylani Efendi)

Geylani kitaplarını araştırma hususunda Şam şehrine gittik. Cuma günü Şam'ın resmi tatil günü olduğundan, teberrüken Şeyh Nablusi camisinde Cuma namazı kılmayı düşündüm. Daha evvelde bu zatı defalarca ziyaret etmiş idim. Cuma hutbesini 4.göbek torunlarından Muhammet Ratıp Nablusi vermekte idi. Hutbe ve namaz bittikten sonra imamın odasına girdim. Oradaki görevlilerden ben Muhammet Ratıp Hoca ile görüşmek istediğimi belirttim. Kim olduğumu sorarak tanımak istediler. İstanbuldan geldim bir Türk Seyidiyi olduğumu söyledim. Seyyid Abdülkadir Geylani Hz. kaybolan kitaplarını Araştırmak için geldiğimi bildirdim. İlk defa mı Şama geldiğimi sordular. Yaklaşık 30 yıldır düzenli gelip gitmekte olduğumu ancak kütüphanelerin yeni tasnif olmasından ötürü ziyaretlerimi sıklaştırdığımı belirttim.

Bu esnada Ratıp Hoca geldi ve sohbete başladık. İlk sohbetimiz Seyyid Abdülkadir Geylani efendimizin kaç kitabını tamamladığımızı sordu. 17 adet eseri bulduğumuzu duyunca çok menun oldular. Ve diğer bir eserimizinde Piri Geylani hakkındaki alim ve büyük zatların görüşlerini içeren bir kitap hazırlıyoruz. Bu haber kendisini çok memnun etti ve birkaç söz de kendisi eklamak istedi. Ve şu ayeti okudu 'Muhakkakki Allah'ın evliyaları mahsun olmazlar'. Piri Geylani Allah(cc.) vahdaniyetini ve Allah'ın azamet ve celaletinin bütün mahlukatlara ve anlayacakları şekilde söylemiştir. O'nun ilmiyle insanlar deniz dalgaları gibi hidayet oldular. Muhakkak ki Allah(cc.) kendi azametini insanların anlayabileceği şekilde önce peygamberler(mucizat) aracılığı ve sonra evliyalar (keramat) anlatmıştır. Şeyh Abdülkadir Geylani hz. tercümesinin kuvveti bize kadar gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bunun sebebi sağdık ihlası idi. Allah O'nun sadık ihlasından dolayı böyle olmuştur. El Alimun Rabbani dememizin sebebi de şudur Seyyid Abdülkadir Geylani hz. zahiri ve batını ilimleri birleştirerek sünneti seniyyenin ahkamlarının hakikatlarını meydana çıkardı. Hak ile batılı birbirinden bariz olarak ayırdı. Onun için ilminin bereketleri kıyamete kadar devam edecek ve o ilim sayesinde insanlar birleşecek cemaat olacak sünneti seniyyeyi güzel bir şekilde yerine getirecektir. Ve bu ilim sohbetleri ile devam edecektir.

Birazda ceddiniz Şeyh Nablusi hakkında sohbet edelim dedim. İmamı azam Ebu Hanife mezhebinde söz sahibi fıkıh ilminde onun görüşüne de alimler kendi döneminde ve şimdiye kadar başvurmuşlardır. Her zaman kavlisahih olan mübarek bir zattır. İlim tedrisatından sonra Şam'da vefat etmiştir. Ömrünün tamamı talebe yetiştirmek ve fetva ile geçmiştir. Şu anda ismini taşıyan camidede metfundur.

Ve kendisine dedim ki: Senin ceddin Nablusi hz. benim ceddim Seyyid Abdülkadir Geylani Hz. salavat kitabını şerh etmiştir. Bundan haberin var mı dedim haberi olmadığını belirtti. O kitabın el yazma daha hiç baskı görmemiş bir nushasının bende olduğunu ve baskıya gireceğini belirttim. Kendisi de bundan çok sevindiğini ve ilk çıkan nushalardan istedi.

Dedim ki Osmanlıların adaleti yeryüzüne yayıldı ve yüzyıllar boyu kaldılar, ilk cümlesi körün istediği bir göz Allah verdi iki göz dedi. Onlar Salih muttaki, adaletli, mücahit, sabırlı ve dirayet sahibi insanlardı. Geniş bir coğrafyada zaman zaman nahoş olayar olsada bu durum onların adaletine mani olmamış ve devam etmişleridir. Ve ihtiyarlarımızdan hep duyardık vah vaah Osmanlılar gitti yeryüzünde adalet kalmadı derlerdi. Özellikle İslam aleminde kalmamıştır.


Ve ayetikerime de 'Ey İnsanlar biz sizi bir erkek ve dişiden yarattık aşiret ve kabilelere böldük birbirinizi tanıyasınız diye fakat bununla muhakkakki Allah katında en hayırlınız en sadık olandır' bu ayetikerimenin sırrıyla Osmanlılar yeryüzünde bu derece değişik ırk dil ve renklere mensup insanları yekvücut haline getirdiler. İslam coğrafyası o büyüklüğe rağmen o çeşitlilik ve renkliliğe rağmen onların adaleti ile huzur ve refah içinde yaşadılar. Şu anda parçalanmış ufak ufak noktalar haline gelmiş İslam coğrafyası üzerindeki kara bulutları herkes görmektedir. Şu andaki zulüm onların dağılmasından sonra olmuştur. Allah onlara rahmet eylesin ben onları çok seviyorum ve bütün arzum onların o adaletin yeryüzüne gelmesini gönülden arzu ediyorum. Şu anda İslam coğrafyasına göz atacak olursak Irağın, Filistinin, Afganistanın, çeçenistan, Bosna hersek' durumunu görüyoruz. Bunlar Osmanlının olmamasından kaynaklandığını biliyoruz…..…….. Avrupalılar Müslüman coğrafyasındaki değerli kaynaklara bir bir el atmakta ve bunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadırlar……….Halen mevcut İslam coğrafyasında birçok iş yapan firma sahibi çok acı bir gerçektirki batılıdır. Yanlarında işçi olarak Müslümanlar çalışır ancak patronlar parayı kazanan devletlerimizi ülkelerimizi sömüren kaynaklarımızı kullanan vahşi batı ülkeleridir. Osmanlı gittiği her yere adalet götürür orayı imar eder yetişmiş ilim sahibi ulamalar getirip hanlar hamamlar ve gelişmişlik getirerek huzur temin ediyordu. Mevcut vahşi kapitalizme baktığımızda ise bunların tümüyle tersini görüyoruz. Batılı güçler gittikleri yerlere kan ve adaletsizlik getirmektedirler.

Onların adaleti gelirse İslam coğrafyası üzerindeki siyah bulutlar yerini güneş ve aydınlığa bırakır. …

Müslümanların bütün maddi ve manevi güçlerini ilim ve bilim yolunda sarfetmelidirler. Ve bu farzdır. Mevcut dünya teknolojilerinin daha iyisini yapmak için var güzümüzle çalışmalıyız. İlim diyoruz çünkü ilim insanları yüceltir. Aralarındaki dil, ırk ve anlayış farkları ilim sayesinde yek vucut olur. Kendisinin meşguileyini sordum. Üniversitede ders verdiğini akşamları da dedesinin camisinde ders verdiğini belirtti. Belirli günlerde kendisi ve diğer günlerde de başka hocaların bu camide akşam namazından saat 21:00'a kadar talebelere ders vermektedir. Ve Şam'ın alimlerinin hepsinin adeti belli camilerde talebe yetiştirmektir. Türklerin Hanefi mezhebinden olduklarını söyledim. Kendisi de bilmekte olduğunu belirtti. Kendisini Türkiyeye davet ettim kendisi de en yakın zamanda İstanbul'a geleceklerini ifade ettiler.

Ayrıca İstanbulu'da çok seviyorum dedi.


Son Eklenen Yazılar

Kibrin Nedenleri ve Çeşitleri / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Cenab-ı Hakk’ın kulları üzerinde görmek istemediği birtakım çirkin sıfatlar vardır. Bunlardan en kötüsü kibir yani büyüklenmektir. Rabbimiz Kur’ân’da ilk büyüklenen...

İnsanın Eman Arayışı / Prof. Dr. Celal Türer

İnsan-fıtrat ilişkisinde güven kavramının yeri nedir? Nasıl şekillenir? Güven kavramı çok boyutlu; duygudan inanca, fizikten metafiziğe, bireyden sosyale, hayat...

Çocuk ve Allah İnancı / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Dini inanç ve insan psikolojisi arasında ne tür bir ilişki var? Din ve psikolojinin yakın bir ilgisi var. Bütün dünyada yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki, din...